Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Cihat mı, İcat mı?

admin
Ağustos 5, 2017

Açıklama akabinde kamuoyu nezdinde yeni müfredatlarla ilgili  en çok eleştirilen konuları,  üç ana başlık halinde şöyle sıralayabiliriz:

  1. Atatürkçülüğün detaylandırılmadan,  yoğun şekilde çıkarmalar yapılarak üstünkörü verilmiş olması.
  2. Cihat kavramının yerleştirilmesi.
  3. Evrim teorisine yer verilmemesi.

Öncelikle,  uzun  yıllardır eğitim-öğretim alanında dosdoğru bir yol  tutturabilmek ya da  rota çizebilmek için gerekli demokratik koşulları ve bilimsel aklı öne çıkaramadığımızı, zihinlerimizi ideolojik önyargılardan arındıramadığımızı ve kalplerimizi de tarihsel kökenli öfke ve intikam duygularından kurtaramadığımızı  ifade etmeliyim.

Eğitim-öğretim alanında,  ‘yenilik’  diye bizleri heveslendirerek ya da güdüleyerek önümüze sunulanlar, ne yazık ki,  her defasında  şeklen/esasen  sanki eskinin başka versiyonuymuş gibi değerlendirilebilir. Ve bilinmelidir ki,  bu kısır döngü içinde, döne döne okuyan kuşaklar oluyoruz. Bu döngü içinde de  ne üretebiliyoruz ne icat edebiliyoruz ne de çağdaş uygarlığa bir katkıda bulunabiliyoruz. Yalnızca ve yalnızca ideolojik haz ve zevk yaşayabiliyoruz. Bu bağlamda diyebiliriz ki, eğitim-öğretimin hayatımıza olan katkısı ve yansıması bundan ibaret olarak kalıyor. Bu bakımdan,  üzülerek ifade etmeliyim ki,  geriye dönüp bakıldığında ne dünün bugünden ne de bugünün dünden bir farkı var.

Çocuklarımıza devamlı ideoloji yüklüyoruz. Mütemadiyen muhtelif şekillerde ve versiyonlarda, ideoloji pompalıyoruz.  Ya da ‘dava’  diye nitelendirdiğimiz birtakım öğretiler veya doktrinler içinde beyinlerindeki bilime yatkın alanları daraltıyoruz, düşünme/muhakeme güçlerini zayıflatıyoruz. Aklı zayıflatıp duygusallığı baskın hale getirerek, gelecek kuşakları, eğitim-öğretim tezgahında ideolojik inanmışlığa ve adanmışlığa hazır hale getiriyoruz. Ve bu nedenle gelecek kuşaklarımızı hep kaybediyoruz, kurban ya da heba ediyoruz.

Eski Türkiye’de,  yoğun  Atatürkçülük  öğretimi  ve  güzellemesi  bizi muasır medeniyetler seviyesine mi yükseltti? İcat yapmamızı mı sağladı? Üretime dayalı bir ekonomiyi mi ortaya koydu ve geliştirdi?

Hayır, ‘Atatürkçülük’  ideolojik şekilciliğin ya da süksenin bir dayanağı oldu. Ve onunla oyalandı, ruhunu okşadı. Ama kazanım yok. Elde var sıfır.

Yeni Türkiye’de,   bu sefer de ‘Atatürkçülük’ müfredatta  azaltılıyor, cihat kavramı öğrencilere öğretiliyor ve cihada güzellemeler yapılıyor. Cihat kavramı,  günümüzde kur’an-i anlamından çok uzakta algılanılıyor, aslında birçok riski de beraberinde taşıyor. Bu kavramın öğretimi, iyi niyetlerle olsa da, bu algılamadan ötürü tehlikeli yerlere kayabilir. Allah korusun, cihat istismarcılarının kendilerine adam devşirmede okullar meskeni konumuna  gelebilir. Görülen odur ki, eğitim-öğretime hangi ideolojik noktadan bakarsanız bakın, eğer ki ideolojik bakıyorsanız,  bunun ölçüsünü ve dozunu kaçırıyorsunuz. Olan ise, o an eğitim-öğretim içindeki faal kuşağa oluyor.

Keşke, kamuoyu ‘’CİHAT’lı müfredat’’ tepkisi yerine ‘’İCAT’lı müfredat’’ tepkisi verebilseydi… Böyle bir tepki beklentisi,  kamuoyunun haklı talebidir… Bunun için ise yetkililerin ve sorumluların,  üretime ve icada odaklanan bir eğitim-öğretim alanına dair  bir hayali kuruyor olması, bunu gerçekleştirmeye zihnen ve kalben hazır olması gerekiyor…  Bence, Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihsel olarak geri dönüşü olumsuz birçok deneyim ve birikim ile bunu başarabilecek potansiye ve yetkinliğe haizdir… Yalnızca, eğitim-öğretim sahasını, kendi ideolojik hazlarımızı yaşayacak oyun ve oyalanma alanı değil, ülkenin ve milletin yararını ve çıkarını gözeten,  bilimin tadına bakan, üretime  ve icada odaklanan bir laboratuvar alanı olarak görmemiz gerekiyor.

