ARAMA VE KURTARMAYA GİRİŞ

Arama ve Kurtarma, herhangi bir doğal veya insan kaynaklı afet esnasında acil yardıma ihtiyacı olan kimselerin yerini tespit etme gerekirse ilk yardım uygulama ya da yardım alacakları güvenli bir yere nakletme faaliyetleri olarak tanımlanmaktadır. Bazı arama ve kurtarma ekipleri, kurtarma sonrası bakım ve barınma olanaklarının sağlanmasında da kazazedelere yardımcı olurlar. Arama ve kurtarma faaliyetleri esnasında insanların ve özel eğitimli hayvanların yanı sıra, basit araç-gereçlerden özel donanımlı hava, kara ve deniz taşıtlarına kadar çok çeşitli ekipmanlardan yararlanılmaktadır.
Başbakanlık Afet ve Acil durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yayımlanan Açıklamalı Afet Yönetimi Terimleri Sözlüğü’ne göre Arama (serch); Afet ve acil durumlarda afetzede veya kazazedenin yerinin belirlenmesine yönelik yapılan çalışmadır.
Arama ve Kurtarma (search and rescue); Afet nedeniyle güç durumda kalmış insanların, özel olarak eğitilmiş ve donatılmış resmî veya özel ekipler tarafından aranması, bulunması ve kurtarılmasına yönelik çalışma olarak tanımlanmaktadır.
Türk Arama ve Kurtarma Yönetmeliği’ne göre ise, Arama ve Kurtarma (AK); hava ve deniz vasıtalarının karada, havada, su üstünde ve su altında tehlikeye maruz kalması, kaybolması veya kazaya uğraması hâllerinde bu vasıtalardaki şahısların her türlü araç, özel teçhizat veya kurtarma birlikleri kullanılarak ve kurtarılması işlemini,
Kazazede; AK tanımı kapsamında olan ve bulundukları mahalde yaşamı tehlikede bulunan kişiyi, Arama ve kurtarma birliği/ekibi; Özel malzeme ve ekipman ile donatılmış, özel olarak arama/kurtarma ve yardım eğitimi almış, afet ve acil durumlara müdahale edebilen profesyonel personelden teşkil edilmiş birlik/ekibi,
ifade etmektedir.
ARAMA VE KURTARMA TÜRLERİ
Dağda AK: Özellikle dağlık ve engebeli arazilerde yürütülen arama ve kurtarma çalışmaları ile ilgilidir.
Karada AK: Karada ve iç sularda zor durumda kalan kazazedeleri arama ve kurtarma çalışmaları ile ilgilidir.
Kentsel AK: Yıkılan binalar veya diğer endüstriyel tesislerde mahsur kalan kazazedelerin kurtarılma çalışmalarıyla ilgilidir. İşin uzmanlık doğası gereği, bu alanda görevlendirilen ekiplerin multi-disipliner bir kadroya sahip olması zorunludur. Bu nedenle, arama ve kurtarma ekibinde güvenlik, yangın ve acil sağlık hizmetleri konularında uzmanlaşmış personel bulunmaktadır. Geleneksel kara arama ve kurtarma ekiplerinin aksine, bu ekipler binalarda yapısal çöküş, elektrik hatları, kırık doğal gaz boru hatları ve diğer tehlikelerle karşı karşıya kalabilirler.
Savaş Alanında AK: Savaş sırasında ve çatışma alanlarının içerisinde veya etrafındaki arama ve kurtarma çalışmalarını kapsar.
Hava ve Deniz Araçlarındaki AK: Ankara ve İstanbul uçuş bilgi bölgeleri (FIR) dâhilinde arama ve kurtarma hizmetleri Uluslararası Sivil Havacılık Organizasyonu (ICAO) uluslararası standart ve tavsiye edilen usullere göre yürütülür. Gerekli kolaylıkların temini için her türlü sorumluluk Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı ile Ulaştırma Bakanlığı’na aittir.
Arama ve kurtarma hizmetlerinden sorumlu otoriteler
Ana Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi (AAKKM) Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’dır. AAKKM karada, havada ve denizde arama ve kurtarma harekâtının en üst düzeyde koordinasyonu ve iş birliğini sağlayan ve hâlin icabına göre kanunlar, uluslararası çok taraflı ve iki taraflı, sözleşmeler esaslarına göre komşu ülkelerle koordinasyon ve işbirliği kuran merkezdir.
Arama ve kurtarma hizmetlerini veriliş koşulları
Türkiye’deki arama – kurtarma hizmeti ve kolaylıkları, arama ve kurtarma çalışmaları ücretle tutulma durumu olmadıkça, Sivil Havacılık İdaresine (CAA) yapılacak müracaatla kendi toprağı üzerinde komşu ülkelere her zaman ücretsiz sağlanır.
ARAMA VE KURTARMADA ULUSLARARSI YETKİ PAYLAŞIMI
Birleşmiş Milletler: 1958 yılında Cenevre de yapılan Uluslararası bir antlaşma ile açık denizlerin ve uluslararası sular olarak bilinen denizlerin sınırları belirlenmiş ve Deniz Hukuku oluşturulmuştur. Uluslararası Arama Kurtarma Danışma Grubu (INSARAG) Ulusal Kentsel Arama ve Kurtarma Kuruluşları arasındaki bilgi alışverişini teşvik eden bir Birleşmiş Milletler Kuruluşudur.
Uluslar arası Sular: Uluslararası sular Denizde Can Güvenliği Uluslararası Sözleşmesi ile 13 bölgeye ayrılmıştır. Denizde arama ve kurtarma uluslararası sözleşmesi 1979 yılında imzalanmış ve Temmuz 1985 yılında yürürlüğe girmiştir. Kuzey Kutbu’nda, arama ve kurtarma sorumlulukları, Kuzey Kutbu Arama ve Kurtarma Anlaşması çerçevesinde Mayıs 2011’de yapılmıştır. Bu anlaşmaya göre ülkeler bayrak ayrımı yapmadan gemi, mürettebat ve yolcuları tehlike altında bırakmadan en hızlı ve güvenli şekilde kurtaracaklardır.
Uluslararası Denizcilik Örgütü
Uluslararası Denizcilik Örgütü, (IMO) 1948 yılında Birleşmiş Milletler denizcilik konferansında kurulması öngörülen ve on yıl sonra Hükümetler Arası Deniz Danışma Örgütü (IMCO) adıyla kurulan ve 1982 yılına kadar bu isimle, Birleşmiş Milletler bünyesinde bir “danışmanlık” birimi olarak faaliyet gösteren ajanstır.
Teşkilatlanışı aşağıdaki gibidir:
• Deniz güvenliği komitesi (msc / maritime safety committee)
• Deniz çevresini koruma komitesi (mepc / marine environment protection committee)
• Hukuk komitesi (leg / legal committee)
• Teknik iş birliği komitesi (tc / technical co-operation committee)
• Kolaylaştırma komitesi (fal / facilitation committee) ve alt komiteler şeklindedir.

ÜNİTE 2
ARAMA VE KURTARMADA PLANLAMA VE ORGANİZASYON

Herhangi bir kaza vuku bulduğunda veya herhangi bir yerde afet meydana geldiğinde, acil olarak yürütülecek en önemli çalışmaların başında haberleşme, ulaşım, arama ve kurtarma faaliyetleri ve sağlık hizmetleri gelmektedir. Bu faaliyetlerin planlı ve organize bir şekilde yapılması ise son derece önemlidir. Planlama;arama ve kurtarma işini yaparken ileriye bakılmasına ve kolay seçeneklerin bulmasına yardım eden bir süreç olarak düşünülebilir. Arama ve kurtarma planı ise; Arama ve kurtarma hizmetlerinin hazırlıklarını destekleyen amaçları, düzenleri ve usulleri açıklamak için ulusal ve uluslararası arama ve kurtarma yapısının tüm seviyelerinde mevcut olan dokümanları açıklamakta kullanılan genel bir terimdir.
Organizasyon ise, arama ve kurtarma çalışmalarının amaçlarına ulaşabilmesi için hangi işlevleri yapması gerektiğine ve bu işlevleri yapacak kısımların birbirleriyle ahenkli çalışacak şekilde oluşturulmasına bu organlarda çalıştırılmak üzere gerekli olan beşeri ve maddi sermaye unsurlarının tedariki ve uyumlu hâle getirilmesine ilişkin süreçlerden oluşmaktadır.
ARAMA VE KURTARMADAPLANLAMA VE ORGANİZASYONUN ÖNEMİ
Arama ve kurtarmada planlama ve organizasyonun amacı; afet ve acil durumlara ilişkin müdahale çalışmalarında görev alacak, il hizmet servisleri, İl hizmet grupları, il hizmet ekipleri ve il koordinasyon birimlerine ait rolleri ve sorumlulukları tanımlamak, afet öncesi, sırası ve sonrasında olmak üzere, müdahale planlamasının temel prensiplerini belirlemek ve uygulamaktır.
Herhangi bir yerde acil durum meydana geldiğinde acil olarak yürütülecek en önemli faaliyetlerin başında planlı ve organize bir şekilde olmak üzere, haberleşme, ulaşım, arama kurtarma faaliyetleri ile sağlık hizmetlerinin yapılması gelmektedir.
Arama kurtarma birçok farklı birimden oluşan organizasyon işidir. Bu organizasyona üst düzeyde planlama, eğitim ve tatbikat düzenleme, diğer kurumlarla müşterek çalışma birimleri, orta düzeyle alt düzey birimlerin birbirleri arasındaki koordinasyonu sağlama birimleri ve alt düzeyde dağcı, cankurtaran, dalgıç, paraşüt, kırım kurtarma, yangın söndürme gibi birimler bulunmaktadır.
Planlama safhasında toplanılan verilerin bilgisayar destekli sistemlerle çözümlenmesi, planlamanın doğruluğunu artırırken, aynı zamanda gereksiz işlemlerin yapılmasını da engelleyerek zaman, personel ve para kazancı sağlayabilir. Bilgisayar destekli arama kurtarma sistemine sahip olmayan ülkeler veya kurumlarda planlama aşamasında şu basamaklar takip edilebilir:
• Durumu değerlendirin, daha önceki benzer arama kurtarma faaliyetlerinin ‘‘Sonuç Raporları’’na bakın,
• Olay mahalini kestirmeye çalışın, hata ve sapma ihtimallerini değerlendirin,
• Kazazedelerin olası hareketliliklerini de hesaba katın, olası mesafe veya istikamet hatalarını değerlendirin,
• Yeni verileri de ekleyerek olay mahallinin ve kazazedelerin en muhtemel yerini belirleyin,
• Olay mahaline gidilecek en uygun yol ve aracı belirleyin. Bu basamakta kazazede sayısını da hesaba katın,
• Spesifik arama yollarını belirlemek için muhtemel alt-arama sahaları ve paternleri (şablonları) belirleyin. Örneğin bir dağın dört bir tarafı ve yamaçlarını katman katman ayırarak planlama yapılabilir,
• Durumu doğru olarak tanımlayan bir arama faaliyeti icra edin.
Bir arama ve kurtarma operasyonunda planlama ve organizasyon safhalarında olması yapılması gerekli zorunluluklar şunlardır:
– Zamana karşı yarış
– Afet sonrası hayatta kalanların desteklenmesi
Genel Olarak Bilinmesi Gerekenler: İki farklı arama ve kurtarma operasyonunda kesinlikle aynı yöntem takip edilemez. Her kaza kendi içinde farklı bir durum olarak değerlendirilmeli ve planlanmalıdır.
Arama ve kurtarma olayları genellikle müdahale faaliyetlerini organize etmek için belirlenmiş aşamalardan geçer. Bu aşamalar:
• Arama ve Kurtarma Servislerinin Kapasitesi
• Arama ve Kurtarma Aşamaları
• Haberdar Olma
• İlk Hareket
• Planlama
• Operasyon
• Sonuçlar
Arama ve Kurtarmada Detay Planlama ve Operasyon
Planlama, eldeki verilere, geçmişte edinilen tecrübelere ve geleceğe dair öngörülere dayalı olarak belli amaç veya amaçlar doğrultusunda geleceğe dair karar verme olarak tanımlanabilir.
Kurumlar için planlama, kurumsal hedeflere ulaşmak yolunda kuruma ait kaynakların yapması gereken işlen ve bu işlerin zamanlamasının belirlenmesidir. Bu bağlamda kurum kaynaklan ile kastedilen tedarik/satın alma, üretim, satış, finans, insan kaynaklan, vb. tüm kurumsal fonksiyonları yerine getirmede rolü olan çalışan, donanım/ekipman ve hammadde gibi unsurlar olarak düşünülebilir.
Bilinmesi ve kaçınılması gereken üç ana tehlike mevcuttur.
• İlki, tam olarak ya da yeterli düzeyde plan yapmamaktadır
• İkincisi “fazla plan” yapmak, yani pratikte uygulanması zor olacak ve bu nedenle tamamen gerçekleşmeyecek kadar karmaşık bir plan oluşturmaktır,
• Üçüncüsü ise planı yeterince çalışmamak ve pratik yapmamak; bunun sonucunda planın rafa kaldırılarak toz tutmaya bırakılması ve hatta önemli olay sırasında bile rafta kalmasıdır.
Planlar ana hatları ile şunlara cevap vermelidir:
• Durumun değerlendirilmesi,
• Hayatta kalanların en olası konumu ve bu konumu hakkında belirsizlik veya tahmin,
• Mevcut arama kurtarma tesisleri kullanmak için en iyi yolun belirlenmesi,
• Alt alanları ve arama kalıplarının tanımlaması,
• Bir arama eylem planı yapmak dahil,
• Durum
• Aranılan cisim
• Arama kurtarma unsurlarının sorumlulukları
• Olay yeri koordinasyonu
• Merkezlerin raporlama talepleri
Arama ve Kurtarma Çalışma Yöntemleri
Arama ve kurtarma faaliyetlerinin temel amacı, ilk dört gün içerisinde maksimum sayıdaki kazazedeyi canlı olarak kurtarmak, yararlıların tedavi edilmesini sağlamak ve kurtarılanların temel ihtiyaçlarını en kısa sürede, en uygun yöntemlerle karşılamaktır.
Afet Aksiyon Planının Geliştirilmesi
Afet öncesi plan baz alınarak, saha operasyonları için afet aksiyon planı geliştirilir. Afet amiri bölgeye ulaşıp, durumu değerlendirmeye teşebbüs ettiği ve operasyona başladığı zaman afet aksiyon planı geliştirilmeye başlanır. Bu plan çerçevesinde beş tane standart aşama uygulanır. Bu beş adet safhanın içerisinden, sadece birinci, ikinci ve üçüncü aşamalar bu araştırmanın konusu olan arama kurtarma faaliyetlerini kapsamaktadır. Bunlar;
• Görevlerin belirlenmesi ve enkaz alanına hâkim olunması,
• Enkazın üzerindeki tüm afetzedelerin mümkün olduğunca güvenli ve hızlı olarak kaldırılması,
• Yaşayabilir afetzedeler için tüm boşlukların ve ulaşılabilen bütün alanların aranması.
ARAMA VE KURTARMA FAALİYETLERİ İÇİN ALINACAK TEDBİRLER
Birinci Safha: Acil Durum ve Afet Öncesi Hazırlıklar
Acil durum ve afetlerin oluşturabileceği hasarları ve zayiatı azaltmanın en etkin yolu gelişim alanlarının seçimi, imara açılması ve bu alanların üzerinde afete dayanıklı yapıların inşa edilmesi ile yapıların proje ve inşa hâlindeki denetimlerinin etkin şekilde yapılaması, caydırıcı cezalandırma yöntemlerinin de yasallaştırılması gerekmektedir.
İkinci Safha: Acil Durum ve Afet Anında Yapılması Gerekenler
Acil durum ve afet sırasında ilk ve en önemli iş paniğin önlenmesidir. Afet bölgesinde derhâl kriz masası oluşturularak görev paylaşımı yapılmalı ve bu masaya afetin boyutları hakkında sağlıklı bilgi akışı sağlanmalıdır.
Üçüncü Safha: Kurtarma Çalışmalarının Yapılması
Enkaz altından canlı kurtarma işlemlerinde felaketi takip eden ilk 8 saat kurtarma çalışmaları için çok önemlidir. Kurtarma ekipleri gelinceye kadar yerel imkânlarla enkaz altından çıkarılamayan ancak, ulaşılabilen yaralılara mutlaka yerinde ilkyardım yapılmalıdır. Bilahare ilk 8 saati takip eden ilk 16 saat içerisinde gelecek kurtarma ekipleri doğru yönlendirmeli öncelikle yaralılara hizmet verilmesi sağlanmalıdır. Devamındaki 96 saatte canlı kurtarma işlemleri için çok önemli zaman olup, toplam bu 120 saatin çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu safha afet konusunda yetişmiş yöneticilerin ve uzman sivil savunma birliklerinin bölgeye gelerek çalışmalara başladığı safhadır.
Kurtarma çalışmalarının başarısı;
• İyi bir planlama sevk ve idareye
• Sağlıklı aramaya
• Doğru kurtarma sistemi seçimine
• Doğru araç, gereç seçimine
• Eğitilmiş personele
• Değir birimlerle koordinasyona bağlıdır.
Kurtarma çalışmalarının tek elden yürütülmesi ve kurtarma ekibine sorumluluk verilmesi;
• Lüzumsuz arama yapılmasını önler.
• İş makinelerinin gereken yerlerde kullanılmasını sağlar.
• Kurtarma ve yıkıntı kaldırma faaliyetlerinin birbirinden ayrılmasını sağlar.
• Sevk ve idarede çok başlılığı ortadan kaldırır.
• Zamanın verimli kullanılmasını sağlar.
TÜRK ARAMA VE KURTARMA SİSTEMİ
“Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi” madde ile AAKKM, ülkemizin tek yetkili kurumu olmuştur. Arama kurtarma birliklerinin yapısı içerisinde görev yapan personel Doktor, Veteriner, Psikolog, Sosyal Çalışmacı, Hemşire, Sağlık Memuru, Mühendis, Tekniker, Arama ve Kurtarma Teknisyeni, Sivil Savunma Uzmanı, Şef, Şoför, Teknisyen Yardımcısı, Hizmetli, Koruma Güvenlik Şefi ve Koruma Güvenlik Görevlisi mesleki sınıflarından oluşmaktadır. Türkiye’nin Arama ve Kurtarma Organizasyon merkezi Ankara’da bulunmakta olup, bu merkez birçok kurum, kuruluş ve bakanlıkların işbirliğiyle görev yapmaktadır.
TÜRKİYE AFET PLANI ÖZETİ
Türkiye Afet Müdahale Planının (TAMP) amacı; afet ve acil durumlara ilişkin müdahale çalışmalarında görev alacak hizmet grupları ve koordinasyon birimlerine ait rolleri ve sorumlulukları tanımlamak, afet öncesi, sırası ve sonrasındaki müdahale planlamasının temel prensiplerini belirlemektir. Türkiye Afet Müdahale Planı, ülkemizde yaşanabilecek her tür ve ölçekte, afet ve acil durumlara müdahalede görev alacak, bakanlık, kurum ve kuruluşlar, özel kuruluşlar, Sivil toplum kurtuluşları ve gerçek kişileri kapsar.
Türkiye Afet Müdahale Planı planlama prensipleri “temel prensipler” ve “tamamlayıcı prensipler” olmak üzere iki kısma ayrılmakta olup aşağıda verildiği şekildedir.
Temel prensipler:•Kapsamlı olması (Hazırlık, müdahale, ön iyileştirme aşamaları)
• Her tür ve ölçekteki tehlikeleri kapsaması
• Tüm ana ve destek çözüm ortaklarının rol ve sorumluluklarını içermesi
• Ulusal, bölgesel ve yerel afet müdahale kapasitesini anında harekete geçirmeyi esas alması
Tamamlayıcı Prensipler
• Etkili planlama
• Esnek ve ölçeklenebilir yapı
• İyileştirme ve geliştirme
• Koordinasyon, iş birliği ve dayanışma
• Bilgi yönetimi ve iletişim
• İlgili mevzuata uygunluk
Plan Türleri ve Entegrasyonu
Genel olarak planlar stratejik, taktik ve operasyonel yaklaşımla hazırlanır. Stratejik planlar, kurum ve kuruluşların orta ve uzun vadeli amaçlarını, temel ilke ve politikalarını, hedef ve önceliklerini, performans ölçütlerini, hedeflerine ulaşabilmek için izlenecek eylem ve yöntemler ile kaynak dağılımını içerir. Taktik planlar; rolleri, sorumlulukları, görevleri tanımlar ve hizmet gruplarının yapacakları çalışmalar ile eylemleri ifade eder. Operasyonel planlarda ise personel, ekipman ve kaynak yönetimi gibi detaylar yer alır.
Türkiye Afet Müdahale Planı, taktik yaklaşımla hazırlanmış olup afet ve acil durumlara ilişkin müdahale çalışmalarında görev alacak, hizmet grupları ve koordinasyon birimlerine ait rolleri ve sorumlulukları tanımlamaktadır.
Afet ve Acil Durum Yüksek Kurulu Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında hangi olay türlerine yönelik ulusal düzeyde plan hazırlanacağına karar verir. İlgili kurumlar kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde planlarını hazırlar.
Plan Hazırlama Süreci
Plan hazırlama süreci organizasyon, analiz, kapasite geliştirme ve entegrasyon süreci olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Süreçler aşağıda açıklanmıştır:
1- Organizasyon süreci:
– Hizmet grubunun oluşturulması
– Hizmet grubunun süreç analizinin yapılması
– Hizmet grubunun kendi içinde süreç analizi çerçevesinde iş bölümü yapması
– Hizmet grubu ekiplerinin kurulması
2- Analiz Süreci :
– Hizmet grubunun kaynak-envanter tespiti
– İş birliği
– Hizmet grubu saha destek ekiplerinin intikal planlaması
– Hizmet grubu destek kaynaklarını intikal planlaması:
– Hizmet grubu 0. dakika planlaması:
– Hizmet grubu acil durum irtibat numaralarının tespiti
– Bakanlıkların afet ve acil durum yönetim merkezlerinin teşkili
– Hizmet grubunun raporlama ve haberleşme usullerinin tespiti:
3- Kapasite Geliştirme Süreci:
– Senaryo çalışması
– Kapasite geliştirme kararları
– Finansman temini
– Organizasyon ve analiz
4- Entegrasyon Süreci:
– Tüm hizmet grupları planlarının bütünleştirilmesi,
– Ulusal düzey hizmet grubu sorumlusu bakanlığın yerel teşkilatları tarafından hazırlanacak operasyonel planların il afet müdahale planlarına entegrasyonu,
– İhtiyaç duyulan konularda mevzuat değişikliği için yapılacak çalışmalar,
– Hizmet gruplarının personel, haberleşme, mesaj, bilgi aktarımı, raporlara ve envanterlere ulaşımı sağlayacak ortak bilgi işlem portalı hazırlanması,
– Planların eğitimi,
– Masa başı ve saha tatbikatlarının yapılması.
ARAMA VE KURTARMA TEŞKİLATI
İkiye ayrılır:
Ana Hizmet Birimleri: Arama kurtarma Ekibi, Yangınla mücadele ekibi,i lk yardım ekibi, sosyal yardım ekibi
Yardımcı hizmet birimleri: Haberleşme Ekibi, Ulaştırma Ekibi
ÜNİTE 3
ARAMA KURTARMA TEKNİK VE BECERİLERİ