Çocuklarımız, okullarda İDEOLOJİLERİN güzellemesini değil, BİLİMİN güzellemesini görmek istiyor artık… İDEOLOJİLERİN tadına değil, icatların tadına bakmayı amaçlıyor… Ve çocuklarımız okullarda,  bilimin, icatların ve üretimin zevkini /tadını çıkarmayı hayal ediyor… İnanınız, memleket çocukları, eğitim-öğretim sahasındaki ideolojik çarpışmalardan bıktı, onun için kışla-okul-cami alanlarında asla siyaset olmamalı diyoruz… İdeolojinin yeri  siyasi  arenasıdır…  Çocuklarımız, okullarında kavga gürültü istemiyor, yalnızca ve yalnızca döne döne (bizim oğlan okur döner döner tekrar okur’dan esinlenilmiştir) değil, ilerleyerek okumak istiyor… Her okumanın ülkeye, millete ve uygarlığa katkısını görmek istiyor… Bu nedenle devletimiz ise gelecek kuşakların bu amacı için bu amaca hizmet edecek koşulları ve imkanları sağlamalıdır… Bu, onun hem misyonunun hem de vizyonun bir gereğidir diye düşünüyorum…

Efendiler!

Öğretim programlarımızın çıktıları ne icat ne üretim… Öğretim programlarımızın çıktıları, geçmişten günümüze hep öfke ve kin…  Bu nedenle hep kavga halindeyiz ve kardeşliğimize bu kavgalar çok zarar veriyor…  İcatlarımız yok, bilimsel buluşlarımız yok, Sayın Aziz  SANCAR  teknolojik ithalatın gelişim olmadığını, icat ve buluş yapmamız gerektiğini, İslam Dünyası’nın bir parçası olarak artık uygarlığa katkıda bulunmamızı bize salık ediyor… Ama kendisini  dinleyen yok…  İcat ve buluş yapamadığımız gibi üretemiyoruz da… Arpa, pirinç, mısır gibi tarımsal ürünleri ithal ediyoruz… Yani, eğitim-öğretim sahasını,  bilimsel alan ve laboratuvar dışında ekonomik alana da  entegre edememişiz… Düşünmemiz gerekmez mi? Ama nerde?

Varsa yoksa, ideolojik kavgalar… Atatürkçülük-cihat-evrim üçgeninde sıkışıp kaldık valla… Ama gına geldi… Aklımızı başımıza almalıyız, yoksa çağdaş uygarlığın seviyesine çıkmayı bırakın, çok gerisinde kalacağız…

Hatırlatma:

Atatürk, Atatürkçülüğü değil, gelecek nesillere bilimi ve aklı miras bırakmıştı… Muasır medeniyetler seviyesine yükselmeyi,  bir vizyon olarak çizmişti…

Dinimiz ise akletmeyi-düşünmeyi telkin ediyor… Düşünsel gücü ve aklın gücünü kullanmamızı istiyor… Tabi, Allah’ın sırlarına vakıf olabilmenin bir yolu ve onu bulmanın bir yöntemi olarak…

Ne yazık ki, siyaset aklımızı da,  düşünme gücümüzü de zayıflatıyor ve bunların özgürlük alanlarını daraltıyor… Onun için icat ve üretim çıktısı öngören öğretim programları yapıp icada ve üretime odaklanan OKULU, bunlara  güdülenen ve motive olan ÖĞRENCİLERİ meydana getirmeliyiz ve  bunlara kat’a siyaseti ve ideolojiyi bulaştırmamalıyız…

NOT: NE GÜZEL OLURDU, İCAT GÜZELLEMESİ YAPILAN BİR MÜFREDAT, GELECEK KUŞAKLARI İCADA TEŞVİK EDEN VE ÖZENDİREN…  AMA NE YAZIKTIR Kİ,  MÜFREDATTA GÜZELLEMELERİMİZ HEP İDEOLOJİK… BU SIĞ VE KISIR DÖNGÜ DURUMDAN KAFALARIMIZI VE KALPLERİMİZİ KURTARMALIYIZ ARTIK…

Saygılar…

Yusuf SEVİNGEN



Kaynak

Ara Dönem (Vize) Sınavları
01 ARALIK – 02 ARALIK 2018




25 soruda 2018 Yılı Yaz Tatili Mazeret Atamasında Merak Edilen Herşey Sedat Deger Yazdı Eğitimci Yazar Sedat DEGER yayımlanan duyuru ile 2018 Yılı Ya... Devamı

Ağırlıklı Not Ortalaması(ANO) ve Ağırlıklı Genel Not Ortalaması (AGNO) kavramları, öğrencinin bir üst yarıyıldan ders alıp alamayacağının, DC ve DD a... Devamı

İstanbul Auzef Harç Metaryal Eğitim ücretleri ; SAĞLIK ALANINDA LİSANS TAMAMLAMA  (AÇIK ÖĞRETİM) DÖNEMLİK TOPLAM ÜCRET  Sosyal Hizmet 950 TL –  Acil ... Devamı

YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU 5’lik Sistemdeki Notların 100’lük Sistemdeki Karşılıkları tablosu için görmek için aşağıdaki linke tıklayınız. 5’lik Sistemin 1... Devamı

YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU 4’lük Sistemdeki Notların 100’lük Sistemdeki Karşılıkları tablosu için görmek için aşağıdaki linke tıklayınız. 4’lük Sistemin 1... Devamı

2016 yılı Sağlık Lisans Tamamlama Yerleştirme Puanları ; Yerleştirme işlemleri, adayların ön lisans not ortalamalarının 2 ile çarpılarak elde edilen ... Devamı