ARAMA VE KURTARMA TEKNİK VE BECERİLERİ HAKKINDA TEMEL BİLGİLER
Afet ve acil durum, toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan doğal, teknolojik veya insan kaynaklı olaylar olarak tanımlanmaktadır. Afet, etkilenen toplumun yalnızca kendi kaynaklarını kullanarak başa çıkma yetisini aşan yaygın insani, maddi ya da çevresel kayıplara sebebiyet vererek toplumsal işlevin ciddi şekilde aksaması anlamına gelir.
Acil Durum ve Afet Yönetimi: Afet sonucunu doğurabilecek olayların önlenmesi veya zararların azaltılması amacıyla afetlere/acil durumlara hazırlık ve onların olası zarar/risklerinin azaltılması ile birlikte afetlerden/acil durumdan sonra müdahale etme ve iyileştirme gibi çalışmaların tümünde yapılması gereken çalışmaların toplumun tüm kesimlerini kapsayacak şekilde planlanması, yönlendirilmesi, desteklenmesi, koordine edilmesi, gereken mevzuat ve kurumsal yapıların oluşturulması veya yeniden düzenlenmesi ve etkin ve verimli bir uygulamanın sağlanabilmesi için toplumun tüm kurum ve kuruluşlarının, kaynaklarının bu ortak amaç doğrultusunda yönlendirilmesi işlemidir.
Afet meydana geldiğinde acil olarak yürütülecek en önemli faaliyetlerin başında haberleşme, ulaşım, arama ve kurtarma faaliyetleri ile sağlık hizmetleri gelir.
Arama ve kurtarma beceri ve eğitimleri; arama, kurtarma ve hayatta kalma/hayata destek becerileri olarak 3 bölümde İncelenmektedir.
Tıbbi müdahale ekibi, gerekli olduğunda afetzedeye tıbbi bakım sağlar. Tehlikeli madde uzmanları afet bölgesini değerlendirir. Herhangi bir kimyasal bulaşma olması durumunda buna engel olmaya çalışır. Tehlikeli madde uzmanlarının öncelikli görevi zarar azaltma değil tespit ve tanımlamadır. Ağır donanım uzmanları, vinç veya buldozer gibi ağır iş makinelerini kullanır. Ağır iş makinesi uzmanları, çökmüş bir binada çalışmanın özel tehlikelerini bilirler ve enkazın altındaki kurtarma ekibinin ve afetzedelerin zarar görmemelerini sağlayacak dikkatli bir çalışma yürütürler. Teknik ve haberleşme uzmanları, bütün ekip üyelerinin birbirleriyle haberleşebilmelerini temin ederek, olası ikincil çökme durumlarında tahliyenin koordinasyonuna destek olabilirler.Lojistik uzmanları, 16.000 parçadan fazla ekipmanın temin ve idaresini yaparak arama ve kurtarma faaliyetini destekler. Bu ekipmanların içinde, beton kesme testeresi, arama kameraları, tıbbi malzemeler, çadır, kampet ve ekibin 4 günlük kendi idamesini sağlamasına yetecek kadar yiyecek ve su bulunması zorunludur.
Bir arama ve kurtarma ekibi en az 70 kişiden oluşmalıdır. Bir arama ve kurtarma ekibi, 72 saat boyunca yerel kaynakları kullanmadan kendi kendine yetecek donanıma ve iaşeye sahip olmalıdır. Ayrıca afet bölgesinde 10 güne kadar faaliyet gösterebilmelidir.
Bir arama ve kurtarma ekibi, yukarıda bahsedilen imkân ve kabiliyeti gösterebilmesi için yaklaşık 1.4 milyon dolar değerinde, 27 ton ağırlığında ve 16.400’den fazla parçadan oluşan ekipman desteğine ihtiyaç duymaktadır. Bütün ekipman, bir adet C-141 Star Lifter tipi askerî nakil uçağına veya bu uçağın yerini alan C-17 Globe master tipi askerî uçağın sığmaktadır.
Arama Kurtarmanın Gerekliliği
Afetin meydana gelmesinden hemen sonra başlayarak afetin boyutuna göre birkaç saat, birkaç gün veya birkaç aylık dönem içerisinde gerçekleştirilen müdahale acil müdahale faaliyetleridir. Problemli idareciler, acılı ve ne yapacağını bilmeyen insanlar, yabancı ve zor bir çevre, hoşa gitmeyecek kararlar, bilgi eksikliği ve sürenin darlığı acil müdahaleyi daha da zorlaştıran durumlardır. Çalışmaların ilk 24 saatinde arama ve kurtarma, tahliye ve barınma, gıda, su ve kamuoyunu bilgilendirme işlevleri yerine getirilmektedir.
Kısa vade olan birinci haftanın sonunda ise güvenlik, enerji, çevre sağlığı için sağlık önlemleri ve atık yönetimi sorunlarının üzerine gidilmektedir. Müdahale durumunda yapılan işler şu şekildedir:
• Haber alma ve ulaşım problemlerinin çözümü • Afetin etkisinin ve ihtiyaçların tespit edilmesi
• Arama ve kurtarma çalışmalarının başlatılması • İlk yardım çalışmaları
• Alt yapı sorunlarının tespiti ve çözümü • Tahliye • Geçici konutların veya barınakların temini
• Yiyecek, içecek, giyecek ve yakacak temin edilmesi • Güvenlik, çevre sağlığı ve koruyucu hekimlik hizmetlerinin sürdürülmesi • Basın ve halkla ilişkiler konusunun düzenlenmesi
• Hasar tespiti, tehlikeli atıkların ve enkazın ortadan kaldırılması
Uluslararası arama kurtarma gereklilikleri
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), küresel temelde, üye devletleri arama kurtarma birimlerini oluşturmaları için yaptıkları çalışmalarında koordine ederler. ICAO ve IMO, kendi aralarındaki, komşu devletler arasındaki hava ve deniz yetkileri arasındaki iş birliğini geliştirmeye çalışmaktadır. İşlerin insani yapısı üzerine odaklanması ile ICAO ve IMO’nun üye devletleri hayati standartları ve önerileri geliştirmek ve desteklemek, tehlikeli durumların üstesinden gelmek ve önlemeye yardım etmek, devletlere diğer tip yardımları vermek ve uluslararası iş birliğini ve koordinasyonu günlük esasta kolaylaştırmak için iş birliği yapmaktadırlar.
Arama ve Kurtarma Çeşitleri: Arama ve kurtarma iki ayrı bölüm altında incelenmektedir. Bunlar;
• Denizde arama ve kurtarma • Karada arama ve kurtarma
Bunlar da kendi aralarında ikiye ayrılmaktadır. Bunlar:
• Tabii afetlerde arama ve kurtarma (Kendi arasında 4 ana bölüme ayrılmaktadır.) • Depremde arama ve kurtarma • Çığda arama ve kurtarma • Heyelanda arama ve kurtarma • Selde arama ve kurtarma
• Kaza ve kaybolmalarda arama ve kurtarma (Kendi arasında dört ana bölüme ayrılmaktadır.) •Kaybolma • Engellere takılma • Kaza geçirme • Sığınarak mahsur kalma ve kaybolma
Meydana Gelen Acil Durum veya Afet Derecesine Bağlı Olarak Uygulanan Müdahale Teknikleri
Hafif arama kurtarma : Göçük bina araştırmasındaki ilk üç safha; tanıma ve araştırma, kaynakların elimine edilmesi, ilk yüzey araştırması ilk saatlerde organize olmuş gönüllüler tarafından emniyetle ve sistematik olarak uygulanabilir. Bu adımlar hafif ve az hasar görmüş binalarda ve ağır hasar görmüş binalarda emniyetle uygulanır ve “hafif arama ve kurtarma” diye adlandırılır. Hafif arama kurtarmanın bileşenleri suçlardır: • Zaman • İnsan • Malzeme
Ağır Arama ve Kurtarma: Deprem veya herhangi bir afet meydana geldiğinde ilk asama hayat kurtarma evresidir. Kısaca SAR (Arama ve Kurtarma) denilen bu evre ilk 48 saatten 1 haftaya kadar, 2 haftaya kadar uzar. Arama kurtarmanın üç işlemi vardır: • Yerini belirleme (cihaz ve köpeklerin de yardımıyla) • Teknik yardımda bulunma • Tıbbi yardımda bulunma
Birleşmiş Milletler standartlarına göre afet yerine gelen kurtarma ekibi, yaralıları bulabilme, yangın söndürme – enkaz kaldırma gibi teknik yardımlar yapabilme ve tıbbi yardımda bulunabilme becerilerine sahip olmalı.
Yüzde yetmişi sularla kaplı olan yeryüzünde ülkemizin 779 452 km² olan yüz ölçümünün 765 152 km²’si kara, 14 300 km²’si su. Buna ek olarak ülkemizin üç tarafının sularla kaplı olması da su üzeri arama Kurtarmaya duyulan ihtiyacın boyutunu göstermektedir.
Su üzerinde bir arama kurtarma faaliyeti icra edileceği durumlar şunlardır:
• Bir deniz aracından yardım çağrısı alındığında
• Bir deniz aracından acil durum sinyali alındığında
• Bir deniz aracının kesin olarak tehlikede olduğu anlaşıldığında
• Terk edilmiş bir gemi ihbar edildiğinde
• Bir deniz aracından haber alınamadığında
Hava aracı ile arama yapılırken birçok yöntem kullanılır. Bunlardan bazıları sektör, paralel, rota boyu, genişleyen kare gibi metotlardır. Hangi metodun kullanılacağına olaydan elde edilen veriler ışığında pilot karar verir. Hava aracı ile bazı kısıtlar haricinde her türlü faaliyet icra edilebilir. Bu kısıtlar, yakıt kaynaklı mesafe, hava şartları, yükseklik ve arazi yapısıdır. Örneğin 112 Acil Servise ait olan helikopterler kazazedeyi alabilmek için iniş sahasına ihtiyaç duyar.
Sorumlulukların belirlenmesinin akabinde oluşan afetler seviye ve etki derecelerine ayrılmış ve ulusal afet ve acil durum müdahale çalışmalarının 4 seviyede yürütülmesi öngörülmüştür. Bu seviyeler aşağıdaki şekildedir:
1. Seviyede yerel imkânlar yeterlidir.
2. Seviyede destek illerin takviyesine ihtiyaç vardır.
3. Seviyede ulusal desteğe ihtiyaç vardır.
4. Seviyede uluslararası desteğe ihtiyaç vardır.

ÜNİTE 4
ARAMA VE KURTARMADA KAZA DEĞERLENDİRME SAFHALARI

Arama Kurtarma Personeli İçin İstenen Yetkinlikler
Beceri ve genel yetkinlikler, Fiziksel yetkinlik, Güç, Dayanıklılık, Esneklik, Liderlik, Pratik Zekâ, • Güçlü Bir İrade, • Öz Güven, • Cesaret, • Azimli Olmak ve Kararlılık, • İnisiyatif Kullanma, • Soğukkanlı olmak, • Risk Almak, • Ahlaki Değerlere Sahip Olmak, • Dengeli ve Tutarlı Olmak, • İnsanlara ve Olaylara Yön Verebilmek, Fedakâr Olmak, • Bilgili Olmak ve Kendini Geliştirmek, • Birlik Ruhu Oluşturmak, • İletişim Kurabilmek, • Yaratıcı ve Yenilikçi Olmak, • Karizmatik Güç, • Doğru ve Zamanında Karar Vermek, • Vizyon sahibi Olmak, • Sorumluluk Sahibi Olmak.
Herhangi Bir Acil Durum Veya Afette Kazazede Arama Çalışmaları
4 aşamada gerçekleşir:
Birinci Aşama Fiziksel Aşama: İki şekilde olur. Yatay ve düşey yönde dairesel arama • Yatay ve düşey yönde paralel arama. Ekip elemanları seslenerek, dinleyerek, gözlemleyerek afetzedenin varlığından haberdar olur.
İkinci aşama Köpek kullanarak arama: Köpeklerin arama operasyonlarında kullanılmasında karşılaşılan en ciddi sorun rüzgâr, beton katmanları, asansör boşlukları gibi aralıkların koklama yönlerini değiştirmesi ve köpeklerin afetzedelerin yeri konusunda kesin olmayan yorumlara neden olmasıdır.
Üçüncü Aşama: Dinleme Cihazlarıyla Arama Günümüzde üretilen sismik/akustik dinleme cihazları çok ileri teknolojik özelliklere sahiptir. Bu cihazlar ile göçük altındaki boşluklarda, şaftlarda ve aralıklarda kalmış yaşayan kişilerin ürettiği sinyaller görüntülü ve sesli olarak algılamak mümkün olmaktadır. 4 veya daha fazla sensör ile geniş alanlarda ses altı/sismik frekanslardan duyulabilen seslere kadar (1 Hz ile 3000 Hz arası) bütün frekans yelpazesi algılanabilmektedir
Dördüncü Aşama: Görüntülü Arama
Kazazedeyi Kurtarma Operasyonları Kurtarma operasyonlarını 4 aşamada gerçekleştirebiliriz:
• Enkaz altında kalmamış afetzedelerin kurtarılması
• Enkaz altında fakat görünen afetzedelerin kurtarılması
• Canlı olmayan afetzedelerin kurtarılması,
• Enkaz altında yerleri belli olmayan afetzedeleri kurtarılması
KAZAZEDEYE ULAŞILMASI VEYA KORUNMASI İÇİN AFET ÖNCESİ, SIRASI VE SONRASINDA YAPILMASI GEREKEN ÇALIŞMALAR
Afetin gelişmesini afet öncesi, sırası ve sonrası olarak üç bölüme ayırırsak bunların içinde afet öncesi çalışmalar en önemlisidir. Bu çalışmalar özellikle afetin oluşmasını bazı durumlarda engelleyebilmekte ve kötü sonuçlarının asgari düzeyde tutulması imkânını sağlayabilmektedir.
Bütünleşik afet yönetimi sisteminde, • Kayıp ve Zarar Azaltma • Hazırlık • Tahmin ve Erken Uyarı
• Afetler • Etki Analizi gibi afet öncesi korumaya yönelik olan çalışmalara risk yönetimi denilirken;
• Müdahale • İyileştirme • Yeniden Yapılanma gibi afet sonrası düzeltmeye yönelik olarak yapılan çalışmalar ise “kriz yönetimi” olarak adlandırılır. Böylece afet yönetim sistemi, afet öncesi (risk yönetimi) ve afet sonrası (kriz yönetimi) şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Risk ve kriz yönetiminin birlikte yürütülmesine “afet yönetimi” denilmektedir.
Afet Öncesinde Yapılması Gereken Çalışmalar
Zarar Azaltma Evresi: Afet ve risk yönetiminin en önemli ve ilk evresi zarar azaltmasıdır. Bu evre, modern afet yönetiminin kalbidir. Zarar azaltmanın amacı aynı zamanda, iş yerlerinde çalışanları basit önlemler, acil durumlar ve afetler konusunda eğitmek, böylece kayıp ve yaralanmaları azaltmaktır. Ekonomik zarar azaltma önlemleri, uzun dönemde sürdürülebilir kalkınma, iş, üretim, hizmet ve afet kayıplarını azaltmak için çok önemlidir.
Hazırlık Evresi: Afet ve risk yönetiminin ikinci önemli evresi olan hazırlık safhasında yapılması gereken çalışmaların ana hedefi, tehlikenin insanlar için olumsuz etkiler doğurabilecek sonuçlarına karşı önlemler alarak zamanında, en uygun şekilde ve en etkili organizasyon ve yöntemler ile müdahale edebilmeye hazırlanmaktır. Hazırlıklı olma, acil durum/afet hâlinde yetki ve sorumlulukların belirlenmesi ve destek kaynaklarının düzenlenmesini de içerir.

Afet Anında veya Hemen Sonrasında Yapılması Gereken Çalışmalar
Afetin oluşumunu takip eden ve afetin oluşundan hemen sonra başlayarak afetin büyüklüğüne bağlı olarak en çok 7 gün süren faaliyetler can ve mal kayıplarının artmasını engellemeye yönelik kriz yönetimi çalışmalarıdır.
Müdahale Evresi: Müdahale evresinde görev alacak personelin belirlenmesi, personelin uyarılması, başka yere tahliye edilmesi ve barındırılması, tesis çevresindeki halkın sürekli bilgilendirilmesi, arama kurtarma çalışmaları, tıbbi yardım sağlanması, hasar tespiti, zarar azaltma için göz önüne alınacakların belirlenmesi ve hatta bölge dışından talep edilecek yardımlar “müdahale” evresi kapsamındaki çalışmalardır. Bu safhada yapılan faaliyetler arasında; • Haber alma ve ulaşım,
• İhtiyaçların belirlenmesi, • Arama ve kurtarma, • İlk yardım, • Tedavi, • Tahliye, • Geçici iskân, • Yiyecek, içecek, giyecek, yakacak temini, • Güvenlik, • Çevre sağlığı ve koruyucu hekimlik, • Hasar tespiti, • Tehlikeli yıkıntıların kaldırılması yer alır.
Etki ve İhtiyaç Analizi
Kaynak Yönetimi Kaynak yönetiminin ana bileşenleri planlama, organizasyon, yönetim ve kontroldür. Yönetilecek kaynaklar insan gücü (görevli ve gönüllü), araçlar, ekipman ve teknik bilgilerden ibarettir.
Davranış Şekilleri: Afet anında veya hemen sonrasında uygulanması gereken belli başlı dört davranış şekli vardır: Çök, Kapan ve Tutun • Yerinde Sığınak Oluştur • Kilitlen ve Yat • Tahliye
Olağandışı Durum
Olağandışı durum, günlük yaşamın ve toplumsal düzenin bozulması, kesintiye uğraması ve işlevlerini yerine getirememesi şeklinde tanımlanabilir Ortak özellikler
•Yaşam kaynaklarına, altyapıya zarar verir
•Oluştuğunda şok etkisi yaratır.
• Bir bölümünün ne zaman olacağı tahmin edilemezken, bir bölümününki tahmin edilebilir.
• Bazıları ani olur, bazıları yavaş gelişir.
• İlk anlarda organize müdahale gerçekleşemeyebilir.
Afetler ve türleri şöyle sıralanabilir:
• Doğal afetler: deprem, çığ, tsunami, fırtına, sel, heyelan, sıcak veya soğuk hava dalgaları.
• İnsan kaynaklı afetler: savaş, göç, sabotaj, terörizm.
• Teknoloji kaynaklı afetler: kazalar, çevresel afetler, radyoaktif serpinti.
Kaza Değerlendirme Safhaları : Şüphe safhası ( 1 gün) Alarm safhası (2 gün) Tehlike safhası
Havadan arama ve kurtarma yöntemleri Kaybolan veya kazaya uğrayan kişi/kişilere ulaşılabilmesi için yapılacak ilk iş “yerinin belirlenmesidir”.
– Papatya zinciri paterni (şablonu): Büyük vadilerin, girintilerin ve çıkıntıların olduğu alanlarda düşük süratli uçakların ve helikopterlerin birbirilerinin tarama alanlarını kontrol edebildikleri bir arama şeklidir.
– S- Paterni (şablonu): Geniş vadi alanlarında iki hava aracından biri s şeklinde arama yaparken diğer aracın direkt uçuş yaptığı kör noktaları kontrol edebilmek için yapılan bir arama şeklidir. S şeklinde arama dağın tek yüzeyinde de başarıyla uygulanmaktadır.
– Yonca yaprağı paterni (şablonu): Hızlı uçan bir uçağın yonca yaprağı şeklindeki aramasına devam ederken yavaş uçan helikopterin uçağın dönüş rotalarındaki boşluğu dolduracak şekilde ve alçak uçuş yaparak arama yapmasıdır.
Arama paternleri ve teknikleri çeşitli şekillerde yapılmakta olup bu patern ve teknikler aşağıda verilmektedir: Arama bacağı, Yan bacak, Yaklaşma
Karadan arama ve kurtarma yöntemleri
Kaza yeri biliniyor ise; deneyimli bir grup önceden gönderilir. Bu grup çalışmaya başlarken diğer gruplarla irtibatı sağlar. Ana grup gelene kadar gerekli güvenlik tedbirlerini alır ve gerekli ise ilk yardım tedbirlerini uygular.
Kaza yeri bilinmiyor ise arama yöntemleri 4 çeşittir.
• Keşif araması: 3 – 4 veya 5 Kişilik çok deneyimli dağcıdan oluşur. Hızlı ve minimum malzemeyle teçhiz edilmiş olmalıdırlar. Kaybolan grubun takip edeceği rotayı izlerler.
• Alan taraması: Kısmen büyük alanların aranmasında kullanılan bir yöntemdir. Her grup belirli bölgeyi tarar. Gruplar kendi aralarında muhabere yaparlar.
• Süpürerek arama: Grup üyeleri araştırılacak alana belli aralıklarla dizilir ve ileriye doğru arama yapılır. Arama arazinin yapısına, görüş alanına personel sayısına, alanın büyüklüğüne ve arama zamanına göre belirlenir.
• Temasla arama: Küçük alanların ve görüşün zayıf olduğu durumlarda (sisli havada, gece, uçurum kenarı, sık taşlık veya bitki ) araştırmacıların aralarındaki mesafe 5 – 25 m. arasında olmalı ve araştırmacılar bir birilerinin alanlarını da kontrol edebilmelidirler. .
• S- Paterni (şablonu): Havadan arama paterni’nin yerdeki şeklidir.
ÜNİTE 5
ARAMA VE KURTARMADA KULLANILAN MAKİNA VE EKİPMANLAR

W 70 TAHLİSİYE CİHAZI
W70 Faser oksijen cihazı, madenlerde ve diğer endüstriyel tesislerde kurtarma çalışmalarında kullanılmak üzere tasarlanmıştır. W 70 tahlisiye cihazı 9x18x28 alkali patron ve 200kg/cm2 tüp ile 4 saat kullanılabilir.
W70 cihazının Ana Parçaları:
Oksijen tüpü ve manometre: Çelikten imal edilmiş olup serbest hâlde 2 lt hacim ihtiva eder. Üzerinde test tarihi bulunur. Kullanılan tüpler 10 yılda bir, normal dolum kapasitesi 200kg/cm2 basıncın %50 fazlası olan 300kg/cm2 basınç altında teste tabi tutulurlar. Basınç testleri, su havuzunda tüp içine oksijen yerine su basılarak yapılır. Cihazın kullanma süresi hesaplanırken emniyet katsayısı olarak sabit sürekli oksijen akışı 2lt/dakika olarak alınır. Oksijen tüpü 150 atm basınç altında doldurulursa 300 lt oksijen, 200 atm basınç altında doldurulursa 400 lt oksijen alır. Oksijen tüpü açıldığı zaman oksijen manometreye direkt olarak cihaza ise valf ünitesinden geçerek akar. Manometreye serbest basınçta gelen oksijen ibreyi harekete geçirir. Manometre kadranı üzerinde 0, 5, 15, 20, 25, 30 MPa değerleri vardır. Manometre 30 MPa basınca kadar ölçüm yapabilir. Cihaz üzerinde manometre ile oksijen tüpü arasında oksijen akışını açıp kapatan manometre mandalı vardır. Manometre mandalı normal zamanlarda daima açık (yukarıda) tutulmalıdır. Tahlisiye cihazını kuşanmış bir tahlisiyeci gerek bakarak oksijen tüketimini kontrol etmelidir.
Redüksiyon ventil : Oksijen tüpünde bulunan 200kg/cm2 basıncı 4kg/cm2 basınca düşüren tazyik düşürücü sistemdir
Ciğer otomatiği: Redüksiyon ventil üzerine montelidir. Nefes alma odası ile irtibatlıdır. Sabit sürekli oksijen akış dozajı yetmediği zaman oksijen takviyesi sağlar. Tahlisiye cihazında bulunan oksijen tüpü ilk açıldığında bir defaya mahsus ön püskürtme olur. 2- 2.5 saniye içinde nefes torbasına 5-6 lt oksijen vererek cihazı kullanılacak konuma getirir.
Alkali patron: Alkali patronun görevi, %3-4 CO2’ li havayı %0.03 – 0.04 CO2’ ye indirmektir. Alkali patron, %75-76 NaOH, %9-10 Cu2SO4, %14-15 Na2SO4 ve %1-1.5 NaCl2 karışımından oluşur. NaOH, sudkostik adı ile tanınır. Rengi beyazdır. Ticari olarak kırık taneli veya çubuklar hâlinde satılır. Doğada serbest hâlde bulunmaz. Endüstride, etki ve elektroliz yöntemlerle sentezlenir. NaOH suda çok kolay erir. Aşındırıcı özelliği nedeniyle yün, ipek, boya ve buna benzer cisimleri eritir. Kuvvetli nem çekicidir. Derinin suyunu çekerek kavurur, yakar ve büyük acı verir. Bu sebeple; NaOH’e çıplak elle kesinlikle dokunulmaması gerekir. Eriyik hâlde iken cam ve porselene hatta platine etki eder. NaOH veya KOH nem tutucu özelliğe sahiptir. NaCl2, kimyasal maddenin kristalize hâlde kalmasını sağlar. Cu2 SO4 ısı dengeleyicidir. Na2SO4, NaOH veya KOH’ in CO2 ile olan reaksiyon hızını sağlamak için konulmuştur.
Alkali patronun kullanılışı:
•Alkali patron müstakilen kullanılmaz, tipine uygun oksijen cihazına takılarak kullanılır.
• Alkali patronun mühürleri koparılarak kapakları açılır. “Üst” yazısı ve ok işareti, oksijen cihazındaki ok işareti ile aynı yönde olacak şekilde cihaza takılır. Cihazın bağlantı başlıkları alkali patrona hava sızdırmayacak şekilde vidalanır. Bağlantı başlıklarındaki contalar sertleşmiş ise değiştirilmelidir.
• Alkali patron sadece bir defa kullanılır. Çok kısa zaman dahi olsa kullanılıp soğumuş alkali patron değiştirilmelidir ve tekrar kullanılmamalıdır.
• Alkali patronun kullanma süresi, oksijen cihazının 1.5lt/dk devamlı oksijen dozajı ve ciğer otomatiği ile 8 saat, 0.65 lt/dk devamlı oksijen dozajı 12 saattir.
Nefes torbası: W70 tahlisiye cihazında kullanılan nefes torbalarının içi kauçuk, dışı da bezden imal edilmiştir. Nefes torbası yüksek ve alçak basınca karşı dayanıklıdır. Nefes torbası, üzerinde bulunan iki kol vasıtasıyla, alkali patron çıkışı ve nefes alma klapesi arasında 6.5 lt’lik bir rezerve oksijen deposu görevini yapar.
Maske:
Körüklü temiz ve kirli hava hortumları: Hortumlar hava sızdırmaz olmalıdır. Hortum contalarının yuvasında ve sağlam durumda olduğu görülmelidir. Temiz hava hortumu tükürük hokkası aşağı gelecek şekilde monte edilmelidir.
Tahlisiye cihazının kasası: Üzerinde alkali patron, nefes torbası, oksijen tüpü, redüksiyon ventili, ciğer otomatiği, askı kayışları ile temiz ve kirli hava hortumları bulunan alüminyum alaşımından yapılmış bir kasadır. Tahlisiye cihazının montajı yapılırken ve cihaz test edilirken daima ayakları üzerinde dik olarak tutulmalıdır
Alkali patron ve oksijen tüpü montajı yapılarak hazır durumda bekletilen bir tahlisiye cihazı en fazla 6 ay kullanılmadan muhafaza edilebilir. 6 ayı geçen sürelerde tahlisiye cihazındaki alkali patron ciddi olaylarda kullanılmaz.
Oksijen devridaimi: 1- Oksijen tüpü 2. Oksijen tüp vanası 3. Manometre mandalı 4. Manometre borusu 5. Manometre 6. Tazyik düşürücü 7. Emniyet supabı 8. Takviye valfi 9. Temizleme valfi 10. Ciğer otomatik 11. Sabit dozaj O2 borusu 12. Takviye borusu 13. Nefes alma odası 14. Nefes alma hortumu 15. Tükürük hokkası 16. Nefes verme odası 17. Nefes verme hortumu 18. Tahliye supabı 19. Alkali patron 20. Nefes torbası 21. İrtibat bağlantısı

UNİVERSAL KONTROL CİHAZI
Universal kontrol cihazı, oksijen solunum cihazları ile basınçlı hava verici ve hassas dalma cihazlarının kontrolü için kullanılır. Universal kontrol cihazı ile aşağıdaki kontroller yapılabilir:
Oksijen soluma cihazlarında;
• Yüksek ve alçak basınç kontrolü
• Ciğer otomatik basınç kontrolü
• Ciğer otomatik hacim kontrolü
• Yüksek basınç supapları açılma dirençleri kontrolü
• Dakikada litreye düşen miktarın hacim ölçümü
• Alarm sinyallerinin kontrolü
Basınçlı solunum aletleri ve hassas dalma cihazlarında;
• Yüksek ve alçak basınç sızdırmazlık kontrolü
• Akciğer otomatik çalışma basınç kontrolü
• Solunum valfleri açılma dirençlerinin ölçülmesinde
Son Kontrol Cihazının Üzerinde Bulunan Parçalar
– Cihaz bağlama parçası
– Gösterge skalası: 160 mm çapında, dairesel olarak yapılmış olup litre/dakika olarak dozaj ölçmek için biri 0.5-2, diğeri 2-5 değer aralıklı olmak üzere iki skala, ayrıca sıfır noktasının tespiti için donatım plakası üzerine de sıfırlama düğmesi konulmuştur. Alet vakumlu membran ( diyafram ) sistemine göre çalışmaktadır.
– Kronometre
– Çift kademeli havalandırma supabı:
– Anahtar :Alçak basınç, yüksek basınç, hava sızdırmazlık, 0.5-2lt/dak dozaj, 2-5 lt/dakika dozaj testleri yapabilmek amacıyla muayene aleti ile tahliye cihazı arasındaki irtibatı sağlar.
GAZ ÖLÇÜM CİHAZLARI
Metan (CH4) Gazı Ölçüm Cihazları
Gaz detektörü Gaz detektörlerinin ana parçaları :1. Gaz çıkış nipeli 2. Gaz giriş nipeli 3. Dürbün 4. Şalter
5. Sıfır ayar vidası 6. Sıfır ayar kapağı 7. Pil kapağı 8: Aspiratör (pompa)
GP-322 metan gazı ölçüm cihazı
• Grizulu yerlerde kullanılabilir.
• Alarm lambası uyarıcıdır ve görülmesi kolaydır.
• Alarm lambası ışık yayıcı led uygular ve cihazın üst kısmının etrafında 16 lamba vardır. Böylece alarm lambaları her açıdan görülebilir.
• Alarm nokta ayarı kolaylıkla istenilen orana getirilebilir.
• Işıkla beraber sesli olarak da alarm verildiği için metan artışı anında çalışanlar tarafından fark edilebilir.
• Cihazın bataryası zayıfladığında yeşil güç lambası (led) ikaz eder.
Karbonmonoksit (CO) Ölçüm Cihazları
Comopac karbonmonoksit ölçüm cihazı : Comopac CO, elde taşınabilir özellikte olup ışıklı ve sesli olarak CO artışını ikaz eder. 0-200 ppm ve 0-500 ppm arasında CO’ i ölçebilir. CO’in yoğunluğunu dijital olarak gösterir. Ağırlığı net 300 gr’dır. Duyulabilir tonda alarm sesi vardır. Görülebilir LED alarmı ve kulaklığı bulunur. Comopac, iş yerlerinde bulunan havadaki CO’ in sürekli olarak izlenmesinde kullanılır. 0-500 ppm arasında ölçüm yapabilmekte ve kimyasal üretim alanlarında, dökümhanelerde, madencilikte, endüstride kullanılabilir. CO konsantrasyonu 50 ppm’e ulaştığında cihaz sesli ve ışıklı olarak alarm vermektedir. Kullanılan pillere bağlı olarak 3700 saatten fazla çalışabilmektedir.
CO-82 detektörü: Madenlerde, teknik cihazlarda, endüstride ve yangın sonucu oluşan gazlı ortamlarda 0-300 ppm arasındaki CO miktarını tespit etmek için kullanılır. Haftada bir kez CO konsantrasyonu bilinen gaz ile kalibre edilmelidir. Ömrü ortam koşullarına bağlı olarak 6 ay – 2 yıl arasında değişmektedir
Birleşik Gaz Detektörleri
Multi gaz detektörü: Elde veya cepte rahatlıkla taşınabilir. CO, CO2, O2, H2, H2S ve duman tüpleri kullanılmak üzere adı geçen gazların ölçümleri yapılabilir. Gaz detektör tüplerinin iki sene depolama ömrü vardır. Işıktan etkilenmeyecek şekilde kapalı kutular içinde ve serin bir yerde depolanmalıdır.
Yangın sonucu oluşan gazlı ortamlarda 0-300 ppm arasındaki CO miktarını ölçmek üzere Riken CO detektörleri yaygın olarak kullanılmaktadır.
Exotox 60 model gaz detektörü: Tüm donanımı kompakt bir ünite içerisinde yer alan portatif bir ekipmandır. İçerisinde bulunan sensöre bağlı olmak üzere; oksijen, toksik gaz (CO, CL2, H2s, NO2,SO2), patlayıcı gaz (CH4 ve diğer hidrokarbonlar), sıcaklık ve bağıl nem ölçümlerini tek ünitede yapabilmektedir.
Hava Ölçümü
Anemometre: 8 adet kanadın yatay bir mile, radyal kollarla monte edilmesiyle ve üzerinde 1 dakika çalışma süreli kronometresi bulunan, kadran tarafından geçen havanın m/dakika cinsinden hızını tespit etmeye yarayan alettir. Kesit alanı (m2) x Hava hızı (m/dk)= Geçen hava miktarı (m3/ dakika)
Anemometrelerin orijinal tutma kolları 20 cm olduğundan ölçüm sırasında, tüm ölçüm alanını dolaşabilmesi ve ölçüm yapan kişinin ölçüme etkisi olmaması için 1 m’lik uzatma sopasına monteli olarak kullanılmalıdır.
FERDÎ KURTARICILAR
Oksijenli Ferdî Kurtarıcılar: Oksijenli ferdî kurtarıcı kapalı devre solunum cihazı olup kullanıcının aktivitesine göre (koşma, oturma vb.) kullanma süresi değişmektedir. Oturarak bekleme durumunda 100 dk. ,Orta eforda kaçışta 30 dk. Koruma sağlar. Bir kullanımlık cihazdır. Bu cihaz takıldıktan sonra kaçış için 30 dakikalık bir sürenin olduğu unutulmamalıdır.
Filtreli Ferdî Kurtarıcılar: Filtreli ferdi kurtarma maskesi yangın ve patlama sonucu oluşan CO gazına karşı koruma sağlayan acil teneffüs ekipmanıdır CO ferdî maskesi 60 – 90 dakika süre ile koruma sağlar. Filtreli ferdî kurtarma maskesi % 18’ den az oksijen veya diğer zehirli gaz ve dumanların bulunduğu ortamlarda kullanılmamalıdır.

ÜNİTE 6
ARAMA VE KURTARMADA YANGIN VE MÜDAHALE TEKNİKLERİ

Yanma: Yanıcı maddenin tutuşma sıcaklığına ısıtıldığında oksijenle verdiği ekzotermik (ısı veren) zincirleme reaksiyona denir. Yanma ısı (kıvılcım) ve ışık üreten hızlı bir oksidasyondur. Yanma olayının oluşabilmesi için yanıcı madde, ısı (kıvılcım) ve oksijenin uygun miktarda bir arada bulunması gerekir. Yanıcı maddeler katı, sıvı ve gaz hâlinde olabilir Yanmada yakıcı madde olarak rol oynayan oksijen havada %21 oranında bulunur. Katı ve sıvılarda havadaki oksijen oranı %16’nın, gazlarda ise %12’nin altına düştüğünde yanma yavaşlar ve daha sonra da durur.

Yanmanın meydana gelmesinde en büyük etken ısıdır. Isı, cisimlerin sıcaklığının artmasına neden olan
fiziksel bir etkidir. Isının yayılması; • Direkt temas (Conduction), • Hava yolu ile (Convention) • Işıma yolu ile (Radiation) üç şekilde gerçekleşir.
Yanma olayını yavaş yanma, kendi kendine (alevsiz) yanma, hızlı (alevli) yanma ve parlama-patlama şeklinde yanma olmak üzere dört gruba ayırarak incelemek mümkündür.
Yanma sonucunda ışık, duman, ısı, alev, parlayıcı buharlar, zehirli gazlar, karbonmonoksit, karbondioksit, kükürtdioksit, kükürtlü hidrojen, siyanid ve amonyak vb. gazlar açığa çıkmaktadır.
Yangın: Ortamda her zaman ve bir arada mevcut olan, oksijen, yanıcı madde ve ısının kontrol dışında birleşmesi ile ışık (alev) ve kuvvetli ısının açığa çıkması sonucu çevreye yayılması, büyümesi, yaşam ve çevreye zarar verme niteliğine bürünmesidir.
Yangınlar çıktıkları kaynaklara göre de sınıflandırılabilmektedir. Bu nedenle Yangınlar:
• Likit petrol gazı (LPG) • Doğalgaz • Akaryakıt • Baca • Elektrik • Orman• Araç • Bina• Sanayide (endüstride) görülen yangınlar olarak incelenebilir.
Yangının yayılması üç evrede izlenmektedir:
•Başlangıç evresi
•Yayılma evresi (Kararlı hâlde yanma evresi)
•Korlaşma evresi (İçten yanma evresi
Gazların oluşturduğu Tehlikeler: Yangın yerinde meydana gelen ölüm olaylarının çoğu yanma esnasında oluşan gazlar nedeniyle olmaktadır. Zehirlenme çoğunlukla soluma, nadiren de deriden soğurma yoluyla olur.
Gazlar etkilerine göre üç grupta incelenmektedir:
• 1.Grup gazlar insan vücudundan oksijeni alarak boğulmaya neden olurlar. Karbondioksit, su buharı, metan, etan, propan boğucu gaz olarak sayılabilmektedir.
• 2.Grup gazlar nefes yollarını tahriş ve tahrip eder, akciğerleri zedeler. Hidroklorik asit, nitrik asit, formik asit, amonyak, kostik tahriş eden gaz olarak sayılabilmektedir.
• 3.Grup gazlar kanda, sinir sisteminde ve hücrelerde zararlara yol açarlar. Karbonmonoksit, hidrojen siyanür ve hidrojen sülfür zehirli gaz olarak sayılabilmektedir.
Patlama tehlikesi: Yangın yerinde patlama fiziksel ve kimyasal olmak üzere iki şekilde oluşabilmektedir.
Fiziksel patlama: Yangınlarda yüksek ısıya maruz kalan basınçlı kaplarda bu olay gözlemlenebilir: Yangın söndürme tüpleri, deodorantlar, düdüklü tencere, LPG tüpleri içlerindeki gazın artan sıcaklıkla genleşmesi sonucu çeperlerin taşıyabileceği basıncı aştığında en zayıf yerinden genellikle ısındığı taraftan patlar. Dış kabı aksi istikamete doğru şarapnel etkisi ile fırlar. Ev tüpü vb. tüpler soğutulduktan sonra yangın mahallinden çıkartılmalıdır.
Kimyasal patlama: Patlayıcı maddelerin patlaması, oda patlaması, yangın patlaması, yağ patlaması ve gazların yol açtığı patlamalar olmak üzere alt gruplara ayrılmaktadır. Yangınlarda yüksek sıcaklık ve patlama sonucunda çökmeler oluşmaktadır.
Yangın Sınıflaması
•A Sınıfı (Katı yanıcı maddeler yangını)
• B Sınıfı (Sıvı yanıcı maddeler yangını)
• C Sınıfı (Gaz yanıcı maddeler yangını)
• D Sınıfı (Yanabilen metal yanıcı maddeler yangını)
• E Sınıfı (Elektrik etkenli yangınlar)
• F Sınıfı (Yağ tavası yangınları)
Yangın söndürme teknikleri: Soğutarak söndürme, havayı kesme, yanıcı maddeyi ortadan kaldırma ve zincirleme reaksiyonu engelleme şeklinde dört söndürme yönteminden biri veya birkaçı yangında uygulanabilmektedir.
Örtme (Yakıtı giderme): Yakıt kaynağını yok etmek için sıvı ya da gaz akışı durdurulur. Örnek: Doğalgaz vanasının kapatılması ile yakıt kesilir.
Soğutma (Isıyı düşürme): Soğutma yanıcı maddeden ısı alınarak sıcaklığını tutuşma derecesinin altına düşürmektir. Örnek: Yünün tutuşma sıcaklığı 600°C’dir. Yanmakta olan yün, 550°C’ye soğutulduğunda söner.
Boğma (Oksijeni giderme): Oksijen konsantrasyonunu yanma için gerekli oranın altına indirmektir. Hava, normal olarak %21 oksijen içerir. Oksijen %13’ün altına inerse yangın sadece içten içe yanar. Oksijen %9’un altına inerse yangın tamamen söner.
Zincirleme reaksiyonu engelleme: Kuru kimyevi tozlar ve halojenli hidrokarbonlar gibi bazı söndürme maddeleri, yanıcı madde ile ısı üretmeyen reaksiyonlar meydana getirip alev üreten kimyasal reaksiyonu keserek alevlenmeyi durdurur. Örneğin halon gazı uygulandığında, halojenlerle reaksiyon oluşur ve oksidasyon ani olarak durur.
Yangınla Mücadele Yangınlarda başarılı olmanın en temel şartı uygun söndürme maddesi seçilmesidir (Tablo 6.2). Yangın türüne bağlı olarak su, kuru kimyevi toz ( KKT), karbondioksit (CO2), diğer söndürücü gazlar (FM-200, İNERGEN, NAFS3), köpük ve halojenlendirilmiş hidrokarbonlar (Halokarbon) söndürme maddesi olarak kullanılabilmektedir.

Genel olarak yangın güvenlik önlemleri, pasif ve aktif olmak üzere iki grupta incelenebilmektedir. Pasif yöntemler olarak binanın kaçış yolları, yangın merdivenleri, tesisat şaftları, pompa daireleri, su depoları, yangın bölmeleri, yangın kesicileri ve duman tahliye bacaları sayılabilir. Aktif sistemler ise, yangın dolapları, sprinkler sistemleri, gazlı söndürme sistemleri, duman tahliye sistemleri, algılama ve uyarı sistemleri gibi sistemlerdir.
Tehlike sınırlandırmaları:
– Düşük tehlikeli yerler: Düşük yangın yüküne ve yanabilirliğe sahip malzemelerin bulunduğu, en az 30 dakika yangına dayanıklı ve tek bir kompartıman alanı 126 m2’den büyük olmayan yerlerdir.
– Orta tehlikeli yerler: Orta derecede yangın yüküne ve yanabilirliğe sahip yanıcı malzemelerin
bulunduğu yerlerdir.
– Yüksek tehlikeli yerler: Yüksek yangın yüküne ve yanabilirliğe sahip ve yangının çabucak yayılarak büyümesine sebep olacak malzemelerin bulunduğu yerlerdir.
Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik’e göre 50 kişiden fazla insan bulunan her türlü
binada aşağıdaki ekipler oluşturulacaktır.
• Söndürme ekibi (en az 3 kişi)
• Kurtarma ekibi (en az 3 kişi)
• Koruma ekibi (en az 2 kişi)
• İlk yardım ekibi (en az 2 kişi), her ekipte bir ekip başı bulunur.

• KIRMIZI ZEMİN ÜZERİNE SİYAH Y: Yangında ilk önce kurtarılacak
• MAVİ ZEMİN ÜZERİNE KIRMIZI Y: Yangında ikinci öncelikle kurtarılacak
• YEŞİL ZEMİN ÜZERİNE KIRMIZI Y: Yangında üçüncü öncelikle kurtarılacak
Birden fazla aynı öncelikli malzeme varsa bu etiketleri Y/1 Y/2 gibi öncelik sırasını belirten işaret konulacaktır. Üçüncü öncelik eşya ve malzemeler kurtarılarak koruma ekibine teslim edilecektir.
Taşınabilir yangın söndürücüler: Taşınabilir yangın söndürücüler, yangın türüne bağlı olarak çeşitli tip ve kapasitede imal edilmiştir. Bunlar; CO2’li, sulu, köpüklü, kimyasal tozlu ve BCF’li taşınabilir yangın söndürücülerdir.
BCF: Bromochlorodifluoro-methane’nın kısaltması. Halon ve freon gazı karışımı yangın söndürücüdür.
A sınıfı, B sınıfı ve E sınıfı yangınlarda kullanılır. C sınıfı yangınlarda ise kullanılmaz.
Yangına müdahale yöntemleri Yangına müdahale yöntemleri hazırlıklı ve hazırlıksız müdahale olarak ikiye ayrılmaktadır. Müdahale sisteminin aşamaları durum tespiti, bilgi toplama, karar verme, emir verme ve kontrol şeklinde beş kısımdan oluşmaktadır.
Yangın müdahale stratejisi Yangına müdahale stratejisi ölçme ve değerlendirme, hayat kurtarma, havalandırma, sıçrama ve sirayeti önleme, yangını kontrol altına alma, söndürme-toparlanma, eşya koruma ve mal güvenliği şeklindedir.
Yangına müdahale ekibinin teçhizatı: Koruyucu ceket ve pantolon, baret, çizme, eldiven, solunum yolu koruyucuları, kemer, balta, el feneri, holigan
YANGIN ORTAMINDA ARAMA VE KURTARMA
Yangında yapılması gerekenler, sırasıyla, hayat kurtarmak, haber vermek ve yangını söndürmeye çalışmaktır.
ÜNİTE 7
ARAMA VE KURTARMADA HABERLEŞME
Türk Arama ve Kurtarma Yönetmeliğinde haberleşme
Türk Arama ve Kurtarma Yönetmeliği, arama ve kurtarmada haberleşmenin amacını, arama ve kurtarma hizmetlerinin yapılmasını temin etmek olarak belirtmektedir. Yönetmelik, haberleşme sistemine bağlı deniz ve hava vasıtalarından tehlike mesajlarını süratle gönderecek, arama kurtarma birliklerinin birbirleri ile en iyi şekilde koordinasyon yapmalarını sağlayacak, kontrol üniteleri, radar ve haberleşme istasyonları ile arama kurtarma alt merkezleri arasındaki haberleşmeyi sağlayacak şekilde tesis edilmesi gerektiğini belirtmektedir
Arama ve Kurtarma Komuta ve Kontrol Düzeni
Türk hava sahası, iç sular, karasuları ve açık denizlerde, tehlike içinde bulunan hava ve deniz vasıtalarına ait arama ve kurtarma hizmeti ve bu çalışmaların koordinasyonu, Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezince yürütülmektedir. Arama ve kurtarma faaliyetinin koordinatörlüğü deniz ve hava arama kurtarma koordinasyon merkezlerine verilmiştir. Arama ve kurtarma bölgesinde kara ve adalar üzerindeki hizmetin arama ve kurtarma koordinatörü Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüdür. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü kurduğu Hava-Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezini uluslararası standartlara uygun yeterli malzeme, teçhizat ve personel ile donatır.
Arama ve kurtarma bölgesinde kıyılardan itibaren deniz sahalarındaki arama ve kurtarma faaliyetlerinin koordinatörü Sahil Güvenlik Komutanlığıdır.
Kara-Arama Kurtarma Birliği istasyonları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sivil Savunma Genel Müdürlüğü tarafından kurulur
Kara olay yeri koordinatörü, olayın meydana geldiği arama kurtarma alt merkezi sorumluluk sınırları içerisinde bulunan ilin valisidir veya il valisinin uygun gördüğü bir vali yardımcısıdır
Enterferans: İki veya daha çok dalga hareketinin, aynı noktaya aynı anda gelmesiyle birbirini yok edebilmesi veya kuvvetlendirebilmesi olayıdır.
Arama ve kurtarma haberleşmesinde yer alan birimlerin telsiz kullanımı sırasında kullandıkları frekanslar aşağıda belirtilmiştir.
• Valilik/İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü: VHF-UHF/FM Bandı Frekanslar
• Emniyet: VHF-UHF/FM Bandı Frekanslar
• Jandarma: VHF/FM Bandı Frekanslar
• Sahil Güvenlik: VHF/FM Deniz Bandı Frekanslar
• Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (GMDSS): HF/SSB-VHF/FM Bandı Frekanslar
• Sivil Toplum Kuruluşları: VHF-UHF/FM, PMR Bandı Frekanslar:
• Uzun mesafe/Uluslararası: VHF (Very High Frequency): 30-300 MHz
• Uzun mesafe/Yerel-Bölgesel-Açık alan: UHF (Ultra High Frequency): 300-3000 MHz
• Orta mesafe/Engel aşmada rahatlık: SHF (Super High Frequency): 1000 MHz üstü
• Simpleks: Aynı frekansta dinleme-gönderme (yakın kanal)
• Semi Dupleks: Farklı frekansta dinleme-gönderme (role kanalı)
• Full Dupleks: Aynı frekansta aynı anda dinleme-gönderme (telefon)

Telsiz Haberleşmesi Öncelikleri: •İvedi •Öncelikli •Rutin •İdari
Sinyal Raporu (RST) telsiz haberleşmesinde sinyal durumunu belirtmek için kullanılan terimdir. İngilizce okunabilirlik (readibility), sinyal (signal), ton (tone) kelimelerinin ilk harflerinden türetilmiştir. Eğer ses ile haberleşme yapılıyor ise sinyal durumuna göre iki rakam verilir. Maniple ile Mors Alfabesi kullanılarak haberleşme yapılıyorsa 3 rakam verilir.
ARAMA VE KURTARMADA KULLANILAN UYDU SİSTMELERİ
Acil durum yardım talebi ve arama kurtarma çalışmalarında iki ayrı uydu sistemi COSPAS-SARSAT ve INMARSAT kullanılmaktadır. Küresel Denizcilik Tehlike ve Güvenlik Sistemi (GMDSS) uygulanmadan önce sadece COSPAS-SARSAT uyduları arama ve kurtarma sisteminde kullanılmaktaydı. COSPAS-SARSAT sistemi Ruslar tarafından uzaya gönderilen 2 adet COSPAS ve 2 adet SARSAT uydusundan oluşmaktadır. Uydular kutupsal yörüngelidir. 121,5 Mhz ve 406 Mhz frekanslarında çalışan uydu epirblerinden gelen sinyalleri alarak uydu-kara istasyonlarına (LUT) iletmekte ve arama kurtarma çalışmalarının başlatılmasını sağlamaktadır.
COSPAS-SARSAT uydu sistemine INMARSAT uydu sistemi de dâhil olmuştur. INMARSAT sisteminde 4 adet ekvatoral yörüngeli 1,6 Ghz frekanslarında çalışan uydu bulunmaktadır. Bu uydular:
• POR: Pasifik Okyanus bölgesi üzerindeki uydudur. 1780 E enlemindedir.
• AOR-W: Batı Atlantik Okyanus Bölgesi üzerindeki uydudur. 540 W enlemindedir.
• AOR-E: Doğu Atlantik Okyanus Bölgesi üzerindeki uydudur. 15,50 E enlemindedir.
• IOR: Hint Okyanus bölgesindeki uydudur. 640 E enlemindedir.
INMARSAT uydularının COSPAS-SARSAT uydularına üstünlüğü şudur: Bu sistemde uydular sadece epirblerin sinyallerini iletmekle kalmaz; gemiler ile kara istasyonları arasında tehlike, aciliyet, emniyet ve rutin haberleşme mesajlarına da aracılık ederler. Telsiz sistemine olan üstünlüğü ise tüm bu işlemleri mesafe sınırı tanımaksızın yeryüzünün 700 N-700 S enlemleri arasında kalan tüm alanında yapabilmesidir.
INMARSAT sistemi, COSPAS-SARSAT sisteminden çok üstün olmasına rağmen, COSPAS-SARSAT sistemi hâlen kullanılmaktadır. Bunun gerekçesi, her iki sistemdeki mevcut yörünge farkıdır. INMARSAT uyduları ekvatoral yörüngeli olduklarından sadece 700 N ve 700 S enlemleri arasında kalan alanı takip edebilmekte, COSPAS-SARSAT uyduları ise kutupsal yörüngeli olduğundan tüm Dünya yüzeyini, dolayısı ile INMARSAT uydularının takip edemediği 700-900 N ve 700-900 S enlemleri arasını da takip edebilmektir. Bu nedenle, 700-900 N ve 700-900 S enlemleri arasında seyir yapan gemiler COSPAS-SARSAT epirblerini kullanmaktadır.
Epirb: Gemi battıktan sonra elle çalıştırılarak veya otomatik olarak devreye girerek cinsine göre sahile veya uydular aracılığı ile uydu istasyonlarına formatlı tehlike sinyali gönderen cihazdır.
Gemi Elektronik Haberleşmesi: GMDSS, denizde ortaya çıkan tehlikelerde kara esaslı iletişim sistemlerinin de kullanılarak kurtarma birimlerini otomatik olarak uyaran, arama ve kurtarmayı otomatik olarak hızla temin eden uluslararası bir sistemdir. Bu işlevi yerine getirmek için yeryüzü ve uydu telsiz iletişim teknolojileri ile gemilerdeki telsiz iletişim sistemlerini kullanır.
Sart: Gemi kaybolduğunda arama kurtarma gemilerinin radarlarına sinyal göndererek bulunmayı kolaylaştırır.

ÜNİT 8
ARAMA KURTARMADA TEKNOLOJİK GELİŞMELER
Kasırgalar, toprak kaymaları, depremler ve büyük terör saldırıları genellikle büyük hasarlara neden olur. Acil yardıma ihtiyacı olan kazazedelere hızla ulaşmak en zorlu görevlerdendir. Teknolojideki hızlı gelişme ve inovasyonla birlikte teknolojik gelişmeler, bu tür afetlerde hayat kurtarmak için çok önemli rol oynayabilirler.
Teknolojinin kullanım amaçları aşağıdaki gibi sıralanabilir:
• Mümkün olan en fazla sayıdaki insanı kurtarmak ve sağlıklarına kavuşmalarını sağlamak,
• Afetlerin doğurabileceği ek tehlike ve risklerinden insan canını ve malını korumak,
• Afetten etkilenen toplulukların yaşamsal gereksinimlerini mümkün olan en kısa zamanda ve en akıcı yöntemlerle karşılamak ve hayatın bir an önce normal hâle getirilmesini sağlamak,
• Afetin doğurabileceği ekonomik ve sosyal kayıpların en düşük düzeyde kalmasını veya yaraların bir an önce sarılmasını sağlamak,
• Afetten etkilenen topluluklar için güvenli ve gelişmiş yeni bir yaşam çevresi oluşturmak

RADYO FREKANSLI TANIMA TEKNOLOJİSİ (RFID)
Radyo Frekanslı Tanıma Teknolojisi, canlı ve cansız her türlü nesnenin dokunmadan belirli bir mesafeden tanınmasında ve izlenmesinde kullanılır. Otomotiv, akaryakıt, lojistik, perakendecilik, tarım, sağlık, ilaç, tekstil, finans, bankacılık, enerji, kamu, üretim, güvenlik, turizm gibi birçok sektörde geniş uygulama alanlarında aktif ve yaygın olarak kullanılmaktadır. RFID teknolojisi operasyonel maliyetleri oldukça azaltmakta, iş akışlarını hızlandırmakta, verimliliği ve karlılığı artırmaktadır. RFID teknolojisi 4 temel bileşenden oluşur:
•RFID Etiket (çip ve anten’den oluşur) : RFID etiket (tag), tanınmak istenen nesnelerin (ürün, paket, taşıt, insan, hayvan, vd.) üzerine veya içine doğrudan yerleştirilir.
•RFID Yazıcı RFID yazıcıların okuyucular gibi sabit ve taşınabilir modelleri bulunmaktadır.
•RFID Okuyucu: RFID okuyucular elle taşınabilir, araca monteli ve sabit olmak üzere 3 çeşittir. Etiketlerin kodlarının ve içinde kayıtlı bilgilerin okunup sisteme iletilmesi görevini görürler.
•Programlama Aracı
Depremde RFID’nin kullanımı: Önerilen yaklaşım sayesinde, arama-kurtarma operasyonları süresince arama ve kurtarma ekiplerinin ihtiyaç duyacağı yerel bilgiler, depremden önce yerel veri depolama ünitelerinde saklanacak ve deprem sonrasında ihtiyaç olduğunda derhâl kullanılabilecektir. Arama-kurtarma ekiplerinin ihtiyaç duyduğu bilgiler, (1) semt/mahalle bilgileri, (2) bina bilgileri ve (3) kişi bilgileri olarak üç grupta toplanabilir. Semt/mahalle bilgileri, semt hakkında fikir vererek arama-kurtarma ekiplerinin hangi semtten/mahalleden/sokaktan çalışmaya başlayacakları, bu bölgeye ulaşımı nasıl sağlayacaklarını, bölgedeki hangi binalara öncelik tanıyacakları, hangi binalardan daha fazla kişi kurtarabilecekleri konularında doğru kararlar vermelerine yardımcı olacaktır.
COĞRAFİ BİLGİ SİSTEMLERİ
Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS); konuma dayalı gözlemlerle elde edilen grafik ve grafik-olmayan bilgilerin toplanması, saklanması, işlenmesi ve kullanıcıya sunulması işlevlerini bütünlük içerisinde gerçekleştiren bir bilgi sistemidir. Ne ve nerede sorularının cevabı olarak geliştirilmiştir.
CBS’ in beş temel bileşeni vardır. Bunlar; • Yazılım • Veri • Donanım • Yöntem • İnsan’dır.
CBS’in temel çalışma prensibi belli bir coğrafi bölge için grafik (mekânsal / konumsal) ve öznitelik (mekânsal ve konumsal olmayan) verilerin ilişkilendirilerek farklı katmanlar hâlinde saklanması ve bu katmanları kullanarak istenilen analizlerin yapılmasına dayanmaktadır. Uzaktan algılama yöntemi ile yeryüzünün zaman içinde ne gibi değişimlere uğradığı ve bunda etkili olan faktörler de çok rahatlıkla ortaya çıkarılabilmektedir. Örneğin; bir deprem sonrasında yeryüzünde meydana gelen değişimler, yanal ve düşey kaymalar, bir heyelan ile değişen yamaç profilleri, fırtınaların ve dalgaların kıyılarda yapmış oldukları tahribatların hepsi bu yöntemle rahatlıkla izlenebilen özelliklerdir.
CBS’nin yararları:
• Daha etkin planlama ve yönetim uygulamalarının geliştirilmesi
• Kararların hızlı ve yerinde alınabilmesi
• Kısa ve uzun vadede güncel ve zamana bağlı değişimi gözlenebilen veri yönetiminin oluşturulması
• Maliyetlerin azalması
• Daha iyi hizmetlerin sunulması
• Hizmetlerin, kararların ve çözümlerin ilgili paydaşlar ile kolay paylaşımı
• Görsel ve analitik yöntemlerle anlatılması zor olguların daha kolay şekilde anlatılabilmesi
ARAMA VE KURTARMADA ROBOT KULLANIMI
Arama kurtarma robotları doğal afetlerde veya kazalarda enkaz alanlarına müdahalede kullanılmak için geliştirilen robot sistemleridir. Farklı alanlarda kullanılmak için özelleşmiş modelleri bulunsa da genel olarak her birinde bulunması gereken çeşitli özellikler mevcuttur. Bunlar; robotun hareket modeli, konum ve duruş kestirimi, haritalama ve otonom gezinim problemleridir.
Yılan Robotlar : Bir snakebot, yılanı andıran biyomorfik hiper-yedekli bir robottur. Yılan robotlar üç metre uzunluğunda olabilir. Tam anlamıyla yılanların biyolojik ve fiziksel özelliklerinden yararlanılarak oluşturulmuştur. Manevra kabiliyetleri üst düzeydedir, bu yüzdendir ki ağaç ve merdivenlere tırmanabilirler, tıbbi snakebotlar, ameliyatlarda göğüs kafesi arasında bulunan organlar arasından geçebilecek kadar küçük ve kolay kontrol edilebilecek düzeydedir. Köpeklerin giremeyeceği yerlerdeki kurtarma çalışmalarında tespit etmek için yılan robotlar kullanılmaktadır.
Robotik Hayvanlar: Robotların yetersiz kaldığı alanlarda kullanılmak üzere bazı canlılar vücutlarına elektronik parçalar eklenerek yarı canlı yarı robot hâline getirilmektedir. Vücutlarına eklenen parçalar sayesinde daha gelişmiş kabiliyetlere sahip olan bu yapılar sibernetik organizma ya da kısaca “cyborg” olarak bilinir. Ağırlığı yaklaşık 0,7 gram olan ve böceğin sırtına adeta bir çanta gibi takılabilen bu cihazlar sayesinde böceklerin antenine belli titreşimler gönderilir. Bu titreşimler ile sibernetik böceklerin önünde sanal bariyerler oluşturulur ve bu sayede hamamböceğinin önceden belirlenmiş bir doğrultuda hareket etmesi sağlanır. Böylece sibernetik hamamböceği hem insan operatörler hem de böceği takip edebilen otomatik bilgisayar sistemleri tarafından uzaktan kumanda edilerek kavisli bir hat üzerinde yürütülebilmektedir. Sırtlarında taşıdıkları telsiz sistemleri ile bir algılayıcı ağı kurabilmekte ve birbirlerine belli bir uzaklıkta çalışarak geniş alanları kısa süre içinde tarayabilmektedirler.
Robot arılar: Birer böcek kadar küçük olan ve uçabilen robot olan robot arılar; kanat genişliği 3 cm, ağırlığı ise 80 mg olan, saniyede 120 defa kanat çırpabilen ve uzaktan kontrol edilebilen dünyanın en küçük uçan robotlarıdır. Robot arılar sadece 15 dakika havada uçabilmektedirler. Robot arılar yapay beyne ve zekâya sahiptirler; böylece başka cisimleri hissetme ve tanıma yetenekleri vardır. Sürüler hâlinde uçan robotlar arama ve kurtarma çalışmalarında, askerî gözetlemede, çevre kirliliğini ve hava olaylarını izlemede, özellikle zehirli ve tehlikeli kimyasal sızıntıları belirlemede, yerüstü haritalama, trafik izleme ve her türlü görüntüleme projesinde kullanılabilecektir.
Schaft Kurtarma Robotu: 148 cm uzunluğunda, 95 kg ağırlığında 130 cm kol genişliğine sahiptir. Schaft’ın başlıca özellikleri arasında; Girişi engelleyen enkazı kaldırma, betondan oluşan bir yapıyı alet kullanarak kırma, kapıyı açıp binaya giriş yapma, enkaz alanında araç kullanma, merdivene tırmanma, yangın hortumunu bağlayarak vanayı açma, tespit edilen sızıntıyı kesmek için vanayı kapatma, engelli arazide ilerleyebilme gibi kabiliyetleri bulunmaktadır.
Thermite Yangın Söndürme Robotu: Thermite RS1-T2 adı verilen robot, küçük ama etkili bir yangınla mücadele robotu olarak tanıtılıyor. Böylece uzak mesafelerden yangına güvenli bir şekilde müdahale edilebilecektir. Robot yangın söndürme uçaklarının giremediği çok riskli bölgelerde; petrol rafinerileri, kimyasal tesisler veya nükleer reaktör patlamalarında kullanılabilecektir. Thermite 400 metre uzaktan yönetilebiliyor. Thermite özellikle yoğun gaz, duman ve yorgunluk durumlarında itfaiyecilerin kalp krizi geçirerek öldüğü durumlarda pek çok itfaiyeciye göre risk alabilen bir robottur. Robot; 187 cm uzunluğunda, 89 cm genişliğinde ve 140 cm yüksekliğindedir. Robot, çelik ve uçak alüminyumdan yapılmıştır. Böylece engebeli arazilerde kolaylıkla gidebiliyor. Özel bir yangın hortumuyla donatılan ve çok yönlü başlığı dakikada 2271,25 litreye kadar su sıkmasını sağlayabiliyor.
Drone’ların Arama ve Kurtarmada Kullanımı : Drone, uzaktan kontrol edilebilen bir tür uçak teknolojisi olup Türkçede insansız hava aracı anlamına gelmektedir. Felaket bölgelerine ilaç teslimatı, arama- kurtarma çalışmalarında kullanılır. 2010 yılında meydana gelen Haiti Depremi’nde ABD hükûmeti tıbbi malzemeyi ulaştırmak, hayatta kalanları bulmak ve askerî birliklerini olası tehlikelere karşı koruyabilmek için “drone”ları kullanmıştı.
ÜNİTE 9
ARAMA VE KURTARMADA ACİL DURUM PLANLARI
ACİL DURUM
Acil Durum Özellikleri:
Afet ve Acil Durum Yönetmeliğine göre;
Acil durum: Toplumun tamamının veya belli kesimlerinin normal hayat ve faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan ve acil müdahaleyi gerektiren olayları ve bu olayların oluşturduğu kriz hâlini,
Afet: Toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan doğal, teknolojik veya insan kaynaklı olayları,
Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi: Afet ve acil durumlarda müdahalenin koordine edildiği, 24 saat esasına göre çalışan, kesintisiz ve güvenli bilgi-işlem ve haberleşme sistemleri ile donatılan merkezi ifade etmektedir.
Hazırlık: Afet ve acil durumlara etkin bir müdahale amacıyla önceden yapılan her türlü faaliyetleri içermektedir.
İyileştirme: Afet ve acil durum sebebiyle bozulan hayatın normalleştirilmesine yönelik faaliyetleri ve yeniden yapılanmayı ifade etmektedir.
Müdahale: Afetlerde ve acil durumlarda can ve mal kurtarma, sağlık, yeme içme, barındırma, güvenlik, mal ve çevre koruma, sosyal ve psikolojik destek hizmetlerinin verilmesine yönelik çalışmaları ifade etmektedir.
Acil durum planlarının amacı, kaza sonrası oluşacak etkileri en aza indirmek, insanlara, çevreye ve mala gelecek zararı sınırlandırmak için olayları ve gelişmeleri kontrol etmektir.
Acil durumlar çok farklı biçimlerde ortaya çıkmasına rağmen bazı ortak özellikleri bulunmaktadır. Bu özellikler aşağıda belirtildiği şekilde sıralanabilmektedir:
• Yaşam kaynaklarına, altyapıya zarar verir.
• Oluştuğunda şok etkisi yaratır.
• Acil durumların bir kısmının ne zaman olabileceği tahmin edilebilirken bir kısmının tahmin edilebilme şansı bulunmamaktadır.
• Bazıları ani ve hızlı olur, bazıları yavaş gelişir.
• İlk anlarda organize müdahale etme imkânı olmayabilir.
Acil Durumların Çeşitleri
1- Doğal afetler/acil durumlar: Büyük oranda ya da tümüyle insanların etkisi olmadan ortaya çıkan,
can ve mal kayıplarına sebep olabilen tehlikeli ve çoğunlukla büyük çaplı olaylara verilen addır. Doğal afetler, yavaş gelişen ve ani gelişen afetler olarak sınıflandırılabilmektedir. Yavaş gelişen doğal afetler; şiddetli soğuklar, kuraklık, kıtlık vb., ani gelişen doğal afetler ise deprem, seller, toprak kayması (heyelan), kaya düşmesi, çığ, fırtına, hortum, yanardağ patlamaları ve yangınlar olarak sıralanabilmektedir. Dolayısıyla acil durum, müdahale ve kurtarma çalışanları açısından en önemli afet deprem olarak görülmekte, buna göre çalışmalar yapılmaktadır.
Doğal afetlerin etkileri aşağıdaki şekilde sıralanabilmektedir:
• Arama kurtarma hizmetleri herkese aynı zamanda ulaşmaz.
• Altyapıda bozukluklar oluşur.
• Şok etkisi oluşturur.
• Yaralanmalara ve can kayıplarına sebep olur.
• Bulaşıcı ve salgın hastalıklar ortaya çıkar.
• Eğitim ve öğretimin sekteye uğramasına sebep olur.
• Emniyet ve asayiş organizasyonlarında problemler ortaya çıkar.
• İkincil afetlerin oluşumuna etki edebilir.
• Afetten etkilenen insanların barınma ve beslenme problemleri oluşur.
• İş yerlerinin etkilenmesi sebebiyle işsizlik ortaya çıkar.
• Psikolojik hastalıklar oluşmaya başlar.
• Ekonomik yapıda sorunlar çıkar.
• Devletin veya özel sektörün yatırımlarında ertelemeler meydana gelir.
• Enflasyon ve vergiler artar.
2- İnsan kaynaklı ve teknolojik afetler/acil durumlar: İnsanların etkili olduğu büyük çaplı olaylarla
beraber, yanlış ve eksik planlama ve operasyonların sebep olduğu yerel ve bölgesel yapıdaki olaylar ile bunların oluşturduğu afet nitelikli olguların tamamını kapsamaktadır. Bu tür afetler için yapay afetler ifadesi de kullanılmaktadır. Örneğin bir deprem sonrasında hasar gören kimyasal üretim yapan fabrikadan sızan kimyasallar, ikinci bir afet oluşturma riski taşımaktadır. Aşağıda insan kaynaklı olarak oluşabilecek acil durum örnekleri sıralanmıştır:
• Baraj yıkılması
• Maden çökmeleri
• Biyolojik saldırılar veya bomba tehditleri
• Cephane, bina boru hattı, tesis patlamaları
• Dikkatsizlik sonucunda oluşan endüstriyel kazalar
• Gaz ve kimyasal sızıntılar
• Büyük ölçekli bilgisayar sistemlerinin ya da iletişim sistemlerinin çökmesi, etkisiz kalması, siber saldırılar
• Gıda zehirlenmeleri, büyük göç hareketleri, hava kirliliği, hayvan ve bitkilerdeki salgınlar
• Savaşlar, iç çatışmalar ve terör
• Çevre kirliliği
• İş kazaları, işgal, pilotajdan kaynaklanan kara, deniz, hava kazaları
• Ekonomik krizler
• Küresel iklim değişikliği, erozyon ve ormansızlaşma
• Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) madde kazaları veya serpintiler
Acil durumlar sonrası müdahale süreci can ve mal kurtarma çalışmalarıyla birlikte afet bölgesindeki hayatın normale dönmesi çalışmalarını da kapsamaktadır. Bu yüzden uzun bir süreçtir. Çalışmaların ilk 24 saatinde arama ve kurtarma, tahliye ve barınma, gıda, su ve kamuoyunu bilgilendirme işlevleri yerine getirilmektedir. Kısa vade olan birinci haftanın sonunda ise güvenlik, enerji, çevre sağlığı için sanitasyon ve atık yönetimi sorunlarının üzerine gidilmektedir.
Acil duruma müdahale durumunda yapılan işler aşağıda belirtildiği şekilde sıralanabilmektedir:
• Haber alma ve ulaşım problemlerinin çözümü
• Afetin etkisinin ve ihtiyaçların tespit edilmesi
• Arama ve kurtarma çalışmalarının başlatılması
• İlk yardım çalışmaları
• Altyapı sorunlarının tespiti ve çözümü
• Tahliye
• Geçici konutların veya barınakların temini
• Yiyecek, içecek, giyecek ve yakacak temin edilmesi
• Güvenlik, çevre sağlığı ve koruyucu hekimlik hizmetlerinin sürdürülmesi
• Basın ve halkla ilişkiler konusunun düzenlenmesi
• Hasar tespiti, tehlikeli atıkların ve enkazın ortadan kaldırılması
ACİL DURUM PLANI
Acil durum planın nasıl ve ne şekilde hazırlanması gerektiği İş Yerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik’te açıkça belirtilmiştir. Buna göre acil durum planı;
• Tüm iş yerleri için kurulum ve tasarım aşamasından başlamak üzere acil durumların belirlenmesi
• Önleyici ve sınırlandırıcı tedbirlerin alınması
• Görevlilerin belirlenmesi
• Acil durum müdahale ve tahliye yöntemlerinin oluşturulması
• Dokümantasyon
• Tatbikat ve acil durum planının yenilenmesi aşamaları izlenerek hazırlanır.
Acil durum planında; iş yerinin unvanı, adresi, hazırlayanların adı soyadı ve unvanı, hazırlandığı tarih ve geçerlilik tarihi, belirlenen acil durumlar, alınan önleyici ve sınırlandırıcı tedbirler, acil durum müdahale ve tahliye yöntemleri, iş yerini veya iş yerinin bölümlerini gösteren kroki, yangın söndürme amaçlı kullanılacaklar da dâhil olmak üzere acil durum ekipmanlarının bulunduğu yerler, ilk yardım malzemelerinin bulunduğu yerler, kaçış yolları, toplanma yerleri, görevlendirilen çalışanların ve varsa yedeklerinin adı, soyadı, unvanı, sorumluluk alanı ve iletişim bilgileri, ilk yardım, acil tıbbi müdahale, kurtarma ve yangınla mücadele konularında iş yeri dışındaki kuruluşların irtibat numaraları vb. bilgilerin yer alması gerekmektedir. Acil durum planının sayfaları numaralandırılarak hazırlayan kişiler tarafından her sayfası paraflanıp son sayfası imzalanır ve söz konusu plan, acil durumla mücadele edecek ekiplerin kolayca ulaşabileceği şekilde iş yerinde saklanır. Acil durum planı kapsamında hazırlanan kroki, bina içinde kolayca görülebilecek yerlerde asılı olarak bulundurulmalıdır.
ACİL DURUMLARDA ARAMA VE KURTARMA
Acil durum planı hazırlamak bütün iş yerleri için zorunlu hâle getirilmiştir. İşverence acil durumların meydana gelmesi hâlinde uyarı verme, arama kurtarma, ilk yardım, yangınla mücadele, tahliye, haberleşme gibi uygulanması gereken acil durum müdahale yöntemleri belirlenir ve yazılı hâle getirilir.
Acil durum planları; tehlike sınıfına göre çok tehlikeli iş yerlerinde iki, tehlikeli iş yerlerinde dört ve az tehlikeli iş yerlerinde altı yılda bir yenilenmek zorundadır. Ancak iş yerinde, yeni acil durumların ortaya çıkmasına neden olacak değişikliklerin meydana gelmesi hâlinde etkinin büyüklüğüne göre acil durum planı tamamen veya kısmen yenilenir.
Acil durum planının uygulama adımlarının düzenli olarak takip edilebilmesi ve uygulanabilirliğinden emin olabilmek için yılda en az bir defa olmak üzere tatbikat yapılır, denetlenir ve gözden geçirilerek gerekli düzeltici ve önleyici faaliyetleri yapmak gerekir.
İŞ YERLERİNDE ACİL DURUMLAR HAKKINDA YÖNETMELİK BİNALARIN YANGINDAN KORUNMASI HAKKINDA YÖNETMELİK
DESTEK ELEMANI İŞ YERİ TEHLİKE SINIFI 50 kişiden fazla insan bulunan her türlü binada toplam en az
AZ
TEHLİKELİ TEHLİKELİ ÇOK
TEHLİKELİ
KURTARMA** her 50 çalışana 1 kişi her 40 çalışana 1 kişi her 30 çalışana 1 kişi Kurtarma Ekibi En az 3 kişi
ARAMA VE TAHLİYE** Koruma ve arama tahliye ekibi En az 2 kişi
YANGINLA NÜCADELE** her 50 çalışana 1 kişi her 40 çalışana 1 kişi her 30 çalışana 1 kişi Söndürme Ekibi En az 3 kişi
İLK YARDIM her 20 çalışana 1 kişi her 10 çalışana 1 kişi her 10 çalışana 1 kişi İlk yardım Ekibi En az 2 kişi
*10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde arama, kurtarma ve tahliye, yangınla mücadele yükümlülüğü yerine getirmek üzere bir kişi görevlendirilmesi yeterlidir.
**Birden fazla çalışanın görevlendirilmesi gereken iş yerlerinde bu çalışanlar konularına göre ekipler hâlinde koordineli olarak görev yapar. Her ekipte bir ekip başı belirlenir.
Acil Durum Çalışmalarının Yürütülmesi
Acil durum çalışmaları genel olarak bir bütün gibi görülse de dört aşamada sürdürülmektedir. Bunlar;
• Afet öncesi potansiyel tehlikeleri tahmin ve analiz etmeyi içeren hazırlık (preparedness) aşaması
• Tahmin ve analiz edilen potansiyel tehlikeleri azaltmak için geliştirilen aksiyon planlarını içeren zarar azaltma (mitigation) aşaması
• Afet sonrası çalışmalar olan arama-kurtarma (response) aşaması
• İyileştirme (recovery) aşaması şeklinde sıralanabilmektedir.
Acil durum öncesi planlama: Bu süreç sahadaki kurtarma araştırmaları, planların geliştirilmesi ve kaynakların tanımlanması olmak üzere üç adımdan oluşmaktadır.
• Yapıların türü
• Bölgede bulunan binalardaki kat sayısı
• Bodrum katı ya da zemin katı olan binalar
• Tehlikeli maddelerin kullanıldığı ve/veya depolandığı binalar
• Kişi sayısının fazla olduğu binalar; örneğin okullar, hastaneler, apartmanlar, dinlenme tesisleri
• Çökmeye daha eğimli olduğu bilinen yapılar; örneğin üstgeçitler, viyadük, köprüler, çok katlı garajlar
• Yapının çökmesine neden olabilecek durumlar; örneğin katlardaki çok ağır aletler
Acil durum planının geliştirilmesi Afet öncesi plan baz alınarak saha operasyonları için afet aksiyon planı geliştirilir. Afet aksiyon planının ilk kısmında, görevler belirlenir ve enkaz alanına hâkim olunur. Yapısal çökme olayları başlamadan önce arama-kurtarma ekiplerinin aşağıda belirtilen adımları uygulaması gerekmektedir:
• İlk olarak yüksek potansiyelde insanın kurtarılabileceği binalar tespit edilir.
• İkinci olarak binalarda bulunan tehlikeler belirlenir ve arama-kurtarma operasyonlarında öncelik tanınacak binalar belirlenir.
• Son adımda ise incelenen binalar arama-kurtarma işaretleme sistemiyle işaretlenir.
Bu adımlar; bilgi toplanması, keşif ve bina triajı olmak üzere üç ayrı aşamada gerçekleştirilmektedir. Afetin etki ettiği bölgelerde mümkün olduğunca çok sayıda insanın kurtarılması için arama-kurtarma çalışmalarının diğer aşamalarında toplanan bilgilerin analiz edilmesi, bölgedeki binaların değerlendirilmesi, hasar durumlarının sınıflandırılması ve müdahale önceliklerinin belirlenmesi için çalışmalar yapılır. Yapılan bu çalışmalara triaj denir. Triaj: Fransızca bir kelimedir. Seçme, ayırma anlamına gelmektedir. Arama-kurtarma ekipleri arasında bilgi akışını sağlamak için birtakım uluslararası işaretleme sistemlerinden yararlanılır. Bu işaret sistemleri bölge haritalandırma, bina işaretleme ve arama-kurtarma çalışmalarının sonuçlarını açıklayan işaret sistemi şeklinde sıralanabilmektedir.
Acil Durumlarda Mekânlarda Arama ve Kurtarma: Çıkış kapıları menteşeli olmalı ve dışarıya doğru açılmalıdır. Bu tarz kapıların kullanılmasında sakınca bulunan hâllerde yatay sürgülü kapılar kullanılmalıdır. Çıkış kapılarının arasındaki uzaklık ve kapı genişlikleri uygun mesafelerde olmalıdır. Çıkış kapıları kolayca görülecek şekilde işaretlenmeli ve bu kapıların önünde ve civarında çıkış veya bunların görülmesini güçleştirecek herhangi bir engel bulunmamalıdır.
Büyük Endüstriyel Kazalarda Arama Kurtarma ve Acil Durum Planı: 1976 yılında İtalya’nın Seveso kasabasında gerçekleşen bir kaza sonrasında ölümlü çevre felaketi yaşanmış, endüstriyel kazaların oluşmasının engellenmesi ve gerekli önlemlerin alınması adına eski adıyla Avrupa Topluluğu Konseyi (EC) bir dizi çalışma başlatmış ve 1982 yılında Seveso Yönergesi (Direktifi) yayınlanmıştır. Bu yönerge patlama, yangın, zehirli gaz salınımı gibi büyük endüstriyel kazaların denetimi, önlenmesi ve olası sonuçlarının azaltılması için alınması gerekli önlemlerle ilgilidir. Bu yönerge daha sonra Bhopal ve Basel kazalarından elde edilen deneyimlerin ışığında değiştirilmiş, sonunda Seveso II Yönergesi olarak yayınlanmıştır. Bu yönergede yeni bir yaklaşım getirilmekte ve kimyasal tesislerden kaynaklanan riskleri halkın bilme hakkı olduğu ileri sürülmektedir.
•Kuruluşlar endüstriyel faaliyetleri ile ilgili basit açıklamalar yapmalı
• Kullanılan tehlikeli maddeler ve etkileri açıklanmalı
• Olası büyük kazanın halka verebileceği zarar belirtilmeli
• Bir kaza anında halkın haberdar edilme şekli ve halkın nasıl hareket edeceği hususunda bilgi verilmelidir.
Büyük Endüstriyel Kazların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Yönetmeliği’ne göre işletmeci üç yılı aşmayan aralıklarla dâhilî acil durum planını gözden geçirir, gerektiğinde revize eder, günceller, planı tatbik eder ve acil servis hizmetleri yürüten birimlerin yeterli düzeyde tatbikata katılmasını sağlamak için gerekli çalışmaları yapar.Büyük Endüstriyel Kazalar için Acil Durum Planı Genelgesi’ne göre planın uygulanmasından valiler sorumludur. Vali, acil durum planının hazırlanmasını ve planın uygulanmasını temin için Acil Durumlara Hazırlık Komisyonu kurar.
Karadeniz Bölgesi
Trabzon Valisi
Akdeniz Bölgesi Adana Valisi
Güneydoğu Anadolu Bölgesi
Diyarbakır Valisi
İç Anadolu Bölgesi Kırıkkale Valisi
Marmara Bölgesi Kocaeli Valisi
Ege Bölgesi İzmir Valisi
ÜNİTE 10
ARAMA VE KURTARMAYA YÖNELİK BAZI MÜHENDİSLİK UYGULAMALARI
Kapalı Alanlarda Temiz Hava İhtiyacı: Deprem, heyelan, göçük ve benzeri olaylar sonucu oluşan ve kazazedelerin mahsur kaldığı kapalı alanların havası, atmosferik hava ile kapalı alanda bulunan gazlar ve bunların karışımından oluşur. Yeryüzünden kapalı alana ulaşan atmosferik havaya temiz hava ve kapalı alanda kirlenerek burayı terk eden havaya da kirli hava adı verilir. Temiz havayı oluşturan gazlar hacimce; %78,09 Azot (N), %20,95 Oksijen (O2), %0,03 Karbondioksit (CO2) ve %0,93 Argon, Neon, Kripton, Xenon, Helyum ve Ozon’dan oluşur. Ayrıca daima ve değişen miktarlarda da su buharı bulunur.
Oksijen
(%) Fizyolojik etkisi
21 – 19
Kolay nefes alışverişi.
18 – 15 Solunum sıklaşır, nabız artar.
14 – 10 Nefes alma zorlaşır. Baş dönmesi ve kulak uğultusu başlar.
9 – 6 Baygınlık ve kısa zamanda koma hâli görülür.
5 – 0 İnsanların yaşaması mümkün değildir.
İnsan solunum sistemi oksijeni alır ve karbondioksiti geri verir. Solunum sırasında 1 litre oksijenin karbondioksite dönüşmesiyle 4,8 Kilokalori (Kcal) ısı açığa çıkar. Solunan oksijenin ancak %20’si kan tarafından tutulur ve geri kalan oksijen karbondioksite dönüşür. Solunumla dışarıya verilen karbondioksitin miktarı, solunmuş olan oksijenden bir miktar azdır. Solunum sırasında oluşan karbondioksit hacminin, solunmuş olan oksijen hacmine oranına (CO2/O2) solunum katsayısı denir ve bu oran normal şartlarda 0,8 ve 0,9 arasında değişir. Solunumun sıklığı ve solunan havanın miktarı, dolayısı ile oksijen sarfiyatı, fiziksel hareketlilik ile artar. İnsanların çalışma sırasındaki oksijen ihtiyacı, dinlenme durumundaki temiz hava ihtiyacına göre çok daha fazladır. Dinlenme durumundaki bir kazazedenin en az 4,80 litre/dakika temiz havaya ihtiyacı vardır.

Hareketlilik Nefes sıklığı (adet/dakika) Bir nefeste alınan hava miktarı (litre) Alınan hava miktarı (litre/dakika) Kullanılan oksijen miktarı (litre/dakika)
Dinlenme 12,00 – 18,00 0,40 – 0,70 4,80 – 12,60 0,28
Orta 30,00 1,50 – 2,00 45,00 – 60,00 1,96
Çok hareketli 40,00 2,50 100,00 2,80

KAPALI ALANLARDA ARAMA-KURTARMA EKİBİNİN SOLUNABİLİR ATMOSFERDE YÜRÜME SÜRESİ
Kapalı alanlarda arama ve kurtarma görevlilerinin, üzerindeki eşyaların ağırlıkları (yükleri) ve alınan mesafeye göre mutlak görüş mesafesinde solunabilir atmosferde yürüme süresini hesaplamak mümkündür. Burada; arama ve kurtarma ekiplerinin solunabilir atmosferdeki yürüme hızı yapılacak işe, arama yapılacak çalışma tünellerinin yüksekliğine ve eğimine bağlı olarak değişir.
Arama ve kurtarma ekibinin solunabilir atmosferdeki ilerleme süresi aşağıdaki eşitlikten hesaplanabilir: t=L/Vxk₁
t= ilerleme süresi (dakika)
L= ilerleme yolu boyunca çalışma tünelinin uzunluğu (m)
V= Mutlak görüş mesafesinde ekibin solunabilir atmosferdeki ilerleme hızı (m/dakika)
k₁= Ekip üzerindeki ortalama yük miktarı (kg) ile alınan mesafeyi (m) dikkate alan düzeltme katsayısı
KAPALI ALANLARDA ARAMA VE KURTARMA EKİBİNİN SOLUNAMAZ ATMOSFERDE YÜRÜME SÜRESİ
Arama ve kurtarma ekibi üyeleri üzerindeki yük, görüş mesafesi, sıcaklık ve alınan mesafe dikkate alınarak solunamaz atmosferde yürüme süresinin hesaplanması Tablo 10.5’e dayanılarak aşağıdaki eşitlikten hesaplanabilir: ????= L
Vxk₁xk₂
t= ilerleme süresi (dakika); L= ilerleme yolu boyunca çalışma tünelinin uzunluğu (m); V= Mutlak görüş mesafesinde ekibin solunamaz atmosferdeki ilerleme hızı (m/dakika) (Tablo 10.5);
k1= Ekip üzerindeki ortalama yük miktarı (kg) ile alınan mesafeyi (m) dikkate alan düzeltme katsayısı (Tablo 10.4); k2= Çalışma ortamının sıcaklığı (C°) ile görüş mesafesini (m) dikkate alan düzeltme katsayısı (Tablo 10.6)
Solunamaz atmosfer, görüş mesafesi ve hava sıcaklığı gibi parametreler, arama ve kurtarma ekibinin ilerleme hızını daha çok etkiler.
KAPALI ALANLARDA ZARARLI GAZLARA KARŞI GEREKLİ TEMİZ HAVA İHTİYACI
Kapalı alanlarda mahsur kalan kazazedelerin soluduğu atmosfer zararlı gazlarla kirlenebilir. Yeraltına giren temiz hava bazı kimyasal ve fiziksel değişikliklere uğrar. Bu değişiklikler, oksijen miktarında azalma ile birlikte aşağıdaki impuritelerin ilavesini içerir:
• Zararlı gazlar: Boğucu, zehirleyici, radyoaktif ve patlayıcı gazlar
• Zararlı buharlar: Civa ve arsenik buharları gibi
• Tozlar
Kapalı alanlarda, atmosferdeki gazlar, atmosferik hava, aktif gazlar ve artık gazlar olmak üzere üç ayrı grupta incelenebilir.
Aktif gaz terimi zehirli veya patlayıcı özelliğe sahip olan herhangi bir gaz için kullanılabilir. Örneğin, Metan CH4, Karbonmonoksit CO ve Hidrojen Sülfür H2S aktif gazlardır.
Artık gazlar (veya ölü hava) ise oksijene eşdeğer olması gerekenden fazla miktarda bulunan Karbondioksit CO2 ve Meloküler Azot N2 karışımıdır.
Bazı gazların emniyet limitleri Gazın adı Müsaade edilen konsantrasyonu
Oksijen (O2) En az %19
Metan (CH4) En fazla %1
Karbon dioksit (CO2) En fazla %0,5 veya 5000 ppm
Karbon monoksit (CO) En fazla %0,005 veya 50 ppm
Hidrojen Sülfür (H2S) En fazla %0,002 veya 20 ppm
Kükürt dioksit (SO2) En fazla %0,0007 veya 7 ppm

Kapalı alanın atmosferine karışan zararlı gazları insan sağlığı açısından belirli bir konsantrasyonun altında tutulabilmesi için gereken temiz hava miktarı, aşağıdaki eşitlik kullanılarak hesaplanabilir: Q=Qᶢ/MAK-B
Q= İhtiyaç duyulan temiz hava miktarı (debisi), (m3/s)
Qg= Kapalı alan atmosferine sızan zararlı gazın miktarı (debisi), (m3/s)
MAK= Zararlı gaz için müsaade edilen en yüksek konsantrasyon, (%)
B= Giriş havasındaki zararlı gaz konsantrasyonu, (%)
Kapalı alanın atmosferine karışan zararlı bir gazın belirli bir konsantrasyona ulaşıncaya kadar geçecek süre aşağıdaki eşitlik kullanılarak hesaplanabilir:

Q= Kapalı alana gönderilen temiz hava miktarı (debisi), (m3/s)
Qg= Kapalı alan atmosferine sızan zararlı gazın miktarı (debisi), (m3/s)
V= Kapalı alanın hacmi, m3
X0= Başlangıçtaki zararlı gaz konsantrasyonu, (%)
X= Son durumda gaz konsantrasyonu, (%)
T= Zararlı gazın belirli bir konsantrasyona ulaşabilmesi için gereken süre, (saniye)
YIKINTI İKSALAMA TEKNİKLERİ
Yıkıntıya müdahale yöntemini iksalama tekniği belirler. Yıkıntılar altında arama kazısı yapılacağı zaman, yer altı suyu çıkmayan kuru zeminlerin, kendini tutamayıp kayma yapmasına karşı, kazı yüzlerini desteklemek amacıyla inşa edilmiş kâgir veya betonarme sisteme iksa denir. Yıkığa müdahale iki şekilde gerçekleştirilebilir.
• Düşey müdahale (kuyu açılması),
• Yatay müdahale (çöken binanın kenar açıklıklarından galeri ile girilmesi)
Kuyu yöntemi; genelde toptan göçmüş yüksekliği az ya da orta binalarda kazazedeye hızlı bir biçimde ulaşmak için uygulanabilir. Kuyunun iç boyutları iki kişinin çalışmasına imkân verecek boyutlar (100cm x 60cm veya 100cm x 80cm) olabilir.
Kuyunun yer seçiminde aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
• Kazazedeye hızla ulaşabilecek konumda olmalıdır. Bu nedenle kuyu kesit alanı döşemenin kolon ve
kirişin üzerinde açılmamalıdır. Böylece ilerleme zamanı daha düşük olacak ve kazazedelere daha
çabuk ulaşılabilecektir ( Şekil 10.2).
• Kuyu açılımı boyunca meydana gelebilecek artçı depremlerin etkilerini emniyetle karşılayabilmek
için kuyu, iksa elemanının yüksekliği kadar ( 0.15-0.20m) derinleştirildiğinde, kuyunun tüm cidarları ahşap çerçeve ile desteklenmelidir. Ayrıca; kuyunun yatay ötelenmesini önlemek bakımından, kuyu,
yıkıntı cidarı ile ahşap çerçeve arasına uygun aralıkta yerleştirilecek kamalar ile sıkılanmalıdır.
• Kuyuda bir kişi delici ile döşemeleri özenli bir şekilde kırarken diğerleri kırılan parçaları hızlı bir şekilde çalışma alanından uzaklaştırmalıdır.
Galeri açma yönteminde; tamamen yıkılmış binalarının kenarlarından açılacak bir galeri ile kazazedeye ulaşılma amaçlanmaktadır. Bu yöntemde en önemli araç, yıkıntı kenarından arama ve kurtarma ekibinin emniyetle ve rahatlıkla girmesini sağlayacak, basınçlı hava ile şişirilen hava yastıklarıdır. Basınçlı hava ile şişirilmiş yastıklarla kaldırılan açıklığın iki yanına ahşap domuzdamları kurularak kurtarıcıların emniyetle yıkıntı içinde çalışmaları için gerekli düşey destekleme sağlanır. Domuzdamı 120x20x20 cm veya 100x20x20 cm boyutlarında sert ağaçlardan yapılmış blokların şekilde gösterildiği gibi yerleştirilmesi sonucunda oluşturulan ahşap bir taşıyıcı sistemdir. Galeri kesiti genellikle üçgen olup genişliği iki kurtarıcının birlikte çalışabilecekleri kadar (90 – 100 cm), yüksekliği ise 90 cm alınabilir.
ÜNİTE 11
AK FAALİYETLERİNDE KARŞILAŞILAN SAĞLIK SORUNLARI VE KORUNMA YÖNTEMLERİ
Arama ve kurtarma personeli resmî ve gönüllü itfaiyeciler, polis memurları, acil sağlık personelinden (paramedik, acil tıp teknisyenleri, doktorlar ve hemşireler) psikologlara kadar çeşitli profesyonel gruplardan oluşturmaktadır. Büyük felaketler sırasında ise bu gruplara büyük yardım kuruluşları, ek sağlık personeli, askerî personel, anti-terör güçleri, cenaze hizmetlileri, temizlik işçileri, inşaat işçileri ve çok sayıda resmî ve gönüllü kişiler katılmaktadır. Acil durumun veya felaketin yaşandığı yere bağlı olarak, su üstü ve altı, dağ veya yüksekten kurtarma gibi uzmanlıklara ihtiyaç duyulur.
Acil Durumlar ve Felaketler:
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Acil Durum (2011); normal prosedürlerin askıya alındığı ve toplumun etkilenmemesi için olağanüstü önlemlerin devreye sokulduğu durum(lar) olarak tanımlanır. DSÖ tarafından Afet; normal yaşam koşullarının bozulduğu ve yaşanan acının boyutunun, etkilenen toplumun müdahale kapasitesini aştığı olaylar olarak tanımlanmıştır. Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği’nde ise afet; toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun başvetme kapasitesinin yeterli olmadığı doğal, teknolojik veya insan kaynaklı olaylar olarak tanımlanmıştır.Sık karşılaşılan acil durum ve afetler şöyledir;
•Her gün yaşanan acil durumlar
• Doğal afetler
• Endüstriyel kazalar
• Nakliye kazaları
• Terörist saldırılar ve adli olaylar
• Kitlesel insan hareketleri
Acil durum ve afetlerde karşılaşılabilecek tehlikeler
• Yapıların stabil olmaması
• Faaliyet alanında kontrol altına alınmamış tehlikeler
• Kopmuş, hasarlı elektrik hatları ve diğer alt yapı tehlikelerine temas (gaz, kanalizasyon vb.)
• Elektrikli testereler
• Yabani hayvanların saldırıları, ısırmaları, sokmaları
• Kan ve diğer vücut sıvıları ile temas
• Enerjili ve ağır ekipman ve el aletleri kullanımı
• Yüksekten veya zemindeki açıklıklardan düşme
• Kaynak, kesme ve yanıklar
• Giriş çıkışı kısıtlı kapalı alanlar
• Asbest
• Uygunsuz helikopter kullanımı
• Suyun üstünde, suda, su yakınında veya suyun altında çalışma
• Tanımsız, bilinmeyen kimyasallara maruz kalma
• Sel, kanalizasyon suları ve diğer maddelerle bulaşık sulara maruz kalma
• Uygunsuz seyyar merdiven kullanma
• Zeminde kayma, takılma ve düşme
• Silika, toz, alüvyon, çamur
• Jeneratör kullanımı
• Gürültü
• Ruhsal sorunlara yol açabilen psikososyal etkenler
• Diğer potansiyel tehlikeler (ağır yük taşıma, kesilme, ısı ve soğuk stresi, güneş yanıkları, zehirlenmiş bölgeler
Karşılaşılabilecek Sağlık Sorunları: Arama ve kurtarma çalışanlarında hastalık raporları, devamsızlıklar ve erken emeklilik sık görülür. Arama ve kurtarma çalışanları arasında ölümlerin en çok yaşandığı birimlerden biri itfaiye çalışanlarıdır. İtfaiye çalışanlarının ölüm nedenleri arasında kalp krizleri açık ara önde gelmektedir. Kalp krizlerini travmalar, boğulma (havasız kalma), felçler, yanıklar ve ateşli silah yaralanmaları izlemektedir. Acil durum müdahale ekiplerinde ölüm hızının normal popülasyonla karşılaştırıldığında 2,5-3,5 kat yüksek olduğu yapılan araştırmalarda görülmektedir. İntikal sırasında yaşanan ölümlü kazalarda ise bu oran acil tıp çalışanlarında normal popülasyona göre 4,5 kata kadar yükselmektedir. ABD’de yapılan bir araştırma sonucuna göre (Maguire ve ark., 2002) acil tıp çalışanları arasında saldırılar sonucu ölümler ulusal ortalamadan 7 kat, yaralanmalar ise 22 kat fazla görülmektedir. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2012 ile 2015 yılları arasında sağlık çalışanlarına yönelik 31,767 şiddet olayı gerçekleşmiştir. Poliklinik hekimleri, acil servis çalışanları ile hemşireler şiddete en sık maruz kalan gruplardır.
Toplam yaralanmalar içindeki oranı Vücut bölümü Sık görülen yaralanmalar ve nedenleri
%20 Bel Ekipman, insan veya taşıtların taşınması, kaldırılması veya hareket ettirilmesi nedeniyle kas ve tendonların zorlanması, gerilmesi, incinmesi
%16 Diz Düzensiz zeminlerde veya ekipmanlarda takılma veya kayma nedeniyle kas ve tendonların zorlanması, gerilmesi, incinmesi
%8 Omuz Ekipman veya taşıtların taşınması, kaldırılması veya hareket ettirilmesi nedeniyle kas ve tendonların zorlanması, gerilmesi, incinmesi
%7 Ayak bileği Düzensiz zeminlerde takılma veya kayma nedeniyle kas ve tendonların zorlanması, gerilmesi, incinmesi
%6 El ve parmaklar Cisimlerin veya ekipmanların çarpması veya sıkıştırması nedeniyle yaralanmalar
%5 Bacaklar Ekipman, insan veya taşıtların taşınması, kaldırılması veya hareket ettirilmesi nedeniyle kas ve tendonların zorlanması, gerilmesi, incinmesi
%4 Psikolojik sistem Görev baskısı ve travmatik olaylara maruz kalmaya bağlı travma sonrası stres bozukluğu, kaygı, depresyon, iş stresi
Kas ve İskelet Sorunları (KİS): Arama ve kurtarma çalışanlarına yönelik yapılan araştırmalar, Kas ve İskelet Sorunları’nın (KİS) hem işten uzak kalma hem de erken emeklilik nedenleri arasında önemli yer tuttuğunu göstermektedir. Sağlık ekiplerinde ense, sırt ve bel ağrıları toplumdaki diğer çalışanlara göre %30-50 fazla görülmekte ve fizik tedaviye 2,5 kat daha sık ihtiyaç duymaktadırlar. Acil tıp teknisyenlerinde sık görülen bel sorunlarını kolaylaştıran risk faktörler arasında fiziksel olarak fit olmamak, mevcut görevinden mutsuzluk ve hasta taşıma görevleri öne çıkmaktadır.
Ruh Sağlığı Sorunları (RSS): Arama ve kurtarma çalışanlarında işten uzak kalmayı gerektiren sağlık sorunları içinde RSS başta gelen nedenler arasında sayılmaktadır.
Stres ilişkili tepkiler Semptomlar
Duygusal (emosyonel) Şok, öfke, suçluluk, acizlik, duygusal uyuşukluk, aşırı kaygı, depresyon, kâbuslar görme (kurbanların görüntüleri)
Bilişsel (kognitif) Kaybolmuşluk, konsantrasyon kaybı, hafıza kaybı, suçluluk,
Fiziksel Gerginlik, yorgunluk, ağrı, çarpıntı
Psikososyal Sosyalleşmeyi reddetme, soyutlanma, güvensizlik, uzaklaşma, uyuyamama, kâbuslar görme (kurbanların görüntüleri)
Geçmişte travma maruziyeti, hâlihazırda psikososyal sıkıntılar bulunması yanı sıra öz beklentilerin yüksekliği, eğitimsizlik, arama kurtarma çalışmalarına inanmamak, ölüm ve ciddi yaralılara ilk kez şahit olmak ve diğer yaşam stresleri arama kurtarma çalışanlarında stres tepkilerinin çok daha şiddetli olma olasılığını artıran faktörlerdir.
Stres tepkilerinin bir aydan uzun sürdüğü durumlarda arama kurtarma çalışanlarında akut stres tepkisi veya travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) veya depresyon, kaygı, tükenmişlik gibi diğer RSS gelişme olasılığı artmaktadır. Ambulans çalışanlarında ise uyku sorunları, öfke patlamaları mantıksızlık, yabancılaşma duygusu benzeri yaygın RSS olarak tespit edilmiştir.
Toplumda TSSB görülme sıklığı İsveç ve ABD’de %4 düzeyinde olduğu hâlde, arama kurtarma personelinde bu oran %25 olarak çok önemli bir oranda ölçülmüştür.
Uzun vardiya süreleri, düzensiz çalışma programları, zaman baskısı ve aşırı yorgunluk mesleki tehlikeler oluşturmaktadır. Mesleğini bırakma isteği acil servis çalışanlarında daha sık görülmektedir
Arama kurtarma çalışanlarında işlerinin en stresli yönleri olarak şunlar öne çıkmaktadır:
-Başarısız ve kötü süpervizyon ve yönetim, süpervizör veya yönetici tarafından yetersiz destek, eleman eksikliği, kaynak yetersizlikleri, konsültasyon eksikliği, takdir görmeme, yetersiz kazanç,
-Çok sıkıcı ile aşırı yoğun aktiviteler arasında sık sık gidip gelme, hızlı ve doğru karar verme zorunluluğu, yeni ve aşina olunmayan durumlarla karşılaşma, tehlikeli şartlarda görev yapma,
-Diğer sağlık çalışanlarından acil servis çalışanlarına yönelik olumsuz tutumlar, gereksiz çağrılar, müdahale alanında mağdur yakınlarının ve halkın sürekli gözetimi altında olmak.
Radyoaktif Madde Maruziyetlerine Bağlı Sağlık Sorunları
Arama kurtarma çalışanlarında nükleer maruziyetiyle ilgili en iyi bilinen olay Çernobil (1986) felaketidir. Bu ve benzer olaylarda görev alanlarda takip eden süreçte akut radyasyon sendromuna, tiroid ve beyin kanserlerine, dolaşım sistemi hastalıklarına ve lösemiye bağlı ölüm ve sakatlıklarda artış görülmüştür. Radyo frekans dalgalarının itfaiye çalışanlarında kansere neden olma olasılığının soludukları kanserojenlere göre yüksek olduğunu öne sürmektedir.
Arama kurtarma çalışanları içinde itfaiyeciler tehlikeli kimyasallara ve özellikle benzo[a]piren, 1,3-butadien, formaldehit vb. kanserojen olanlarına maruz kalabilen grubu oluşturmaktadır. Bu çalışanlarda görülebilen kanserler arasında beyin, böbrek, testis, akciğer, mesane, prostat, tiroid, yemek borusu ve kolon kanserleri ile lösemi, Hodgkin ve non-Hodgkin lenfoma, malign melanom sayılabilir. Bazı kimyasal silahların kromozomlar üzerinde genetik değişim yapıcı etkisi vardır. Sarin gazına maruz kalanlarda Kardeş Kromatid Değişimi (SCE) olarak ifade edilen genetik etkileri görülür. Kimyasallara maruz kalanlara müdahale eden sağlık personeli, karşılaşabilecekleri durum hakkında yeterli bilgi ve hazırlıkları yoksa ikincil maruziyetlerle karşılaşabilmektedir.
Dünya Ticaret Merkezinde yaşanan felakette aylarca süren arama ve kurtarma faaliyetlerine katılan personel toz ve zehirli kirleticilere, asbest, kurşun, cıva, klorlu (PCBs) ve florlu (PFCS) kimyasallar ve dioksine maruz kalmıştır. Uygun solunum koruyucu ve eldiven kullanmadan yürütülen bu çalışmalara katılan personelin %60’ında alt solunum yolu, %74’ünde üst solunum yolu şikâyetleri, ses tellerinde fonksiyon kaybı, sarkoidoz, astım gibi solunum sistemi sorunları gelişmiştir.
Biyolojik Tehlike Maruziyetlerine Bağlı Sağlık Sorunları
Tıbbi girişimler sırasında kan ve vücut sıvılarına temas ile bulaşabilen Hepatit B ve C, arama ve kurtarma faaliyetlerine katılan sağlık personeli için önemli biyolojik riskler arasında yer alır.
Kolaylaştıran faktörler arasında hastanelerde, acil veya afet bölgesinde ambulanslardaki malzeme eksiklikleri, kullanılmış enjektörlerin etkin bertaraf edilememesi, uygun olmayan, aşırı doldurulmuş ve sayıları yetersiz tıbbi atık kutuları sayılabilir. Bugüne kadar dünyamızı etkilemiş veya hâlen etkilemekte olan salgın hastalık etkenleri arasında; kuş gribi, kolera, deng ateşi, ebola, sıtma, kızamık, meningokok menenjiti, sarı humma, verem sayılabilir.
KORUNMA YÖNTEMLERİ
Avrupa’da Avrupa Birliği Direktifi 98/93/EEC ve ülkemizde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile çalışanların, çalışma koşullarından kaynaklanan tehlikelerden korunmaları için gerekli tedbirlerin alınması hususları düzenlenmiştir. Her iki düzenlemede de, işlerinin doğasından kaynaklanan gerekçelerle polis, silahlı kuvvetler ve itfaiye çalışanlarının operasyonel faaliyetleri kapsam dışında tutulmuştur.
Uluslararası Koordinasyon ve İletişim: Afet kontrolünde görev alan tüm paydaşlar arasında aynı iletişim kanalları, büyük afetlere dayanıklı yayın istasyonları, bunların yedekleri, ortak dil ve algoritmalar oluşturulması, ortak eğitim ve tatbikatlar ile kriz yönetimi ve acil durum güvenliği artırılabilir. Bu amaçla ülkeler arasında ortak çalışmalar yürütülmektedir. Avrupa Birliği Konseyi 2007 yılında üye ülkeler için Avrupa Birliği Sivil Koruma Mekanizması oluşturmuştur. Bu mekanizmanın amacı, “Birlik ve Üye Devletler arasında acil durumlara ve tehditlere karşı sivil koruma ve yardım faaliyetlerinde güçlendirilmiş iş birliğini kolaylaştırmak” olarak belirlenmiştir. Bu amaca uygun olarak bir Takip ve Bilgilendirme Merkezi (MIC) oluşturulmuş ve 24 saat esasına göre çalışmakta, bilgilendirme ve iletişim faaliyetlerini koordine etmektedir.
Özellikle AB’ye üyelik başvurumuz sonrasında komşularımızla ve diğer ülkelerle, uluslararası kurum ve kuruluşlarla afet ve acil durumlarda iş birliği ile teknik bilgi ve becerilerin paylaşımına yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. EC (Avrupa Konseyi), ECO (Ekonomik İşbirliği Teşkilatı), KEİ (Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü), BM (Birleşmiş Milletler), NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), DPPI (Afet Önleme ve Afete Hazırlık Girişimi), PPRD (Doğal ve İnsan Kaynaklı Afetleri Önleme, Hazırlık ve Müdahale Programı) bunlar arasındadır.
Acil Durum Politikaları
Türkiye’de afet yönetimi ve koordinasyonu alanında dönüm noktası 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’dir. Günümüzde ‘‘Bütünleşik Afet Yönetimi Sistemi’’ olarak adlandırılan bu model, afet ve acil durumların sebep olduğu zararların önlenmesi için tehlike ve risklerin önceden tespitini, afet olmadan önce meydana gelebilecek zararları önleyecek veya en aza indirecek önlemlerin alınmasını, etkin müdahale ve koordinasyonun sağlanmasını ve afet sonrasında iyileştirme çalışmalarının bir bütünlük içerisinde yürütülmesini öngörmektedir.
İnsan eliyle yaşanabilecek afet ve acil durumlardan biri olan endüstriyel olaylarla ilgili, EC’nin 96/82/EC sayılı Direktifine paralel olarak hazırlanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik (BEKÖEA) 30.12.2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
BEKÖEA Yönetmeliği’ne göre büyük endüstriyel kaza; herhangi bir kuruluşun işletilmesi esnasında, kontrolsüz gelişmelerden kaynaklanan ve kuruluş içinde veya dışında çevre ve/veya insan sağlığı için anında veya daha sonra ciddi tehlikeye yol açabilen bir veya birden fazla tehlikeli maddenin sebep olduğu büyük bir yayılım, yangın veya patlama olayı olarak tanımlanmıştır.
Organizasyonel Önlemlerle Sağlığın Korunması
Acil müdahalenin yönetimi: Arama ve kurtarma çalışanlarının afetlerde ve acil durumlarda karşılaşabilecekleri potansiyel sağlık ve güvenlik risklerinden koruyacak faaliyetler bir yönetsel döngü içinde ele alınır. Bu risk yönetim döngüsü üç basamaktan oluşur.Bunlar, Bilgi toplama Karar verme ve harekete geçmek için alternatif yolların analizi,Harekete geçmek
Afetlerde mümkün olan en etkili müdahaleleri gerçekleştirmek, afet öncesi dönemdeki hazırlıklara bağlıdır. Tüm yönetsel işlevler ve sorumluluklar belirlenmiş, yöneticilerin, takımların ve çalışanların rolleri tebliğ edilmiş, görev dağılımı yapılmış, ekipmanlar, teknik altyapı ve personel kaynakları yeterli miktarda ve kullanıma hazır durumda ve denenmiş olmalıdır.
Risk değerlendirme: Risk değerlendirmesi sürecinde atlanmaması gereken en önemli hususlardan biri, afet ve acil durum alanında gelişebilecek domino etkisidir. Hasar görmüş binalarda gelişebilecek ikincil çökmeler, olası elektrik kısa devreleriyle gelişebilecek yangın ve patlamalar ve elektrik çarpmaları bunlar arasında sayılabilir. Olası riskler düşünülürken geçmiş yaşantılar, olaylar, kayba ramak kalalar ve yaşanabilecek en kötü senaryolar akılda tutulmalıdır.
Eğitim: Nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar ve bulaşıcı hastalıklar, bunlara maruz kalanlarda görülen belirtiler ve korunma yöntemleri de bu konularda özelleşmiş ekiplerin eğitimlerinde yer almalıdır. Faaliyetleri sırasında uygulamaları gereken teknikler ve ihtiyaç duyacakları ekipmanların ve kişisel koruyucu donanımların kullanım koşullarını, sınırlarını ve yeteneklerini normal şartlarda ve zorlu koşullarda denemiş ve en kötü senaryoların simüle edildiği tatbikatlarda uygulamış olmaları gerekir.
Aşılama ve bulaşıcı hastalıklardan korunma: Afet ve acil durumlara müdahale edecek arama kurtarma çalışanlarının, müdahale edilecek afet veya acil durumun yaşandığı bölge, muhtemel hastalık etkenleri ve doğal bağışıklık durumları değerlendirilerek, aşağıdaki hastalıklara karşı aşılanmaları önerilir:• Tetanoz • Polio (çocuk felci) • Hepatit A: • Hepatit B: • Meningokoksik Menenjit:. • Kuduz• Tifo: • Rotavirüs:
Biyoterör saldırılarına müdahale edecek arama kurtarma personelinin bu amaçla sıklıkla başvurulan botulimus, tularemi ve suçiçeği etkenlerine karşı da aşılanması önerilmektedir.
Ergonomik ekipmanlar ve kişisel koruyucu donanımlar (KKD)
Müdahale edilecek durum bir yangın ise ısıya dirençli termal kıyafetler, ayak ve el koruyucuları ve başlıklar kullanılır. Radyoaktif maddeye veya toksik kimyasallara maruz kalma tehlikesinde, tehlikeye karşı koruyucu solunum maskeleri (basınçlı hava tüplü respiratör, filtreli veya motorlu filtreli tam yüz maskeleri), radyasyon elbiseleri, başlıklar, el, ayak ve göz koruyucuları kullanılmalıdır. Seçilecek KKD’lerin Uyumlaştırılmış AB standartlarına (TS EN) uyumlu olması, CE onaylı, eş zamanlı kullanılması gereken diğer KKD’ler ile uyumlu ve piyasada bulunabilir olmaları gerekir. Ayrıca, KKD’lerin kullanıcının anatomik ve fizyolojik özelliklerine tam uyumlu, diğer KKD’lerle birlikte kullanılabilir, ek tehlike ve strese yol açmayan özelliklerde olması beklenir.Arama ve kurtarma faaliyetlerinde görev alan çalışanların standart KKD’leri yüksek fark edilebilir özellikte reflektif malzeme içermeli, işaret ve ışıklı uyarılarla donatılmış olmalıdır.
Ruhsal Sağlık Sorunlarından Korunma
Birincil korunma basamağında başvurulabilecek olası yöntemler şunlardır:
-Personeli mümkün olduğunca detaylı bilgilendirmek
-Personelin moralini ve öz güvenlerini yükseltecek övgülerde bulunmak
-Yüksek koordinasyonlu takım çalışması
-Karşılaşabilecekleri karmaşık ve stresli durumlarda uygulayabilecekleri stres yönetim teknikleri, gevşeme metotları, akli ve davranışsal mücadele yöntemleri hakkında eğitilmesi
-Acil durum simülasyonları
-Takım içi uyum, ortak kimlik algısı, paylaşılan değerler, iyi liderlik, güven duygusu ve hedef odaklılık psikolojik direnci artırır, zorlu ve travmatik durumların üstesinden gelmeye yardımcı olur.
Travma sonrası yardım
Bir acil durum veya afet sonrası ortaya çıkabilecek psikolojik semptomlara karşı yürütülebilecek en etkin uygulamalardan biri psikolojik debriefingdir. Psikolojik Debriefing; travmatik bir yaşantıya maruz kalmış kişilerin duygu ve düşüncelerini anlatma, dinleme, bilgilenme ve paylaşım yolu ile fark etmeleri düzene sokmaları, anlamlandırmaları ve yeniden yapılandırmaları olarak tanımlanabilir. Özellikle akut stres tepkisine karşı iyileştirici bir etkiye sahiptir. Debriefing, travmatik olaydan sonra mümkün olduğu kadar erken dönemde, 24 ila 72 saat içinde başlamalı ve bu konuda tecrübeli psikoterapistlerle yürütülmelidir.
Uzun Dönemli Sağlık Gözetimi
Arama kurtarma çalışanlarının uzun dönemli ve periyodik sağlık gözetimine tabi tutulması zorunludur. Sağlık gözetimi çalışanların yürüttükleri görevlere, maruz kaldıkları veya kalabilecekleri tehlikelere göre yapılandırılmalıdır. Hiçbir etkilenmesi olmasa dahi çalışana sağlığını koruma ve geliştirmeye dönük bilgiler verilebilir, çalışanın sağlığında uzun dönemde gelişebilecek durumlar bu yolla erken saptanabilir, önleyici ve sağaltıcı müdahale fırsatı yakalanmış olur.
ÜNİTE 12
ARAMA VE KURTARMADA KARŞILAŞILAN TIBBİ ACİLLERDE YARDIM

Kazalar, acil durumlar ve afetler haber vererek gelmezler. Hayatı tehdit eden bu durumlarda zaman faktörü ise en önemli bileşendir. Afet ve acil durumlar sonrası ilk 72 saat altın saatler olarak isimlendirilir. Bu sürede hastaların, yaralıların, kaza veya afete uğrayanların ölüm ve sakat kalmalarının önlenmesi için gerekli ekipman ve donanımın ulaşılabilir olması, standartlara uygun müdahalelerin hızla yapılması ve görevli personelin eğitimli, tecrübeli ve hazırlıklı olması arasında doğrudan bir ilişki vardır.
I. Dünya Savaşı sırasında yaralılarda ölüm oranı %82 iken çok daha yaygın ve ağır bombardımanlarla geçen II. Dünya Savaşı’nda bu oran %4.5’e düşmüş, Kore Savaşı sırasında %2.5’lere gerilemiş, her türlü ağır silahın kullanıldığı Vietnam Savaşı’nda bu oran %2 olarak gerçekleşmiştir.
TIBBİ ACİLLER
Kalp Krizi: Akut tıbbi acillerin en iyi örneği ani kalp krizidir. Genellikle önceden bir belirtisi yoktur. Semptomlar ani başlar, hızla belirtiler gelişir ve agresif tedavi gerektirir. Tedavi edilmediği takdirde ritim bozukluğuna bağlı ani ölüm, kalp yetmezliği veya şok gelişir.
Ani kalp krizinde hastaların %40’ı hastaneye ulaşamadan hayatını kaybeder ve bunun en sık nedeni kalpteki ritim bozukluğudur. Ritim düzensizleştiği ve kalp etkin pompalama görevini yapamadığı için beyne ve yaşamsal organlara kan ve oksijen ulaşamaz, bilinç kapanır. Bu durumda yapılması gereken kalp ve akciğer canlandırmasıdır (Kardiyo Pulmoner Resüssitasyon – KPR).. Son yıllarda kullanımı yaygınlaşan Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları ile kalpteki ritim bozukluğuna etkin müdahale yapılabilmekte ve hayatta kalma oranları artmaktadır.
Semptom ve belirtileri
Ani kalp krizinde aşağıdaki belirtilerden herhangi biri bulunabilir:
• Sebebi bilinmeyen ani halsizlik, bulantı hissi, soğuk terleme
• Sıkışma veya ezilme şeklinde hissedilen göğüs ağrısı
• Bayılma
• Kalp ritim bozukluğu
• Akciğerde sıvı toplanması
• Ani ölüm
Ani ölümle sonuçlanmayan ani kalp krizlerinin çoğunda göğüs ağrısı vardır. Bu ağrının genel özellikleri şöyle sıralanabilir:
• Yeri göğüste ve iman tahtası kemiğinin (sternum) altındadır.
• Sıkıştırıcı, ezici karakterdedir, göğüste ağırlık veya basınç hissi olarak tarif edilir.
• Genellikle 30 dakikadan uzun sürer.
• Egzersizden bağımsız gelişebilir, dinlenmekle ve dilaltı nitrogliserin ile geçmez.
• Ağrı çeneye, sol veya her iki kola ya da mideye doğru yayılabilir.
Ani kalp krizinde acil tıbbi bakım
Ani kalp krizinden şüphelenilen ve bilinci açık hastaya yapılacak acil tıbbi yardımın adımları şunlardır:
• Hastayı sakinleştirmek:
• Hasta hakkında bilgi almak
• Hastanın konforunun sağlanması:
• Oksijen verilmesi:
• Hastaneye nakledilmesi
Felç
Beyne giden kan akımı beyin dokusunu hasara uğratacak kadar kesildiğinde yaşanan tıbbi duruma felç denir. Sıklıkla yüksek tansiyon, kalp hastalığı veya damarlarında ateroskleroz (damar sertliği) olan orta yaş ve üstü yetişkinlerde görülür. Beyne giden kan akımını kesintiye uğratan ve beraberinde oksijen ve glikozun ulaşmasına engel olan durumlar şunlardır:
• Beyin damarlarında pıhtılaşma (tromboz)
• Beyin atardamarlarında yırtılma (rüptür)
• Başka bir damarda oluşan pıhtının beyin atardamarını tıkaması (embolizm)
Semptom ve belirtileri
Beyin damarlarında pıhtı oluşumu sonucu, kanla beslenemeyen beyin dokusunun kontrolündeki fonksiyonlar kaybedilir. Genellikle ağrı ve kasılmalar olmaz. Beyin damarlarında yırtılma olduğunda ise beyin içine dolan kan, kafatası içindeki sınırlı boşluğu doldurarak beyni sıkıştırır, kafa içindeki basınç artar. Ani gelişen ve şiddetli baş ağrısı ile fışkırır tarzda kusma vardır.
Beyin içindeki atardamarların başka bir vücut bölümünden kaynaklanan pıhtı ile tıkanması durumunda, ani kasılmalarla seyreden nöbetler, ekstremiteleri (kol ve bacaklar) hareket ettirememe (paralizi) veya bilinç kaybı görülür.
•Baş ağrısı
• Bedenin bir tarafındaki ekstremitelerden biri ya da her ikisinde, nadiren de her iki tarafındakilerde paralizi
• Sersemleşme, bilinç bulanıklığı veya koma
• Konuşma ve görme bozukluğu
• Yutma veya solunum zorluğu
• Kasılmalar ve nöbetler
• Yüzde mimik ve hareket kaybı
Felçte acil tıbbi bakım
Felçli hastaların solunumu, nabzı ve kan basıncı yakın takip edilmelidir. Solunum ve yutma kaslarının etkilendiği durumlarda solunum zorluğu yaşanır, düzensiz ve yavaş solunum varlığında oksijen verilmelidir. Beraberinde nabız düzensizliği olması embolizm olasılığını düşündürmelidir. Nabız düşük ve kan basıncı yüksek ise kafa içi basınç artışı akla gelmelidir. Bu durumdaki hastanın durumu çok acildir ve hızla hastane bakımı gerekmektedir. Boğaz kaslarının paralizi olabileceği akılda tutularak felçli hastalara ağız yoluyla hiçbir şey verilmemelidir. Dil kontrolünün ve yutma becerisinin kaybı hâlinde hastanın kendi dilinin veya tükürüğünün hava yolunu tıkamasına engel olunmalıdır. Bilinci yarı açık veya kapalı hastalar paralizi olan vücut tarafları üzerine yan yatırılarak taşınmalıdır. Felçli tarafı yastıklarla desteklenerek yaralanmalardan korunmalıdır. Bu hâliyle hasta acil servise hemen nakledilmelidir.
Nefes Darlığı
Nefes darlığı (dispne) veya solunum zorluğu göğüs yaralanmalarının ana semptomlarından biridir. Göğüs yaralanmalarında nefes darlığının yanı sıra yaralanma yerinde ağrı, öksürükle kan gelmesi, tırnak ve dudaklarda morarma (siyanoz), hızlı, zayıf nabız ve kan basıncı düşüklüğü bulunur.
•Alveollerde sıvı birikmesi veya enfeksiyon
• Alveollerin hasara uğraması
• Ana hava yollarının (bronşlar) spazm veya mukus ile dolması
Akciğerde bu bozulmaları yaparak nefes darlığına neden olan acil tıbbi durumlar şunlardır:
• Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı solunum yollarında daralmalar
• Ani gelişen akciğer ödemi (sıvı toplanması)
• Astım veya alerjik reaksiyonlar
• Akciğer atardamarının pıhtı ile tıkanması (pulmoner emboli)
• Hiperventilasyon
Semptom ve belirtileri
Üst ve alt solunum yollarını etkileyen enfeksiyonlar, solunum yollarında ödeme neden olurlar. Grip, difteri, larenjit ve zatürre (pnömoni) bunlar arasındadır. Burun tıkanıklığı, ses kısıklığı, öksürük, hızlı nefes alıp verme gibi belirtiler görülür. Akciğerde ani sıvı toplanması ani kalp krizi, ani dumana, tahriş edici veya zehirli kimyasallara maruz kalma sonucunda veya göğsü sıkıştıran yaralanmalardan sonra gelişir. Hastada hızlı ve yüzeysel solunum görülür. Ağız ve burundan pembe renkli köpüklü balgam gelir. Astım ise hava yollarının, alerji, stres, soğuk, egzersiz gibi nedenlerle ani gelişen bir spazm sonucu daralması ile hastanın solunum sıkıntısı yaşamasıdır. Belirgin hırıltılı solunum vardır. Ataklar hâlinde gelişir ve ataklar arasında hastada semptom yoktur. Pulmoner embolide, pıhtının büyüklüğüne bağlı olarak her nefeste keskin batıcı göğüs ağrısı, kanlı öksürük, morarma, nefesin sıklaşması veya ani ölüm görülebilir. Akciğerlerde herhangi bir sorun olmadığı durumlarda yaşanan nefes darlığına hiperventilasyon denir. Derin ve aşırı sık nefes alıp vermekle gelişir. Hastada el ve ayaklarda hissizlik, karıncalanma, baş dönmesi, hızlı nabız ve dakikada 40-50 kez solunuma karşın nefes darlığı hissi vardır. Ölüm korkusu, histeri ve kaygının tetiklediği panik anlarında sık görülür.
Nefes darlığında acil tıbbi bakım
Hava yollarında ödem ile seyreden enfeksiyonlarda hava yolu açık tutulmalıdır. Soğuk havanın ödemi azaltıcı etkisi vardır. Siyanoz (morarma) geliştiğinde ya da zatürrede oksijen desteği sağlanır. Astım atağına arı sokması gibi ciddi bir alerjik etken neden olduysa, hayatı tehdit edebilecek anafilaksi ve şok gelişebilir. Hastaya güven vermek, sakinleştirmek ve oksijen desteği ile oturur pozisyonda hızla hastaneye nakledilmelidir. Anafilaksiye karşı adrenalin tedavisi gerekir. Tek kullanımlık adrenalin enjektörleri bu gibi durumlarda hayat kurtarıcıdır. KPR de gerekebilir. Hiperventilasyonda da hasta sakinleştirilmelidir. Kese kâğıdı ve benzeri bir torba içinde nefes alıp vermesi sağlanır ve acil servise nakledilmelidir.
Diyabetik Aciller
İnsülinin yetersiz veya hiç olmadığı duruma diyabetes mellitus veya şeker hastalığı denir. Bu durumda glikoz kanda birikir, hücrelere giremez. Glikoz yerine vücuttaki yağ enerji olarak kullanılır, metabolize olan yağ ise aseton, ketonlar ve yağ asitlerine dönüşür. Tedavi edilmezse ketoasidoz ve diyabetik koma gelişir. İnsüline bağımlı diyabet hastaları çok fazla insülin aldıklarında veya düzenli insülin kullanmalarına karşın yeterli yiyecek tüketmediklerinde ya da egzersiz ile tüm glikozu kullandıklarında, kanda beyni besleyecek glikoz kalmaz. Dakikalar içinde bilinç kaybı ve kalıcı beyin hasarı sonucu insülin şoku gelişebilir.
Kanda glikoz miktarının yetersizliği ile gelişen insülin şokunun belirtileri ise şöyledir:
• Hızlı veya normal solunum
• Nemli ve soluk cilt
• Terleme
• Baş dönmesi
• Baş ağrısı
• Normal kan basıncı
• Saldırgan veya olağan dışı davranışlar
• Açlık hissi
• Bilinç kaybı, bayılma, kasılmalar, koma
Diyabetik acillerde acil tıbbi bakım
Diyabet komasındaki hastanın damardan sıvı ile beslenmeye, insüline ve diğer bazı ilaçlara ihtiyacı vardır. Hasta acilen hastane ortamına ulaştırılmalıdır. İnsülin şokundaki hasta ise glikoz ihtiyacı içindedir. Bilinci açık ise şeker veya şekerli sıvılar hızla düzelme sağlar. Hasta düzelse dahi hastaneye götürülmelidir. Koma mı yoksa insülin şoku mu olduğuna karar verilemediği durumlarda hastalara şeker veya şekerli içecek verilir. Küçük miktardaki şeker ile insülin şokundaki hastanın bilincini kaybetmesi ve hatta beyninin hasar görmesi ve ölümü önlenmiş olur.
Akut Batın
Batın bölgesini ilgilendiren hastalık ve yaralanmalar genellikle şiddetli karın ağrıları ile karakterizedir. Batın içi organları çevreleyen periton isimli zarın ani irritasyonuna neden olan durumlar akut batın olarak tanımlanır. Batın içinde kan, idrar, mide sıvısı, amniyon sıvısı, pankreas sıvısı, barsak içeriği, safra ve diğer tahriş edici maddelerin bulunması bu tabloya neden olur. En sık görüldüğü durumlar akut apandisit, mide ülseri delinmesi, safra kesesi (kolesistit), pankreas (pankreatit) ve barsak duvarında oluşmuş keseciklerin iltihaplarıdır (divertikülit). Böbrek ve idrar yolu taşları, kadın üreme organlarının iltihapları ve karın ana atardamarının (abdominal aort) yırtılmalarında da akut batın gelişir.
Akut batında acil tıbbi bakım
Akut batın belirtileri gösteren kişilere ağızdan besin, içecek, uyku verici ve ağrı kesici ilaçlar verilmemelidir. Acil bir operasyon gerektiğinde midenin dolu olması ek sorunlara neden olacaktır.
Radyasyon Yaralanmaları
Bir kaza nükleer tesiste, özellikle de bir nükleer reaktörde gerçekleşirse nükleer kaza olarak isimlendirilir. Nükleer kazalarda ani, yüksek dozlarda, kontrolsüz şekilde ve geniş bir alanda radyasyon maruziyeti oluşur.
Radyolojik kaza ise, kapalı veya açık bir radyasyon kaynağından çevreye iyonizan radyasyonun veya radyoaktif materyalin kontrolsüz şekilde salınması olarak tanımlanır. Etkileri nükleer kazalara kıyasla daha sınırlıdır. Arama kurtarma çalışanları radyoaktif maddelerin karıştığı nükleer ve radyolojik kazalarda da görev alırlar. Çernobil ve Fukuşima nükleer kazaları bunun yakın örnekleridir. Çernobil felaketinde yüksek doz radyasyona maruz kaldıkları için ilk bir ay içinde ölen yaklaşık 50 kişinin hemen tümü arama kurtarma çalışanlarıydı. 1986 ve 1987 yıllarında bu felakate müdahale eden toplam 200.000 acil müdahale ve arama kurtarma çalışanından 2200’ünün ileriki hayatlarında radyasyon nedeniyle yaşamını kaybedeceği düşünülmektedir. (Kaynak: WHO)
Semptom ve belirtileri
Radyasyon vücutta belli bir bölgeyi etkilediyse, etkilenen alanda alınan doza bağlı olarak şu bulgular görülür: • Kızarıklık • Yanma, kaşınma • Su kabarcıkları • Radyasyon yanığı • Kıl dökülmesi
Nükleer radyasyon kaynakları, nefes alırken solunum yolları ve organlarına, bulaşmış yiyecek ve içeceklerle sindirim organlarına, deri ve mukozadaki açık yaralardan kana, yani dolaşım sistemine girebilir. Bu durumda radyoaktif zehirlenme oluşur. Akut radyasyona maruz kalan kişide;
• Hâlsizlik, isteksizlik, bitkinlik
• Şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi
• Mide bulantısı, kusma
• Ateş yükselmesi
• Kanlı ishal görülür.
Radyasyona birkaç dakika ile birkaç saatlik kısa sürede, tek seferde yüksek düzeyde radyasyona maruz kalmakla oluşan belirti ve bulguların tümüne akut radyasyon sendromu (ARS) denir. En çarpıcı kısa ve uzun dönemli etkileri şunlardır:
• Beyaz kan hücrelerinde (lenfositler) azalma • Saç dökülmesi • Kısırlık • Mutasyon (kalıtımsal hasar)
• Kanser • Kemik iliği hasarı • Göz lensinde puslanma (katarakt) • Lösemi (kan kanseri)
Radyasyon seviyeleri ve insan sağlığı üzerine etkileri
Radyasyon seviyesi (mSi = milisievert) İnsan sağlığına etkileri
50-100 mSi Kan kimyasında değişiklikler
500 mSi Saatler içinde bulantı
700 mSi Kusma
750 mSi 2-3 hafta içinde saç dökülmesi
900 mSi İshal
1000 mSi Kanama
4000 mSi Arındırma ve tedavi uygulanmadıysa 2 ay içinde ölüm
10000 mSi Bağırsaklarda tahribat, iç kanama, 1-2 hafta içinde ölüm
Radyasyona maruziyette arındırma, yanık tedavisi ve iyot kullanımı önemlidir. Arındırma işlemi sırasında: Ilık su, sabun, yumuşak fırça, sünger, su geçirmez plastik örtü, bant, havlu, çarşaf kullanılır.
Temiz malzeme akışının, temizden kirli bölgeye doğru olması sağlanır. Arındırma işlemine varsa açık yaralardan başlanır, sonra en çok kirli alana geçilir .
Ani radyasyon maruziyetlerinde tiroid bezini korumak amacıyla potasyum iodin tabletleri kullanılır.
Crush (Ezilme) Sendromu
Deprem, bina çökmesi, maden göçükleri, endüstri ve trafik kazaları gibi acil durum ve afetlerde ölüm sebeplerinin başında, hayati organların delici ve künt travmaları gelmektedir. Bu olaylarda ilk anda yaşamını kaybetmeyen yaralılar, enkaz altında sıkışanlarda daha sonra gelişen ezilme sendromu ile hayatlarını kaybedebilmektedirler.
Ezilme (“crush”) sendromu kas travmasına bağlı rabdomiyoliz (kas hasarı) sonrasında ortaya çıkar. Rabdomiyolizde, çizgili kas hücresi içinde bulunan ve kan dolaşımına girdiklerinde farklı dokulara ve özellikle de böbreklere zarar veren maddeler açığa çıkar. Ek olarak kan kaybı, dolaşımın ve sıvı alımının bozulması ile böbrek kan akımı da azalır. Sonuçta ezilme sendromu ve akut böbrek yetersizliği (ABY) bu zeminde gelişir. Araştırmalar, depremlerde tüm yaralanmaların yaklaşık %2-5’inde ezilme sendromu, %1,5’inde ABY gelişeceğini göstermektedir. Afetlerdeki onbinlerle ifade edilen yaralı sayıları düşünüldüğünde ABY sayıları endişe verici boyutlarda olacaktır.
Travma bölgesinde ağrı, ödem, kanama ve enfeksiyon görülebilir. Yaralının idrar çıkarması azalmıştır ve rengi kirli kahverengidir. Ancak, yaşamsal önemi olan bulgu kan potasyum düzeyinin artışıdır (hiperpotasemi)
Acil Yardımın Psikolojik Yönleri
Semptom ve belirtileri Acil durum veya afetler de dâhil olmak üzere duygusal travmatik bir yaşantıya mağdurların verdiği tepkiler beş başlıkta toplanabilir:
• Duygusal • Bilişsel • Fiziksel • Davranışsal • Sosyal (kişiler arası)
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Diğer Sorunlar
TSSB, şiddetli bir travmatik olayın ardından kişinin yaşamının ya da fiziksel bütünlüğünün tehdit altında olmasından, yoğun bir korku hissi ve dehşet duygusu yaşamasından ve çaresizlik hissi duymasından kaynaklanır.
TSSB üç ayrı şekilde görülebilir:
• Akut travma sonrası stres bozukluğu: Belirtiler üç aydan kısa sürer.
• Kronik travma sonrası stres bozukluğu: Belirtiler üç aydan uzun sürer.
• Gecikmeli başlangıçlı travma sonrası stres bozukluğu: Belirtiler en az altı ay sonra başlar.
Mağdurlarda travmatik olayların ardından TSSB’den başka şu sorunlar da görülebilir:
Dissosiyasyon (bölünme, ayrışma); Travmayı istemeden yeniden yaşantılama, Kaçınma; Tedirginlik ve aşırı uyarılma hâli,Endişe (kaygı),Depresyon,Madde kullanımı
Psikolojik İlk yardım
Psikolojik ilk yardım, ciddi bir kriz durumunun kişiler üzerinde yarattığı olumsuz etkileri en aza indirmek, onların güçlüklerle baş edebilmeleri, normal yaşamlarını sürdürebilmeleri, psikolojik ve sosyal anlamda güçlendirilmeleri amacıyla yürütülen koruyucu müdahalelerdir.
Psikolojik ilk yardım temel beş prensip üzerinden yürütülür:
• Güven duygusu vermek
• Sakinleştirmek
• Öz yeterlilik ve toplumsal yeterlilik duygusunu teşvik etmek
• Bağlantılı olma duygusunu geliştirmek
• Umut aşılamak
Psikolojik ilk yardımın evreleri; Koruma, Yönlendirme, İletişim kurmak, Aciliyete göre sıralamak, Yanında olma.
Acil ileri düzey desteğe ihtiyacı olabilecek aşağıdaki kişiler için özelleşmiş hizmet sunabilecek sağlık personeli ve diğer kişilerden yardım isteyin:
• Acil medikal bakıma ihtiyacı olan ve ciddi hayati tehlike taşıyan yaralılar.
• Kendilerine ve çocuklarına bakamayacak düzeyde üzgün olan insanlar.
• Kendine zarar verebilecek insanlar.
• Başkalarına zarar verebilecek insanlar.
ÜNİTE 13
ARAMA VE KURTARMADA EĞİTİM

EĞİTİM VE TATBİKATLAR
Türk Arama ve Kurtarma Yönetmeliği; arama ve kurtarma eğitimini, ana arama ve kurtarma koordinasyon merkezi, arama ve kurtarma koordinasyon merkezi, yardımcı arama koordinasyon merkezi ile arama ve kurtarma faaliyetlerine katılan bakanlık ve kurum/kuruluşlarda görev alacak personelin alması gerektiğini belirtmiştir. Eğitimin Denizcilik Müsteşarlığınca belirlenecek özel eğitim merkezlerinde uluslararası mevzuatta belirtilen usullere göre yapılması gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca, Denizcilik Müsteşarlığı koordinatörlüğünde yılda en az bir defa müştereken arama ve kurtarma tatbikatı yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Afet eğitimi, afet konusunda profesyonel veya yönetici seviyesinde çalışanlar için Afet Yönetimi Eğitimi; halk için ise Afet Bilinci Eğitimi olarak ikiye ayrılarak incelenebilir. Afet yönetimi çeşitli evreleri olan bir süreçtir. Bu evreler, afet öncesi zarar azaltma ve hazırlıklı olma ve afet sonrasında müdahale ve iyileştirme olarak kavramlaştırılabilir.
İl ve ilçelerin kurum ve kuruluşların kriz merkezlerinin veya afet yönetim merkezlerinin öncelikli amacı, afet ile ilgili personeline, tüm çalışanlarına, mimarlarına, mühendislerine, yetki alanlarındaki sivil toplum kuruluşlarına, öğretmen ve öğrencilere tüm afetler ve afet yönetiminin tüm konularında iyi bir eğitim sağlamak ve bu konuda onlara yol göstermek olmalıdır.
Afet eğitim ve Öğrenme Pramidi
A. İleri Afet Yönetimi
B. Olay Komuta Sistemi Uzmanlık Eğitimleri
C. Afet Yönetimi Temel İlkeleri
D. Afet Bilinci ve Toplum/Kurum Afet Müdahale Ekip Eğitimleri
Bu piramidin tabanını (D-düzeyi) halk afet eğitimi konuları oluşturmaktadır.
Acil durum egzersiz ve tatbikatları en basitinden başlanıp en karmaşığına doğru sırayla yapılmalıdır. Acil durum egzersiz ve tatbikatları sırası; ve temel felsefe

Birincil tehlikelere karşı sergilenmesi gereken davranış şekilleri aşağıda özetlenmiştir:,
– Çök-Kapan-Tutun: Bu davranış şekli deprem, uçak kazası, bomba patlaması ve bomba tehdidi,
yıldırım ve hortum için uygulanır. Binalarımızın yüzde olarak büyük bir kısmının yassı kadayıf olmayacağı ve yapısal olmayan risklerden korunmanın evrensel olarak kabul edilen tek davranış şeklinin de hedef küçültmeyi amaçlayan Çök-Kapan-Tutun olduğu unutulmamalıdır. Çök-Kapan-Tutun öğretisi, ABD’deki FEMA (Federal Afet/Acil Durum Yönetim Merkezi), Red Cross (Kızıl Haç) ve NWS (Ulusal Meteoroloji Servisi) gibi afetlerle ilgili belli başlı 40 değişik kurum tarafından başta deprem, hortum, yıldırım olmak üzere birçok afetten korunmak için halka tavsiye edilmekte ve halka yoğun bir şekilde de öğretilmektedir.
– Yerinde Sığınak: Tehlikeli madde (nükleer, biyolojik ve kimyasal (NBC)) sızıntısı veya
serpintisi, duman, ateşli silah sesi, keskin nişancı tehlikesi veya şiddetli fırtınalarda uygulanır.
– Kilitlen ve Yat: Çevrede ateşli silah sesi duyulduğunda, şüpheli veya tehlikeli kişi ya da keskin nişancı riskleri ortaya çıktığında uygulanır
– Tahliye: Yangın anı, deprem sonrası, patlama sonrası; sel/su baskını öncesi ve anı; kimyasal
kazalar, terör/bomba tehdidinde ve heyelan tehlikesi öncesinde uygulanır.
EĞİTİM İHTİYAÇLARININ BELİRLENMESİ
Eğitimin Planlanması: 12 aylık bir periyot için;
• Kimlere hangi eğitimlerin verileceği,
• Eğitimi kimlerin vereceği,
• Hangi eğitim araçlarının kullanılacağı,
• Eğitimlerin hangi tarihlerde, nerelerde yapılacağı,
• Eğitimlerin değerlendirilmesi ve dokümantasyonun nasıl yapılacağı belirlenmelidir.
Eğitim Faaliyetleri
 Eğitim Oturumları: Bunlar düzenli olarak gerçekleştirilen, karşılıklı bilgi paylaşımını, soruların cevaplanmasını ve ihtiyaçların belirlenmesini hedefleyen tartışma toplantılarıdır.
 Masa Başı Çalışması: Acil durum yönetim grubu üyelerinin bir araya gelerek, üretilen senaryolar üzerinde çalıştıkları, her birinin acil durum anındaki sorumlulukları ve yapmaları gerekenler üzerine görüştükleri toplantılardır.
 Tatbikat: Acil durum yönetim grubu ve müdahale ekipleri, kriz anında neler yapacaklarını uygulamalı olarak gösterirler. Özellikle, ilk yardım, alarm ve ikaz gibi özel alanlarda, işlevlerin test edilmesi için alıştırma eğitimleri düzenlenir.
 Tahliye Tatbikatı: Tesis çalışanları, tatbikat sonrası, planda belirtilen tahliye yolunu kullanırken ne tür tehlikelerin ortaya çıkabileceğini tespit ederek acil durum yönetim grubuna bildirir. Bu bilgiler ışığında plan revize edilir.
 Gerçeğe Yakın Tatbikat: Gerçeğe yakın bir acil durum senaryosu hazırlanır. Bu tür tatbikata personel, acil müdahale ekipleri, yönetim ve yerel topluluk organizasyonları katılır.
Çalışanların Eğitilmesi
Acil durum risk analizleri sonucu üretilen senaryolar, eğitimler için temel teşkil edebilir. Bütün çalışanlara verilecek genel eğitim aşağıdaki konuları içermelidir:
• Her bireyin rolü ve sorumlulukları
• Tehlikeler, zararlar ve önleyici faaliyetler hakkında bilgi
• Uyarı ve iletişim prosedürleri hakkında bilgi
• Acil durumda aile üyelerinin yerleştirilmesi
• Acil durum müdahale prosedürleri hakkında bilgi
• Tahliye prosedürü hakkında bilgi
• Acil durum müdahale ekipmanlarının yerleri ve kullanım şekilleri hakkında bilgi
• Acil durumda üretimi durdurma prosedürleri
Toplum Afet Müdahale Eğitiminin Adımları
İtfaiye Semt Gönüllüleri: Muhtemel bir afet hâlinde itfaiye ve Sivil Savunma birlikleri gelinceye kadar ilk müdahaleyi yapacak olanlar bizzat halkın kendisidir. Bu nedenle arama-kurtarma ekipmanları ve personeliyle donatılmış olan itfaiye birimlerinde sivil halk eğitime tabi tutulmaktadır.
Sivil Savunma Gönüllüleri: Sivil savunma hizmetleri 7126 sayılı Sivil Savunma Kanunu ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkarılan Tüzük ve Yönetmelikler ile 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerine göre yürütülmektedir. Gönüllü kişi ve kuruluşların afetlerde ve savaşta sivil savunma teşkilatının eşgüdümünde arama, kurtarma ve yardım çalışmalarına katılmaları için Gönüllülerin Sivil Savunma Hizmetlerine Katılma Esasları Yönergesi 05 Mayıs 2000 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Afetlerde görev alacak emniyet teşkilatı mensuplarının bu hususta Sivil Savunma Teşkilatı ile birlikte eğitilmeleri gerekir. Sivil Savunma Kanunun Ek-8’inci maddesi uyarınca; gönüllü kişi ve kuruluşlar, sivil savunma teşkilatının eş güdümünde sivil savunma hizmetlerine katılabilirler. Bu husus bir yönerge ile düzenlenmiştir. Sivil Savunma hizmetlerinde gönüllü olarak görev almak isteyen kişi ve kuruluşlar il ve ilçe Sivil Savunma Müdürlüklerine başvurabilirler.
Sivil savunma eğitimleri: İl ve ilçelerde yapılan yükümlü ve halk eğitimleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca oluşturulan acil kurtarma ve yardım ekiplerinin eğitimi, daire ve müesseselerin sivil savunma teşkilatlarının eğitimi, gönüllü sivil toplum örgütlerinin eğitimi şeklindedir.
Afetlere hazırlık ve kurtarma hizmetleri konusunda halk eğitimi vermek Sivil Savunma Genel Müdürlüğünün görevidir. Bu kapsamda her yıl sivil savunma yükümlüsü olarak belirlenen sivil halktan kişilere eğitim verilmektedir. Son yıllarda Sivil Savunma Genel Müdürlüğü (Örneğin: AKUT, Telsiz ve Radyo Amatörleri Cemiyeti, Türk Hemşireler Derneği, vb.) ve mahalli Sivil Savunma Müdürlükleri’nin gönüllü kişiler ve STK’lar (İstanbul Doğa ile Barış Derneği; İstanbul Merkez HEDEF Holding, vb.) ile protokoller imzaladıkları ve bu kişi ve kuruluşlara iller ve ilçeler düzeyinde eğitim verdikleri görülmektedir. Bu eğitim, afet sonrası ilk 72 saat içinde halkın afet kavramı hakkında bilgilendirilmesi, acil müdahale ekiplerinden ve çalışmalarından beklentilerinin ne olması gerektiği konusunda aydınlatılması, tehlikeler konusunda bilgi verilmesi, temel sağlık müdahaleleri, yangına müdahale, triaj, hafif düzeyde arama-kurtarma ve ekip çalışmasının nasıl sürdürülmesi gerektiği konularında eğitimi kapsamalıdır.
Triaj: Fransızcada seçme, ayırma anlamına gelmektedir. Ortamda çok sayıda yaralı (hasta) bulunduğunda, önce kime yardım yapılacağını belirlemek amacıyla uygulanır. Triaj yapmaktaki amaç, arama ve kurtarma faaliyetleri sırasında en çok sayıdaki kişiye en çok faydayı sağlamaktır.
Bazı merkezler eğitim ve öğretim programlarının yanı sıra toplumumuzun ve STK’ların yararlanabileceği afetler sırasında arama ve kurtarmada uygulanacak eğitim programları vermektedir. Bu programlara örnek olarak İTÜ Afet Yönetim Merkezi’nin verdiği eğitimler aşağıda sıralanmıştır:
– ABCD eğitimi: Boğaziçi Üniversitesi Deprem Araştırma Enstitüsü AHEP tarafından hazırlanan ve afete yönelik toplumsal bilinci yükseltmeye yönelik, 3 saatlik yaygın halk eğitimi.
– TAG1 eğitimi: ABCD eğitimi, triaj, yapısal hasarların tespiti, olay komuta sistemi çalışmalarını kapsayan 2 günlük eğitim.
– TAG2 eğitimi: Tüm afetler için hazırlıklı olma, yangın önleme ve müdahale, ilk yardım ve hafif arama kurtarma, olay komuta sistemi çalışmalarını içeren 28 saatlik eğitim.
– Profesyonel arama kurtarma eğitimi: Belediye arama-kurtarma eğitmenleri tarafından verilen 80 saatlik sınıf, saha, triyaj çalışmalarını kapsayan bir eğitimdir. Ağır enkaz aletlerinin kullanımı ile ilgili eğitim ilave olarak verilmektedir.
– NBC eğitimi: Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından verilen nükleer, biyolojik, kimyasal silahların tanımı, etkileri ve korunma, temizleme, müdahale etme yöntemleri eğitimi.
– Lojistik eğitimi: Kızılay tarafından verilen afet sonrası ve hazırlık aşamasında depolama ile ilgili sevk idare yöntemleriyle ilgili eğitimler.
– İlk yardım eğitimi: Kızılay tarafından verilen temel bilgilendirme ve ileri aşamada müdahale ilkelerini kapsayan 1 haftalık eğitim.
– Yangın önleme ve müdahale eğitimi: İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından başlangıç yangınlarına müdahale, öncesi önlemler ve yangına karşı korunma ile ilgili eğitimler.
– Afet psikolojisi eğitimi: Afet öncesi hazırlık kapsamında afetten sonra doğrudan etkilenen, afeti yaşayanlar ve bölgede hizmet veren personelin bilgilendirilmesi ile ilgili seminer ve bir tam gün teorik uygulamalı eğitim.
– Amatör telsizcilik eğitimi: Telsiz Radyo Amatörleri Cemiyeti tarafından düzenlenen eğitimlerdir. Eğitim sonunda sınavda başarı gösterenlere amatör telsiz kullanma lisansı verilmektedir.
Modern afet eğitiminin hedefi, gelecekte yaşanabilecek olası afet ve acil durumları önlemeye ve
zararlarını azaltmaya yönelik duyarlılık seviyesini yükseltmek ve gerekli çalışmaların doğru bir şekilde yerine getirilmesine katkıda bulunmak olmalıdır.
TOPLUMSAL BİLİNÇLENDİRME KAMPANYALARI
Bilinçlendirme Kampanyası: Toplumdaki tehlikelerin farkında olunması için sürdürülen bir halk eğitimidir. Toplumdaki tehlikelerin neden olabileceği olası risklere karşı, bireylerin nasıl hazır olmaları gerektiğini öğreten bir süreçtir.
Bilinçlendirme kampanyalarının kapsamı:
• Toplumu bilgilendirmek ve eğitmek
• Hazırlığı artırmak
• Problemi gündemde tutmak
• Cesaretlendirmek, motivasyonu ve iyi niyeti artırmak olmalıdır
Bilinçlendirme kampanyalarının bileşenleri ise: Yaratıcılık, İlgi çekmek, Tekrarlama, Mesajı kuvvetlendirmektir.
Bilinçlendirme kampanyalarının hedef kitleleri: • Hedef kitle genel olarak kamuoyunun tümü olabilir. • Örneğin, aile ve kişisel hazırlıklar • Özel gruplar • Görme ve işitme engelliler• Öğrenciler
• Yaşlılar • Etnik gruplar • Ülke, il veya yerel seviyede olabilir.
Bilinçlendirme kampanyalarının yürütülmesi dört adımda gerçekleştirilmektedir. Bu adımlar sırasıyla;
1. Adım: Araştırma
2. Adım: Kitle Analizi
3. Adım: Geliştirme/Uygulama
4. Adım: Değerlendirme şeklinde sıralanabilir
Valilik-medya iş birliğiyle ABD’nin Washington ve Oregon Eyaletlerinde Çök-Kapan-Tutun tatbikatları bölgesel ölçekte her yıl (18 Nisan 2002’de saat 09:45-10:00 arası gibi) afetlere hazırlık kampanyası dâhilinde yapılmaktadır.
Yerel yönetim ve idareler tüm medya araçlarını kullanarak ve mevsimsel olarak ortaya çıkan afetlerin de zamanlarını göz önüne alarak kamu reklamlarıyla afet bilinci oluşturmak için yıllık iş planı hazırlayıp uygulamalıdır.
YANGIN SIRASINDA GÜVENLİK VE TAHLİYE EĞİTİMİ
Tüm iş yerleri ve yaşam alanlarında yangına karşı acil durum planı hazırlanması ve gerekli tatbikatların yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Yönetmelikte “yapı, bina, tesis ve işletmelerde oluşturulan ekiplerin personeli; amir, sahip veya yöneticilerinin sorumluluğunda yangından korunma, yangının söndürülmesi, can ve mal kurtarma ile ilk yardım faaliyetleri ve itfaiye ile iş birliği ve organizasyon sağlanması konularında, gerekirse mahalli itfaiye ve sivil savunma teşkilatlarından yararlanılarak eğitilir ve yapılan tatbikatlar ile bilgi ve becerileri artırılır. Ayrıca bütün görevliler ve gece bekçileri, binadaki yangın söndürme alet ve edevatının nasıl kullanılacağı ve en kısa zamanda itfaiyeye nasıl ulaşılacağı konularında tatbiki eğitimden geçirilir” denmektedir.
ÜNİTE 14
ULUSAL VE ULUSLAR ARASI MEVZUAT

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE ARAMA KURTARMANIN TARİHSEL GELİŞİMİ
Dünyadaki Tarihsel Gelişim
Afet yönetimi disiplini için de bu durum değişmemiş, insanlık, tarih boyunca yaşadığı afetlerden ders çıkarmış ve gerek bu afetlere daha etkin müdahaleyi gerekse bu afetlerin etkilerinin nasıl azaltılabileceğini sürekli sorgulayarak yeni yöntemler geliştirmiştir. ABD Federal Afet Yönetim Kurumu (FEMA) tarafından yaptırılmış olan bir tişörttür. Üzerinde Nuh’un Gemisi’nin bir çizimi ve “İlk Afet Yöneticisi (arama ve kurtarmanın ilk uygulaması)” ifadesi bulunan tişörttür. Bir diğer ilginç örnek ise, Roma İmparatorluğu zamanını işaret etmektedir. Dönem içerisinde yangınlar ile sıkça karşılaşan Roma halkının taleplerine uyan İmparator Augustus, “The Vigiles” ismi verilen ve kölelerden kurulmuş olan itfaiye gruplarını M.S. 6 yılında oluşturmuştur.
Tarihsel örnekler, dönemsel gereklilikler içerisinde anlayış değişikliğindeki süreci göstermesi bakımından da önemlidir. Bu bağlamda 14. yüzyıl Avrupası’nın “veba salgını”, yapılan gözlemler doğrultusunda tedavi tekniklerinin değişmesini, 17. yüzyıl Büyük Londra Yangını ise inşaat tekniklerinin değişmesini, daha önce ahşap olarak inşa edilen evlerin yangından sonraki dönemde briket ve taş malzemeler ile inşa edilmesini sağlamıştır.
Bu noktada, 1755 Lizbon Depremi’ne ve yaşananlara değinmek, bugünü anlayabilmek adına önemli ipuçları sunmaktadır. Tarihin de kayıtlı en büyük depremlerinden biri olan 9.0 büyüklüğündeki bu deprem ve sonrasında yaşananlar, aynı zamanda tarihteki ilk “koordinatif afet müdahalesi”nin de başarılı bir şekilde uygulandığı depremdir.
Arama ve kurtarmada “Afet Yönetiminin” ilk adımları “pasif korunma” kavramı altında I. Dünya Savaşı sonrası dönemde atılmaya başlamıştır. Bugün ifade edilen modern ve bütünleşik afet yönetimini doğuran kavram ise II. Dünya Savaşı sonrasında geniş ve sistematik bir biçimde uygulama alanı bulan “sivil savunma” dır.
90’lı yıllar, uluslararası kuruluşların daha etkin müdahil olmaya başlamalarıyla afet yönetimi anlayışının, dolayısıyla arama ve kurtarmanın) dünyada değişmeye başladığı yıllardır. Birleşmiş Milletler 90’ları, özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki afet zararlarının azaltılabilmesi için uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi amacını taşıyan “Uluslararası Doğal Afet Zararlarının Azaltılması On Yılı” olarak ilan etmiştir. Bu amaçla bu “on yıl” misyonu, üye ülkelerdeki doğal afetlerin önlenmesi veya etkilerinin azaltılabilmesi için kapasite geliştirilmesi ile mevcut bilim ve teknolojinin afet zararlarının azaltılması faaliyetlerine uygulanabilmesi için rehber oluşturulması olarak belirlenmiştir. Bu misyona yönelik olarak yürütülen faaliyetlerin değerlendirildiği 1994 Doğal Afet Zararlarının Azaltılması Konferansı’nda (Yokohama, Japonya) ise üye ülkeler “Daha Güvenli Bir Dünya için Yokohama Stratejisi ve Eylem Planı”nı oluşturmuşlardır.
Yokohama Stratejisi ve Eylem Planı’nın ardından 2005 yılında Japonya’nın Kobe kentinde düzenlenen 2. Afetlerin Azaltılması Dünya Konferansı’nda 2005-2015 yılları arasında afetlerin neden olduğu zararların azaltılmasını amaçlayan Hyogo Çerçeve Eylem Planı (HÇEP) hazırlanmış ve Birleşmiş Milletlere üye 168 ülke tarafından benimsenmiştir. Afet risklerinin azaltılması için bir eylem planı niteliği taşıyan HÇEP, 3 stratejik hedef ve 5 öncelikli eylem planından oluşmaktadır. Stratejik hedefleri; afet risklerinin azaltılmasının sürdürülebilir kalkınma plan ve politikalarına bütünleştirilmesi, afetlere karşı bilincin ve duyarlılığın oluşturulması için kurumların, mekanizmaların ve kapasitelerin geliştirilmesi ve mevcutların güçlendirilmesi ve afet risklerinin azaltılması yaklaşımlarının acil duruma hazırlık, müdahale ve iyileştirme programlarına sistematik olarak katılımı şeklindedir.
TÜRKİYE’DEKİ TARİHSEL GELİŞİM
1944 Öncesi Dönem: İlk yazılı örnek 14 Eylül 1509 yılında meydana gelen İstanbul depremi görülmektedir. 1930 yılında yürürlüğe giren 1580 sayılı “Belediye Yapı ve Yolları” kanunu ile Belediyelere, yerleşme ve yapılaşmalarla ilgili denetim görevi ile ihtiyaç sahipleri için konut inşa ettirmek görevi de verilmiştir. 1933 yılında yürürlüğe giren 2290 sayılı “Belediye Yapı ve Yolları” kanunu ile de Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri uygulanmakta olan Ebniye Kanunu 4–5 maddesi dışında tamamen değiştirilmiş ve şehirlerin imar planlarının hazırlanması, yeni yapılacak yapılar, yollar, ruhsat alınması, fenni mesuliyet, yapı denetimi konularına çağın şehircilik anlayışına uygun olarak yeni esaslar getirilmiştir. Aksaklıkları ortadan kaldırmak, meydana gelen doğal afetlerle ilgili Kızılay, İçişleri Bakanlığı vb. gibi teknik olmayan kuruluşlar eliyle yürütülen yardım çalışmalarını bir esasa bağlamak üzere 1939 yılında 3611 sayılı kanunla Bayındırlık Bakanlığı Kuruluş Kanunu değiştirilmiş ve yukarıda sayılan işlerle ilgili görevler Yapı ve İmar İşleri Reisliği adı altında yeniden düzenlenen birime verilmiştir.
26 Aralık 1939 yılında ülkemizde son yüzyılın en büyük depremi olan Erzincan depreminin meydana gelmesi ve bu depremde 32962 kişinin hayatını kaybetmesi ve 116720 yapının yıkılması veya ağır hasar görmesi üzerine o günkü Cumhuriyet Hükümeti bazı yasal düzenlemeler yapma ihtiyacı duymuş ve ilk kez 17 Ocak 1940 tarihinde 3773 sayılı “Erzincan’da ve Erzincan Depreminden Müteessir Olan Mıntıkalarda Zarar Görenlere Yapılacak Yapılar Hakkında Kanun” çıkarılmıştır.
1941–1942 ve 1943 yılları içerisinde ülkemizin birçok yöresinde yoğun su baskınlarının yaşanması üzerine 14 Ocak 1943 yılında 4373 sayılı “Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karsı Korunma” adı altında yeni bir kanun çıkarılmıştır. Bu kanunla Cumhuriyet Dönemi’nde ilk kez, su baskınları afetine karsı, afetler olmadan önce alınacak tedbirler belirlenmiş ve afet sırasında yapılacak çalışmalara yeni esaslar getirilmiştir.
1944–1958 Arası Dönem: 18 Temmuz 1944 tarihinde 4623 sayılı “Yer Sarsıntılarından Evvel ve Sonra Alınacak Tedbirler Hakkında” kanun çıkarılmıştır.( Erzincan, Niksar-Erbaa, Adapazarı-Hendek, Tosya-Ladik ve Bolu-Gerede depremleri). 1953 yılında Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve İmar İsleri Reisliği bünyesinde deprem bürosu kurulmuştur. Daha sonra 1955 yılında bu büro DE-SE-YA (Deprem, Seylap, Yangın) şubesi hâline getirilmiş ve doğal afet zararlarının azaltılması çalışmaları bu şube tarafından yürütülmeye başlanmıştır. 1956 yılında zamanına göre hayli ileri sayılan 6785 sayılı “İmar Kanunu” çıkarılmıştır. Bu kanunla yerleşme yerlerin belirlenmesi sırasında doğal afet tehlikesinin ortaya çıkarılması ve fenni mesuliyet sistemi ile yapı denetimi konularına önem ve öncelik verilmiştir.
1958 Sonrası Dönem: 1958 yılı ve sonrası ülkemizde doğal afet zararlarının azaltılması çalışmaları açısından önemli politika değişikliklerinin yaşandığı ve uluslararası alandaki yeni gelişmelere paralel olarak önemli gelişmelerin sağlandığı yıllar olmuştur. Özellikle ana görevi; Afetlerden önce ve sonra gerekli tedbirleri almak, ülkenin bölge, şehir ve köylerinin planlamasını yapmak, konut ve iskân sorununu çözmek, ülkedeki yapı malzemelerinin geliştirilmesi ve standartlarını hazırlamak olan İmar ve İskân Bakanlığı’nın Mayıs 1958 yılında 7116 sayılı kanunla kurulması ve bu kanunlarla ilgili görevleri Bayındırlık Bakanlığı’nın devir alması çok olumlu bir gelişme olmuştur. Yine aynı yıl 7126 sayılı “Sivil Müdafaa” kanununun çıkarılması ve bu kanun kapsamında doğal afetler sırasında gereken kurtarma ve ilkyardım çalışmalarının da dâhil edilmesi, bu konuda önemli bir boşluğu doldurmuştur. En önemli gelişme ise, 15.05.1956 tarihinde, çeşitli değişikliklerle bu gün hâlâ yürürlükte olan, 7269 sayılı “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun” çıkarılması olmuştur. 7269 sayılı kanunun zaman içerisinde ortaya çıkan ihtiyaçlar ve yeni gelir kaynakları aranması yönlerinden 1981 yılında 2479 sayılı kanunla, 1985 yılında 3177 sayılı kanunla ve son olarak da 1995 yılında 4133 sayılı kanunla bazı maddeleri değiştirilmiş veya bazı maddeler eklenmiştir. 28.08.1992 tarihinde 3838 sayılı “Erzincan, Gümüşhane ve Tunceli İllerinde Vuku Bulan Deprem Afeti ile Şırnak ve Çukurca’ da Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İlişkin Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Kanun” çıkarılmıştır. 23.07.1995 tarihinde 4123 sayılı “Tabii Afet Nedeniyle Meydana Gelen Hasar ve Tahribata İliştin Hizmetlerin Yürütülmesine Dair Kanun” çıkarılmıştır. Acele ile hazırlandığı için 3838 sayılı kanunun bütün maddelerini kapsayan bu kanun, 01.10.1995 Dinar depreminden sonra, 16.11.1995 tarih ve 4133 sayılı kanunla değiştirilmiş ve yeni bazı maddeler eklenmiştir. 17.08.1999 tarihinde yaşanmış deprem nedeniyle, 27.08.1999 tarih ve 4452 sayılı “Doğal Afetlere Karsı Alınabilecek Önlemler ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlememler Hakkında Yetki Yasası” çıkarılmış olup, 29.08.1999 tarih ve 23801 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü 583 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “Türkiye Acil Durum Yönetimi Başkanlığı” olarak kurulmuştur. 600 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü’ne dönüştürülmüş, (1) Genel Müdür, (4) Genel Müdür Yardımcısı ile (8) Daire Başkanlığı kadroları ihdas edilmiştir.
21 Mart 2000 tarih ve 2000/9 sayılı Başbakanlık Genelgesiyle Ulusal Deprem Konseyinin kurulması öngörülmüştür. Depremle ilgili güncel konularda bilimsel tartışmalar sonunda ulaşılan uzlaşma sonuçlarının kamuoyuna duyurulması amaçlanmaktadır. 8’i yer bilimci, 8’i inşaat mühendisi, 4’ü diğer alanlardan (mimarlık, kent planlaması, sosyal bilimler, tıp, çevre mühendisliği vb) olmak üzere 20 uzmandan oluşmaktadır. Bağımsız olarak görev yapmaktadır.
DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE ARAMA KURTARMA İLE İLGİLİ KURUM VE KURULUŞLAR
Dünyadaki Kurum ve Kuruluşlar
Uluslar arası sivil savunma örgütü (ICDO): Merkezi Cenevre’de bulunan örgütün, genelde Afrika, Ortadoğu ve Doğu Avrupa ülkelerinden oluşan 46 üyesi bulunmaktadır. Rusya, Çin ve Filipinler de örgütün üyesidir.
• Ortak amaçlara ulaşmak için bütün üyelerinin ve partnerlerinin kapasitelerini bir araya getirir.
• Ulusal Sivil Savunma yapılarını birleştirir ve onlara evrensel olarak tanınan ve kabul edilen değerler yoluyla ortak bir kimlik vermeye çalışır.
• Üyeleri arasındaki dayanışmayı destekler ve yardım eder.
Örgüt, doğal veya insan yapımı afetlerin önlenmesi, hazır bulunma veya müdahale boyutlarını kapsayan sivil savunma alanında devletler arasındaki iş birliğini teşvik etmek ve kolaylaştırmak amacıyla, 2000 yılında sivil savunma ile ilgili Çerçeve Anlaşması yayınlanmıştır.
Uluslararası arama kurtarma dayanışma grubu (INSARAG): INSARAG, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında yer alan gayriresmi dünya çapında bir ağdır. INSARAG 1991’de 1988 Ermenistan depremine müdahale eden uluslararası arama kurtarma takımlarının ilk adımı takip edilerek kurulmuştur. Birleşmiş Milletler çatısında örgütlenen INSARAG kurulduğu 1991 yılından bu yana kentsel arama kurtarma alanında faaliyet gösteren ve bu alandaki uluslararası standartları, metodolojileri belirleyen bir ağ olmuştur.
Uluslararası Kentsel Arama ve Kurtarma Desteği Hakkında BM Genel Kurul kararı’nın da temellerini oluşturmaktadır. INSARAG esasları, aynı zamanda, desteği alan ülkenin sorumluluklarını da belirlemektedir. Uluslararası SAR ekipleri için göç ve gümrük prosedürlerinin kolaylaştırılması ve ekiplere ulaşım, harita çevirmen, içme suyu, benzin ve sıkıştırılmış gaz gibi gerekli imkânların sağlanması için INSARAG, üç bölgesel grup olarak organize olmuştur: Afrika/Avrupa, Asya/Pasifik ve Amerika, INSARAG’ın yönetim birimi, bir yürütme kuruludur.
Alanda Operasyonlar Koordinasyon Merkezi (OSOCC) Felsefesi; OSOCC’un amacı, uluslararası yardım ve müdahale sağlayanların koordinasyonunda yerel yetkililere yardımcı olmak ve bilgi yönetim ve değerlendirmesini kolaylaştırmaktır. OSOCC’un yürüttüğü temel faaliyetler aşağıdaki gibidir:
• Uluslararası SAR ekiplerinin ulusal SAR operasyon planına tamamen entegre olmasını temin etmek amacıyla, yerel yetkililer ve uluslararası SAR ekipleri arasında arabirim görevi yapmak,
• Uluslararası SAR ekiplerine SAR operasyonlarını gerçekleştirebilmeleri için gerekli altyapı ve desteği sağlamak ve bu operasyonların yerel afet müdahale planına eş zamanlı girişini sağlamak,
• Uluslararası ve ulusal iyileştirme birimleri arasındaki bilgi alışverişini sağlamak
• İhtiyaç duyulduğunda alt OSOCC ve kabul merkezini kurmak ve izlemek,
• Ulusal yetkilerle iş birliği içerisinde, uluslararası SAR ekipleri için lojistik destek sağlamak.
SANAL OSOOCC; Internet üzerinden www.Reliefweb.int/VirtualOSOO adresinden ulaşılabilecek bir bilgi yönetim aracıdır. Sanal OSOOC, INSARAG’ın talebi üzerine, özelliklede büyük bir afetin ilk aşamalarında, yardım ve müdahale edenler arasında eş zamanlı bilgi alışverişine izin veren bir platform sağlamak amacıyla INSARAG Sekretaryası tarafından geliştirilmişti
Birleşmiş milletler insani yardım koordinasyon ofisi (OCHA) : Afetlere uluslararası yardım ve destek sağlanmasını koordine etmek, Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) görevidir. OCHA’nın uluslararası afet yardımlarını koordinasyon görevi, 1971 yılındaki Birleşmiş Milletler Genel Temsilcisi kararı 2816 (XXVI)’na dayanmaktadır.
OCHA, uluslararası yardım ve müdahale faaliyetlerini üç seviyede koordine eder. Birincisi, müdahale ve yardımda bulunan ülke ve örgütler arasında uluslararası seviyede, ikincisi, afetten etkilenen ülkenin başkentinde ülke seviyesinde ve üçüncüsü, afet bölgesindedir.

Bu koordinasyonu etkin bir şekilde yapabilmek için, OCHA birtakım araçlar geliştirmiştir.
• Hazırlığı sağlamak için 24 saat görev sistemi
• Uluslararası tarafları bilgilendirmek için Durum Raporları
• Belirlenen ihtiyaç ve önceliklere dikkati çekmek için bağış toplantıları
• Acil ihtiyaçları karşılayabilmek için acil nakit hibesi
• Afet yönetim kapasitesini ve askeri imkânların veri tabanı
• Alandaki değerlendirme ve koordinasyon kapasitesinin acilen sağlanması için UNDAC ekibi
•Alanda yardım ve müdahale ekiplerinin koordinasyonunu, kolaylaştırmak için gerekli altyapı ve uzmanlığı sağlamak üzere OSOCC
•Afetin yol açtığı çevresel tehditlerin olması hâlinde gerekli, önlemleri başlatmak, uzmanlar görevlendirmek
Uluslararası kızılhaç komitesi (ICRC): Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), merkezi İsviçre’nin Cenevre şehrinde bulunan özel ve bağımsız bir insani yardım örgütüdür. 1863 yılında kurulmuş olan örgüt (ICRC, faaliyetlerini Uluslararası İnsani Yardım Kanunu maddelerine dayandırmaktadır. Siyaset, din ve ideoloji alanlarında tarafsızdır. Kasım 2002 itibariyle, resmi olarak tanınan 178 adet Kızılhaç ve Kızılay Derneği bulunmaktadır. Bu dernekler, uluslararası ve ulusal seviyede, silahlı çatışmaların ve doğal afetlerin kurbanlarına acil iyileştirme sağlamakta ve toplum gelişimi, sosyal refah ve kamu sağlığı alanlarında (sağlık eğitimi, hemşirelik ve kan bankaları) çalışmaktadır. Ulusal dernekler; Kardeş dernekler, Federasyon Sekretaryası ve ICRC ile iş birliği içerisinde, uluslararası insani yardım yasaları, temel ilkeleri ve hareketin ideallerini tanıtmakta ve yaygınlaştırmaktadır. Bugün, 178 kurumsal üyesi, 97.5 milyon bireysel üye ve gönüllüsü ve yerel programlarda görev yapan 295.000 çalışanı ile Federasyon gerçek bir küresel varlık olarak mevcudiyetini sürdürmektedir. Uluslararası Kızılhaç – Kızılay Hareketinin temel ilkeleri olan insaniyetçilik, ayrım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu (gönüllü hizmet), birlik (teklik) ve evrenselliktir.
Türkiye’deki Kurum ve Kuruluşlar
Sivil Savunma Genel müdürlüğü: 24 Ekim 1945’de kurulan Birleşmiş Milletlerin ve 09 Nisan 1949 yılında kurulan NATO’nun temel amaçlarından biri de sivil savunmadır. Sivil Savunma yasa tasarısı 09 Haziran 1958 yılında kabul edilerek 28 Şubat 1959’da yürürlüğe girmiştir. Sivil Savunma teşkilatının kurulması, donatımı, eğitimi ve yönetimi için 7126 sayılı kanun gereğince Sivil Savunma Genel Müdürlüğü teşkil edilmiştir. İçişleri Bakanlığına bağlı olarak kurulan Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlarında Sivil Savunma Uzmanlıkları ile il ve ilçelerde Sivil Savunma Müdürlükleri vasıtasıyla bu hizmetleri 17 Aralık 2009 tarihine kadar yürütmüştür.
Kızılay Genel Müdürlüğü: 11 Haziran 1868 tarihinde “Mecruhin ve Mardayı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyeti” adıyla kurulmuş, 14 Nisan 1877’de “Osmanlı Hilaliahmer Cemiyeti”, 1923’de Cumhuriyet’in ilanından sonra “Türkiye Hilaliahmer Cemiyeti”, 1935’le “Türkiye Kızılay Cemiyeti” ve 1947’de “Türkiye Kızılay Derneği” adını almıştır. Kızılay, tüzel kişiliğe sahip ve özel hukuk hükümlerine tabi bir kurumdur. Uluslararası Kızılay Kızılhaç temel ilkeleri olan; insaniyetçilik, ayırım gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır kurumu niteliği, birlik ve evrensellik ilkelerine bağlı olarak faaliyet göstermektedir.Kızılay’ın görevleri; bu ilkeler çerçevesinde ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun”a istinaden hazırlanan 88/12777 sayılı Afetlere İlişkin Acil Yardım Teşkilatı ve Planlama Esaslarına Dair Yönetmelik” hükümlerince belirlenmiştir. Buna göre başlıca görevleri; acil barınma, acil beslenme, acil yardım desteği, kan ve kan ürünleri, kısmi acil sağlık ve psikososyal destek konularında faaliyet göstermektedir. Ankara, Manisa, Elazığ, Erzurum, Adana, İstanbul ve Düzce merkezler olmak üzere Türkiye genelinde 7 bölgede Afet Müdahale ve Lojistik Merkezleri vasıtasıyla 250.000 kişiye acil barınma ve beslenme hizmeti verebilecek kapasiteye sahiptir.
İtfaiye teşkilatı: İtfaiye personeli 24 – 48 ilkesine bağlı olarak, 24 saat tam gün çalışıp 2 gün dinlenmektedirler. Bu nedenle 3 vardiya olarak çalışmaktadırlar. İtfaiye teşkilatı çalışanlarına eğitim, Afet-ve Acil Durum Eğitim Merkezi tarafından verilmektedir. İtfaiye teşkilatının, yangınla mücadele çalışmalarında temel prensipler, hayat kurtarmak, mal kurtarmak ve çevreyi korumaktır. Yangınla mücadelenin yolları; önlemek, korunmak, kurtarmak, malların korunması ve yangının kontrolüdür. Daha sonra yangını söndürmek, ortamı havalandırmak, çevrenin bakımı ve onarımı gelmektedir.
Sağlık bakanlığı ve 112 acil sağlık hizmetleri:
Ulusal medikal kurtarma ekipleri (UMKE): UMKE, her ilde gönüllülük esasına göre sağlık personelinin katıldığı medikal timlerden oluşmaktadır. Her medikal timde iki doktor ve iki sağlık personeli görev almaktadır. Afet ve acil durumlarında, diğer arama ve kurtarma ekipleri ile koordineli çalışmaktadır.
Mahalle afet gönüllüleri (MAG): Mahalle seviyesinde, arama ve kurtarma görevi icra edebilecek gönüllülerden oluşturulmaktadır. Kocaeli, Yalova, İstanbul ve İzmir illerinde yapılanma devam etmektedir.Mahalle Afet Kurulu (MAK), Mahalle Afet Gönüllülerinin koordinasyon ve yönetim birimidir. Kurul, mahalle muhtarı başkanlığında dört asil üye ve yedeklerden oluşmaktadır. Asil üyeler, gönüllü koordinatörü, lojistik sorumluluğu ile risk ve hasar tespit sorumluluğu görevlerini almaktadırlar. 18 – 55 yaşları arasındaki sağlık problemi bulunmayan gönüllü mahalle sakinleri, 34 saatlik bir eğitim programı sonrasında MAG olabilmektedir. MAG’i 6 ila 10 kişilik ekiplere bölünerek, her ekibin bir lideri seçilmektedir.
Türk silahlı kuvvetleri: Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde profesyonel olarak bulunan AK ekipleri, Doğal Afetler Arama Kurtarma Tabur Komutanlığı (DAK) ve Jandarma Arama ve Kurtarma Timleridir (JAK).
Emniyet genel müdürlüğü: Afet ve acil durumlarda, arama ve kurtarma çalışmalarından çok bölgenin emniyete alınması, asayişin sağlanması, enkaz alanlarında yağmanın önlenmesi, arama ve kurtarma personelinin güvenliklerinin sağlanması, afet bölgesine ulaşımı kolaylaştıracak trafik önlemlerinin alınması, önemli devlet, dairelerinin ve arşivlerinin korunması, tarihî ve kültürel alanların korunması gibi görevleri üstlenmektedir.
TÜRKİYE’DEKİ YASAL MEVZUAT
Uluslararası Denizcilik Arama ve Kurtarma Sözleşmesi ve Uluslararası Denizde Can Güvenliği Sözleşmesi (SOLAS) şu anda yürüklükte olan sözleşmelerdir.

By admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir